Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/5925 K.2025/12207

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/5925 📋 K. 2025/12207 📅 22.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/5925 E.  ,  2025/12207 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1970 E., 2024/4406 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/136 E., 2022/198 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, dava dışı ...'den İzmir 5. Aile Mahkemesinin 2018/230 Esas ve 09.04.2018 tarihli kararı ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması gerekçesi ile boşandığını, boşanma sonrasında maddi destekten yoksun kalan davacının, ... babasından ölüm aylığı almaya başladığını, davacının, davalı Kurumdan, ... nolu dosya üzerinden aylık almaya devam ederken muvazaalı boşanma sebebi ile aylığının kesildiğini ve davacıya borç bildirim kağıdı gönderildiğini, Kurumca verilen karara karşı itiraz edildiğini, davalı kurumca 28.01.2020 tarihinde ret yönünde karar verildiğini, ilgili kararın davacıya tebliği üzerine bu davanın açılması mecburiyetinin doğduğunu, davacının yapmış olduğu itiraz üzerine verilen ret kararında müvekkilin dava dışı ... ile boşanmasının muvazaalı olduğu yönünde ihbar olduğunun ve bu durum üzerine davalı kurum tarafindan tespitler yapılıp tutanaklar tutulduğunun ve bu tutanakların aksi ispat edilene kadar geçerli olduğunun ifade edildiğini, davacının, dava dışı ... ile olan boşanma davasının muvazaalı değil gerçek bir boşanma işlemi olduğunu, evlilik birliğinin boşanma ile sonuçlanması ile birlikte dava dışı ...’in ortak konutu terk ettiğini, bu tarihten sonrada fiili olarak birlikte yaşamadıklarını, sadece müşterek iki çocukları olduğu için sınırlı olarak münasebetlerinin olduğunu,davalı idarenin dava konusu işleminin hukuki dayanağının 5510 sayılı Kanun'un 56/2 maddesi bendi olduğunu, madde uyarınca madde ve gelir aylıklarının kesilmesi ve ödenen aylıkların iadesini için eşlerin boşandıktan sonra aynı çatı altında sürekli birlikte yaşamak iradesinin araştırılıp tespitinin gerektiğini, müşterek çocukların psikolojik sağlıklarını korumaları ve anne ve babaları ile birlikte duygusal olarak tatmin yaşamaları açısından mümkün olmadığını, bu sebeple davacının dava dışı ... ile ebeveyn olmaları sebebi ile iletişiminin elbette olduğunu, ancak bu durumun muvazaanın varlığını değil eski eşlerin ebeveyn olmak sebebi ile ilişkilerinin devam etmesinin bir sonucu olduğunu beyanla, ölüm aylığının kesilmesi ve borç tahakkuk ettirilmesine dair işlemin iptaline, davacının, davalı kuruma borçlu bulunmadığının tespitine, ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsiline ve kesilen aylığın tekrardan bağlanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumca, davacıya, vefat eden sigortalı babası ....'dan hak sahibi kız çocuğu olarak ölüm aylığı bağlandığını, Kurum Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Hizmet Akdiyle Çalışanlar Emeklilik Daire Başkanlığının ve Adana Çukurova Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü tarafından yapılan istem üzerine yapılan tahkikat ile babasından ... tahsis nosuyla aylık almakta olan davacının boşandığı eşi ... ile birlikte boşandıktan sonra yaşamaya devam ettiğinin tespit edilmesi üzerine aldığı aylığın 5510 sayılı Kanun'un 56.maddesi gereğince kesildiğini, bu tespite istinaden de tahsis tarihinden itibaren bağlanan aylıkların kesildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi kapsamında kurum zararının tahsili aşamasına geçildiğini, yerinde denetim yapıldığını, Sosyal Güvenlik Denetmeni ... tarafından tespit edilen adreslerde yapılan yerinde denetim ile 31.07.20 19... /. sayılı raporun tanzim edildiğini, adreslerde yapılan görüşmelerde davacının komşuları ve apartman görevlisi ile görüşüldüğünü, alınan beyanlarda davacı ile ...'in aynı adreste çocukları ile oturduğunun ifade edildiğini, aynı denetimde davacının da beyanlarının alındığını, davacının beyanının alındığı adresinde boşandığı eşi ...'in mernis kaydı ile uyumlu olduğunu, tahsis aşamasında beyan ettiği adresin ise çocukların okulları için verilmiş adres olduğunu ikrar ettiğini, beyanların imza ile tevsik edildiğini, davacıya ait medula kayıtları gereğince kullandığı ilaçların teminine ilişkin olarak ... ile birlikte fiilen yaşadıkları ikamete yakın eczaneden temin edildiğinin de tespit edildiğini, yapılan tespitler neticesinde davacının boşandığı halde eski eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğinin belirlenmiş ve davacının vefat eden babasından bağlanmış ölüm aylığının 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi kapsamında iptal edilmiş ve yersiz ödenen aylıkların tahsili içinde işlemlerine başlanmış olduğunu, yapılan tespitin usulüne uygun resmi kanallar aracılığı ile ispatlanmış olması karşısında ve davacı asilin ikrarı karşısında yasanın tanımı üzerine boşanmaya rağmen eşlerin fiilen birlikte yaşamaya devam ettikleri tespit edilmiş olduğundan Kurum işlemlerinin hukuka uygun şekilde yerine getirildiğini beyanla, hukuka aykırı taleplerle açılmış davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının boşandığını, mahalle baskısı ve rahatsız edilmemek amacıyla apartman sakinlerinden gizlediğini, bu nedenle komşular tarafından davacının boşandığının bilinmediğini, dosya kapsamından davacının boşandıktan sonra eski eşi ile birlikte yaşamadığının anlaşıldığını beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.