Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/6740 K.2025/12122
10. Hukuk Dairesi 2025/6740 E. , 2025/12122 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2237 E., 2025/106 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/552 E., 2023/872 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili davacının 1997 yılında ... Gelişimi bölümünü bitirdiğini, buna mutakiben ... Üniversitesi bünyesinde bulunan yuvada 19.10.1998 tarihinden başlayarak çocuk yuvasında öğretmen olarak çalıştığını, fakat daha sonra SGK dökümlerinde görüleceği üzere o dönem kısmi zamanlı öğrenci statüsünde çalıştığını ve SGK primlerinin ödenmediğini öğrendiğini, ayrıca l9.10.1998 tarihinde başlamasına rağrnen ek olarak sundukları işe giriş bildirgesinde işe alındığı tarih 16.02.1999 olarak gösterildiğini, davacının kısmi zamanlı öğrenci statüsünde çalıştırımış ise de kendisi bu tarihlerde ... Üniversitesinde okul öncesi Öğretmenliği bölümünde öğrenci olmadığını, davacının ... üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Okul Öncesi okumaya başladığını, müvekkilinin öğrenci işçi statüsünde davalı Üniversitede Çocuk yuvasında öğretmen olarak 19/10/1998-01/07/2003 arasında aralıksız ve sürekli 08.30-18.00 arası tam zamanlı olarak çalıştığını, davalı Üniversite bünyesinde tam zamanlı çalışmalarına rağmen, aylık çalışmalarının, 16/02/1999 tarihli SGK işe giriş bildirgesi ile iş kazası ve meslek hastalığı primi ödenerek kısmi zamanlı öğrenci işçi olarak bildirildiğini, ancak tüm çalışmalarının kuruma bildirilmediğini belirterek, davacının 19/10/1998-01/07/2003 arası tam zamanlı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacının 2547 Sayılı Kanun'un 46. maddesi uyarınca İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları primi ödenmek üzere kısmi zamanlı öğrenci olarak kısmi süreli olarak çalıştığını, davacının bu şekilde çalışması ile tam süreli çalışan işçi olarak kabul edilmeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Feri müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde, davacının davalı işyerinde 2547 sayılı Kanun'un 46. maddesine göre kısa vadeli sigorta kollarına tabii olarak hizmet bildiriminin yapıldığını, davacının işçi sayılmayacağını, belirtilen tarihler dışında Kuruma verilmiş herhangi bir kayıt ya da belge bulunmadığını, Kurum kayıtlarının gerçek durumu yansıttığını, aksinin eşdeğer yazılı belge ve kayıtla ispatının mümkün olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kabulü ile
1-Davacının 19/10/1998-30/06/2003 tarihleri arasında davalı üniversite nezdinde sürekli ve kesintisiz olarak asgari ücret ile çalıştığının tespitine,
2-05/05/2003 tarihli bilirkişi raporunun ve eki olan 3 sayfalık tespit tablosunun kararın eki sayılmasına" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde; kamu kurumu olması nedeni ile usulsüzlük yapılmasının mümkün olmadığını, davacının kısmi zamanlı olarak 2547 sayılı Kanun m.46 kapsamında çalıştığını, kararın bozulmasını davanın reddini savunmaktadır.
2. Fer'i müdahil Kurum vekili, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde; dava tarihi itibari ile hak düşürücü sürenin dolduğunu, mevzuata uygun olarak davacının Yüksek Öğretim Kurumunda kısmi zamanlı öğrenci çalıştırılmasına dair 33918 sayılı Yönetmeliğe uygun olarak çalıştırıldığını, kararın bozulmasını davanın reddini savunmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 19/10/1998-01/07/2003 tarihleri arasında davacının davalı Üniversite nezdinde çalıştığının tespitine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
3. Mahkemenin yazılı hükmü eksik araştırmaya dayanmaktadır. Mahkemenin gerekçesinde belirttiği davacıya ait 16/02/1999 tarihli işe giriş bildirgesi mevcut ise de hizmet döküm cetvelinde bu işe girişi kayıtlı bulunmamaktadır. İşe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarında mevcut olup olmadığı araştırılmalı yine hizmet döküm cetvelinde davalı işyerinden hiç bildirimi olmadığı hususları gözetilerek Kurumdan gelen kayıtlara göre hak düşürücü süre bakımından değerlendirme yapılmalıdır.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup, sair hususlar incelenmeksizin bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.