Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/16143 K.2025/11230

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/16143 📋 K. 2025/11230 📅 03.07.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/16143 E.  ,  2025/11230 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1332 E., 2024/3405 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/383 E., 2021/110 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının satmış olduğu tarımsal ürünlerden yapılan tevkifata istinaden davalı Kurumca 01.08.1998 yılından geçerli olmak üzere re'sen tescili yapılarak zorunlu ...sigortalısı yapıldığını, müvekkilinin 07.06.2016 tarihli dilekçe ile yurt dışında bulunduğunu, tarım sigortalılığının ve prim borçlarının iptal edilmesini talep ettiğini, yurt dışındaki hizmet belgelerinin Kuruma talep üzerine ibraz edildiğini, ancak gerek sigortalılığın gerekse prim borcunun iptal edilmediğini, mecburen müvekkilinin tahakkuk eden primi ödediğini, davacının ...'da bulunduğu sürelerden 01.01.1970-30.09.1983 tarihleri arasındaki sürelerini 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanarak borcunu ödediğini ve 13.08.2018 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğunu, ancak davalı Kurumca bu kez re'sen sigortalı yaptığı ...sigortalılığını, iptal ederek yaşlılık aylığı talebini reddettiğini, müvekkilinin yurt dışından emekli olması nedeniyle...kasabasındaki arazilerini ekip dikmek suretiyle tarım faaliyetinde bulunduğunu 1998-2015 yılları arasında sattığı tarım ürünlerinden prim tevkifatı yapıldığını belirterek iptal edilen ...sigortalılığının geçerli olduğunun 13.08.2018 tarihini takip eden ay başından geçerli olmak üzere yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin mevzuat kapsamında yapılmış olduğunu, hukuka aykırı herhangi bir tarafının bulunmadığını belirterek, davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisindeki belgelerin incelemesinden davacının ...'da 01.01.1970-30.06.2013 tarihleri arasında sigortalı hizmetlerinin bulunduğu, bu nedenle davacının ihya yoluyla elde ettiği ...hizmetinin yurt dışı sigortalılığı ile çakışan kısmının iptaline yönelik Kurum işleminin yerinde olduğu, aylık bağlama koşulları yönünden ise davacının kalan hizmetinin yeterli olmadığı anlaşılmış ve davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olmadığını, bilirkişi raporu dışında karar verildiğini, oysa borçlanma talep tarihi itibari ile hesaplattırılacak gün sayısının dahi kazanılmasının mümkün olduğunu, Mahkemece bu yönden araştırma yapılmaksızın verilen kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, aksi Kurum işlemlerinin iptali ile Kurumca geçersiz sayılın Tarım ...sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti ve 13.08.2018 tarihli tahsis talebi nedeni ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, Kanun'la veya Kanun'ların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3. maddenin (b) bendinde, bu Kanun'da geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5. maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddede, bu Kanun'a göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7. maddede, kişilerin bu Kanun'a göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9. maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanağı niteliğindeki 5510 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanun'un 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7. maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanun'la kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.
02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanun'un 36. maddesi ve 4956 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun'un 53. maddesi hükümlerinde Kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım ...sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanun'larda 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddesinde açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım ...sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım ...sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır.
3.Eldeki davada, davacının satmış olduğu tarımsal ürünlerden yapılan tevkifata istinaden davalı Kurumca 01.08.1998 yılından geçerli olmak üzere re'sen tescili yapılarak zorunlu ... sigortalısı yapıldığını, müvekkilinin 07.06.2016 tarihli dilekçe ile yurt dışında bulunduğunu, tarım sigortalılığının ve prim borçlarının iptal edilmesini talep ettiğini, yurt dışındaki hizmet belgelerinin Kuruma talep üzerine ibraz edildiğini, ancak gerek sigortalılığın gerekse prim borcunun iptal edilmediğini, mecburen müvekkilinin tahakkuk eden primi ödediğini, davacının ...'da bulunduğu sürelerden 01.01.1970-30.09.1983 tarihleri arasındaki sürelerini 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanarak borcunu ödediğini ve 13.08.2018 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğunu, ancak davalı Kurumca bu kez re'sen sigortalı yaptığı ...sigortalılığını iptal ederek yaşlılık aylığı talebini reddettiğini, müvekkilinin yurt dışından emekli olması nedeniyle ...kasabasındaki arazilerini ekip dikmek suretiyle tarım faaliyetinde bulunduğunu 1998-2015 yılları arasında sattığı tarım ürünlerinden prim tevkifatı yapıldığını belirterek iptal edilen ...sigortalılığının geçerli olduğunun 13.08.2018 tarihini takip eden ay başından geçerli olmak üzere yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece davacının talep ettiği süreler içerisinde ...'da bulunduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ise de kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının yılın bir kısmını ...'da bir kısmını da yurt içinde geçirdiği, yurt içinde bulunduğu süreler içerisinde tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığı hususunun Mahkemece araştırılmadığı anlaşılmakla, davacının tarımsal faaliyet ve ürün teslimi olup olmadığı araştırılmadan karar verilmesi isabetsiz olup söz konusu dönem yönünden davacının tarımsal faaliyeti bulunup bulunmadığı ve davacının 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı bulunup bulunmadığı hususları ayrıntılı olarak araştırılarak sigortalılık süresinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.