Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/2149 K.2025/12137
10. Hukuk Dairesi 2025/2149 E. , 2025/12137 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/439 E., 2022/894 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/640 E., 2021/800 K.
Taraflar arasında iş kazasından tazminat istemine ilişkin dava neticesinde İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı .... San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davacı ve davalı .... San. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği, ihbar olunan ... Sigorta A.Ş. vekilinin de davacı vekili temyizine cevapla temyiz dilkeçesi mahiyetinde dilekçe sunduğu, temyiz incelemesinin davacı vekili tarafından duruşma istemli icra edilmesinin talep edildiği anlaşıldıktan duruşma günü için tayin edilen 12.11.2024 günü için yapılan tebligatlar üzerine duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. ..., davalı ... San. ve Tic. A.Ş. adına Av. ...'ın geldikleri diğer davalı ile ihbar olunan adına gelen olmadığı görüldükten, gelenlerin yüzlerine karşı açık duruşmaya başlanarak sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra dosyanın eksiklik ikmali için mahalline geri çevrilmesine karar verilip eksiklik ikmal edildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... Toplu Konutları ... Toplu Konut inşaatlarında (...’ın işverenliği, ... Ltd. Şti.’nin yükleniciliğinde) ... Ltd. Şti.’nin işçisi olarak, kalıpçı inşaat işçisi görevinde çalışmakta iken; 06.01.2011 tarihinde şantiyedeki inşaat çalışmaları esnasında inşaatın 6. katından aşağı düştüğünü ve yaralandığını, 23 gün yoğun bakımda kaldığını ve sonrasında da tedavisinin uzun süre devam ettiğini, davacının geçirdiği iş kazası sonucu sol ayağı, sol kolu ve boynunun kırıldığını, kısmi hafıza kaybına uğradığını, vücut sağlığı ve bütünlüğünün bozulduğunu, artık ustası olduğu kalıpçılık işini kırılma sonucu özellikle el bileklerinin geri dönülemez şekilde hasar uğraması sebebiyle yapamaz hale geldiğini, nitekim iş kazası sonrası SGK’dan alınan sağlık raporu ile müvekkilinin % 40 oranında iş göremez hale geldiğinin de tespit edildiğini, mezkur olayın iş kazası olduğunu ve bu kapsamda asıl-alt işverenleri olan davalıların sorumluluklarının doğduğunu, müvekkilinin, çalışıp ailesini geçindirmesi gerekirken malul kaldığını ve bu hususun psikolojisini olumsuz yönde etkilediğini, iş kazasının meydana geldiği tarihte net ücretinin 2.200,00 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 1.000,00 TL maddi tazminat, 300.000,00 TL manevi tazminat alacağının faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ihale makamı olarak düzenlediği ihale neticesinde diğer davalılar yüklenici şirket ile arsa satış sözleşmesi imzaladığını, yüklenici şirket sözleşmeye konu işi ...'tan bağımsız bir şekilde inşa edip satış işlemlerini de gerçekleştirildiğinden ...'a husumet yöneltilemeyeceğini, düzenlenen ihale sonucu, ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ile anahtar teslimi üzerinden 7.7.2009 tarihinde Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı Usulü İle Yapılması İşine Ait Sözleşme imzalandığını, ...'ın istihdam eden sayılmadığından, müteahhidin veya taşeron çalışanlarının uğradığı kazalarının muhatabı olmadığını, bu durumun mahkeme kararı ile de sabit olduğunu, iş sahibi ile müteahhit arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisi olmadığını beyanla müvekkili yönünden davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... İnşaat A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin yüklenicisi olduğu söz konusu projede ... İnşaat müvekkili şirketin taşeron şirketi konumunda olduğunu, davacının ilgili firmanın çalışan işçisi olup müvekkili şirketle hiçbir akdi hukuki bağ ve münasebeti bulunmadığını, bu itibarla, diğer davalı ... İnşaat bünyesinde görev almış bulunan davacının ikame ettiği işbu davanın müvekkili şirket açısından öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının işini ifa ettiği müvekkili şirket projesinde iş güvenliğine ilişkin tüm önlemlerin ilgili yasal mevzuata uygun şekilde eksiksiz olarak alınmış olup müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, kazanın müvekkili şirkete ait şantiye sahasında gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli olmadığını, taşeronların istihdam edeceği işçilerin çalışmalarında gereken her türlü güvenlik tedbirini zamanında almak, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü ve Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü hükümlerini yerine getirmekle yükümlü olduklarını, inşaat sırasında meydana gelecek kazalardan ve bu kazaların sebep olacağı zararlardan doğrudan doğruya taşeron firmaların sorumlu olduğunun kabul edildiğini, müvekkili şirketin mühendisleri, işyeri hekimi, iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ve tüm teknik personeli ile taşeron temsilcilerine her ay düzenli eğitimler verdiğini, bu eğitimler işçi sağlığı ve güvenliği kurul toplantı tutanakları ile imza altına alındığını, iş güvenliğine yönelik bütün alet ve edevatlar müvekkili şirket tarafından taşeron firma olan Vartaş İnşaata teslim edildiğini, müvekkilinin meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
3.Davalı Vartaş İnşaat tarafından davaya karşı cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı .... San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesince özetle; ... A.Ş. bakımından aktif husumet yokluğundan red karar verilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında alt üst işveren ilişkisinin bulunduğunu,
Davacıya atfedilen %30 kusur oranının çok yüksek olduğunu, davacının ücretinin asgari ücrettten belirlenmesi dosya kapsamına ve emsal Yargıtay kararlarına aykırıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgeledrin davacının ücretini teyit eder nitelikte olduğunu, kaldı ki dosya içerisinde 2011 yılına ait TÜİK verisinin bulunmadığını, 2014 yılına ait TÜİK verisinin 2011 yılına uyarlanmasının yasal dayanağının bulunmadığını,
Manevi tazminat tutarının düşük olduğunu belirterek istinafa başvurmuştur.
2.Davalı ... İnşaat A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Davacıya emniyet kemeri teslim edilmiş olmasına rağmen, davacı emniyet kemerini takmadığı için kazada tüm kusurun çalışanda olduğunu, buna rağmen; iş kazasında davacının sadece %30 oranında kusurlu bulunduğu varsayımına dayanılarak, tazminat hesaplamalarının yapılmış olması kararın hatalı olduğunu, davacıya gereken bütün iş güvenliği uyarılarının yapıldığını, raporda davacı için belirlenen %30 kusur oranını kabul etmediklerini,
Kararın öncelikle bu kapsamda bozulması gerektiğini,
Karara esas alınan ek raporda; kök rapora itiraz dilekçelerinde belirtmiş olmalarına rağmen Kurumca davacıya yapılan bir geçici iş göremezlik ödemesi var ise işbu ödemenin de hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiği yönündeki itirazlarının dikkate alınmadığını,
3.Diğer davalı ...’ın davacıya kaza sonrası bir miktar ödemeler yaptığı dosyada mübrez dekontlarla ile de ortada iken söz konusu tutarların da tazminat hesabından düşülmesinin gerektiğini,
Davacı lehinde hükmedilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu ileri sürerek istinafa başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususun bulunmaması nedeniyle istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesi kararının sonuç olarak, maddi vakıa, usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf sebep ve gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili ile davalı .... San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı .... San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi.
3. Değerlendirme
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davaya konu iş kazasının 06.01.2011 tarihinde davalı ... Şirketinin ... Toplu Konutları ... Toplu Konut Alanı (... Adalar Projesi) Arsa Payı Karşılığı Gelir Paylaşımını ihale ile alan ... şirketi ile yapılan sözleşme ile inşaatın yapılması ve pazarlanması işini … Ltd Şti’ye verdiği bu şirketin de inşaat kalıp işlerini davalı ... Ltd. Şti.’ye verdiği davacının ... Şirketinde, inşaat kalıp ustası olarak inşaatın 2. bloğunun 5. katında tünel kalıpta çalışmaktayken bu dosyadaki ve Dairemizden onanrak geçen rücu davasındaki kabule göre; bir üst kat olan 6.katta tünel kalıptan düşen beton parçası ile dengesini kaybederek önce bir kat aşağı sonra da 5 kat aşağı 15 metre düşerek yaralanması şeklinde gerçekleştiği, Mahkemece kusur oran ve aidiyetinin tespiti hususunda aldırılan 22.04.2021 tarihli kusur heyet raporunda davalı ... Şirketinin asıl işveren sıfatıyla %35 oranında, davalı ... Şirketinin alt işveren sıfatıyla %35 oranında, davacı kazalının ise kaza tarihinde 40 yaşında ...'in, yüksekte yaptığı çalışmalarda emniyet kemeri kullanması, yaşam hattı çekilmemiş bölgede çalışmalarını yürütmemesi, yaşam hattı çekilmesine yönelik işverenine bilgi aktarması, inisiyatif almaması, yüksekten düştüğünde ciddi şekilde yaralanabileceğinin ve hatta hayatını kaybedebileceğinin bilincinde olması, çalışmaları sırasında daha özenli ve tedbirli davranması, iş güvenliği kurallarına riayet etmesi, çalışması sırasında iş güvenliği usul ve esaslarına uygun davranması gerekçeleriyle %30 oranında kusurlu olduğu yönünde tespit yapıldığı, Mahkemece anılan raporun hükme esas alındığı, davacı vekilince dava dilekçesinde davalıya ait iş yerinde kalıpçı ustası olarak aylık 2.200,00 TL net ücretle çalışıldığının iddia edildiği, Mahkemece Yol-İş Sendikası ile Dev Yapı İş Sendikalarından emsal ücretin sorulduğu, başkaca araştırma yapılmaksızın dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, 10.08.2021 tarihli kök hesap raporunda sendikalardan gelen yazı cevaplarında belirtilen ücretin davacının iddia ettiği ücretten daha yüksek olduğu gerekçesiyle iddia gibi kazalının ücretinin aylık 2.200,00 TL olduğunun kabulü ve asgari ücretin 3.86 katı tespiti ile davacının maddi zararının 299.114,48 TL olarak hesaplandığı, davacının anılan rapora itiraz etmediği, rapor gibi talebini maddi tazminat yönünden arttırdığı, davalı tarafça rapora yapılan itirazlar üzerine Mahkemece dosyanını ek hesap raporu aldırdığı, 14.10.2021 tarihli ek hesap raporunda TÜİK emsal ücret verisi ile Çevre Şehircilik Bakanlığı Fen İşleri Yüksek Kurulunca belirlenen emsal işçilik ücretlerinin ortalaması alınmak suretiyle davacının ücretinin asgari ücretin 1.46 katı olduğu tespiti ile maddi zararın 148.190,49 TL olarak belirtildiği, iş bu belirleme yapılırken Kurumca davacıya istirahat süresi için 73 gün karşılığı ödenen 1.137,23 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin kusur karşılığının mahsup edilmediği, Mahkemece 14.10.2021 tarihli ek hesap raporunun hükme esas alınması suretiyle davacı lehine maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmıştır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı).
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan, iş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararlarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir.
Son olarak, SGK gelirlerinin ( geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerli gelir ) tenzilinde kamu düzeni ilkesi kapsamında uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı TBK'nun 55. maddesi kapsamında rücu edilebilir olan kısmının hesaplanan tazminat alacağından tenzil edilerek davacının netice tazminat alacaklarının belirlenmesi gerektiği açıktır.
Somut olayda, davaya konu iş kazasına ilişkin Kurumca açılan rücuen tazminat talepli İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2014/367 Esas sayılı dosyasında hükme esas alınan 08.09.2025 tarihli kusur bilirkişi heyet raporunda davacı kazalıya %20 oranında kusur atfedildiği, hükmün davacı Kurumun temyizi üzerine Dairemizin 02.10.20 19... /40 31... Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, yine dosya kapsamına göre iş güvenliği eğitimine yönelik davacıya sadece oryantasyon eğitimi verildi İSG eğitimi verilmediği, emniyet kemeri teslim edildiği ancak yaşam hattı kurulduğuna dair bir tespitin olmadığı hususları birlikte gözetildiğinde Mahkemece hükme esas alınan 22.04.2021 tarihli kusur raporunun davacıya atfedilen kusur oranı yönünden rücu dosyasında esas alınan rapor ile çelişki oluşturması ve oluşa uygun görülmemesi nedeniyle eksik araştırma ve incelemeye dayandığı anlaşılmakla bu suretle hüküm tesis edilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca davacının sendika üyesi olduğuna dair iddia ve ispat bulunmadığına göre yalnızca sendikalardan emsal ücretin sorulması suretiyle ücret tespitinde dosya kapsamına göre yeterince araştırma yapılmaksızın ve TÜİK ve Fen İşleri Kurulu ücret miktarlarının ortalamasının alınması suretiyle davacı ücretinin tespiti ve hesaplanması hatalıdır. Son olarak davacıya Kurumca ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin hesaplanan maddi tazminattan yukarıda değinilen TBK 55.madde hükmüne aykırı olarak mahsubunun yapılmaması yine hatalı olmuştur.
O halde Mahkemece yapılacak iş; yukarıda yapılan açıklamalar gereğince rücu ve ceza dosyasına ilişkin tüm bilgi ve belgeler getirtilerek rücu ve ceza dosyası içeriği ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi suretiyle davacı itirazlarını da karşılar ve rücu dosyasında esas alınan rapor ile çelişkileri giderir mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın alanında uzman A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranlarını çelişkiye mahal vermeyecek şekilde belirlemek ve kesinleştirmek devamla davacı işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek ve sonucuna göre yeniden hesap raporunun alınmasının gerekmesi halinde ve her halde davacının maddi zararını TBK 55. madde hükümlerini gözeterek geçici iş göremezlik ödeneğinin tenzili suretiyle tespit ettirmek dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklara riayet eden usulüne uygun karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Davacı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı ...'ne yükletilmesine, Davalı ... avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.