Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/5922 K.2025/11670

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/5922 📋 K. 2025/11670 📅 11.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/5922 E.  ,  2025/11670 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1453 E., 2024/4402 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 9. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/319 E., 2022/112 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı, davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı karı – kocaya ait .. Mah. 4208 Sok. No:3 ... adresindeki 8 dönüm arazide bulunan 2 evden oluşan bahçeli villada ev hizmetlisi olarak 05.05.1996 tarihinde işe başladığını ve 21.08.2006 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığını, sadece 2005/7,8,9,10,11 ve 12. aylarda sigortalı yapıldığını, davacının eşinin de aynı yerde bahçıvan ve bekçi olarak çalıştığını ve eşinin sigortasının düzenli ödendiğini, kendilerine tahsis edilen müştemilatta oturduklarını beyanla davacının davalı işverenlere ait ev hizmetleri iş yerinde 05.05.1996 – 21.08.2006 tarihleri arasında sürekli olarak çalıştığının ve sigortalılık başlangıcının 05.05.1996 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...’nun davacının iddia ettiği gibi ev sahibi olmadığını, ... bakımından davanın reddi gerektiğini, davalıların İzmir/Çeşme adresindeki yazlık evlerinde yaz aylarında kalırken, 2005 yılından sonra sürekli yaz – kış kalmaya başladıklarını, davacının eşi olan ...’ın 1999 yılından beri davalıya ait çeşitli şirketlerde çalıştığını, bu nedenle davacı ve eşinin davalıya ait yazlık evin müştemilatında ikamet etmelerine izin verildiğini, davacının eşinin sürekli çalışan olması nedeniyle düzenli sigortasının ödendiğini, ancak davacının yazlık evde yaz aylarında haftada en fazla 2 gün, ayda 8 gün hizmet verdiğini, davacının imzaladığı çalışma akdinde işe başlama tarihinin 26.07.2005 olduğunu, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... sigorta sicil numaralı davacı ...’ın, davalı işveren ...’na ait ... sicil numaralı ev hizmetleri işi iş yerinde 26.07.2005 tarihiyle işe başladığı ve 13.08.2006 tarihine kadar toplam 379 gün aralıksız çalıştığı, 89 gününün Kuruma bildirimi yapıldığı, 290 gününün ise bildirimi yapılmadığı, bildirimi yapılmayan günlerde o günlerin asgari ücretini aldığı, sigortalılık başlangıç tarihinin 26.07.2005 olduğu, 26.07.2005 tarihi öncesi çalışmalarının 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığı, davalı ... yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesine dayalı olarak;
1) Davacının davasının davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine,
2) Davacının davasının davalı ... yönünden kısmen kabulü ile davacının davalı işveren ...'na ait ... ss no.lu ''ev hizmetleri işi'' iş yerinde 26.07.2005 – 13.08.2006 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden ve asgari ücret ile 379 gün çalıştığı, 89 gün çalışmasının Kuruma bildiriminin yapıldığı, 290 gün çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan incelemede, dava dosyasındaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki değerlendirmelere ve özellikle; davacı adına 26.07.2005 – 30.06.2006 tarihleri arasında davalı ... adına tescilli iş yerinden hizmet bildiriminde bulunulmuş olup anılan Yargıtay kararında yer alan mevzuat ve değerlendirmeler gereğince, davanın 02.07.2018 Tarihinde açıldığı da dikkate alındığında; ilk derece Mahkemesince 26.07.2005 Tarihinden önceki döneme ilişkin talebin hak düşürücü süreye uğradığına dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca; tanık beyanlarından davacının talep ettiği dönemde çalışma şeklinde bir değişiklik olmadığı anlaşıldığından ve davacının bir kısım hizmetinin ... adına tescilli iş yerinden bildirilmiş olması nedeni ile davalı ... yönünden de husumetten ret kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, zabıta tarafından tespit edilen tanık ... ile 1999 - 2006 yılları arasında muhtarlık yaptığı Kaymakamlıktan gelen yazı ile tespit edilen komşu iş yeri tanığı ...'ın beyanları gereğince de; davacının 26.07.2005 Tarihinden dava dışı iş yerinden bildirilen çalışma tarihine kadar davalı ... yanında ev hizmetlerinde çalıştığının kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığını, davacının bildirilen çalışmaları bulunduğunu, davalıların evli olduklarını, davacının her ikisinin de işini gördüğünü, davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Davalılar vekili, davacının çalışmalarının bildirilen süre kadar olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
3.Fer'i müdahil Kurum vekili, tereddüte yer bırakmayacak şekilde ispatlanamayan davanın tamamen reddi gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı, davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,11.09.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 05.05.1996-21.08.2006 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak 26.07.2005 tarihinden sonra hizmeti kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 26.07.2005 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2.Somut uyuşmazlıkta davacının hizmeti 26.07.2005 tarihinde davalı işveren üzerinden Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Mahkemece blok çalışmada kayıt öncesi hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
3.Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi 27.06.2005 öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı, gerekçesi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
4.Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E., 2019/834 K.). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir.
5.Dairemizin 2021/10293 E., 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda Kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 05.05.1996 tarihi ile sonrası kayda giren 26.07.2005 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki onama gerekçesine katılınmamıştır.