Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/13893 K.2025/11228

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/13893 📋 K. 2025/11228 📅 03.07.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/13893 E.  ,  2025/11228 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/76 E., 2018/375 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı karşı davalının 1999 yılında 1479 sayılı Kanun'a istinaden emekli olduğunu, bağlanan yaşlılık aylığının 5434 Emekli Sandığı Kanunu'na göre bağlanması gerekirken hataen 1479 sayılı Kanun'a göre yaşlılık aylığı bağlandığı gerekçesiyle aylık başlangıç tarihi itibariyle yaşlılık aylığının iptal edildiğini ve davacı karşı davalının aylık başlangıç tarihinden itibaren ödenen aylıkların geri istendiğini, idarenin haksız ve hatalı işlem yapıldığını, davacı karşı davalının 1992 ile 1999 yılları arasında belediye başkanı olduğundan Kanun gereği emekli maaşının emsal belediye başkanlarının aldığı emsal makam tazminatının da eklenmesi gerektiğini, dava sonuçlanıncaya kadar davacı karşı davalının emekli maaşı ve sağlık güvencesi yardımı haklarının ihtiyaten tarafına iadesine, davanın kabulüne karar verilerek emekli işleminin ve emeklilik maaşı ile sağlık güvencesi yardımı haklarının yeniden sisteme tescil edilmesine ve adına tesisine karar verilmesini, emekli maaşına belediye başkanlığı makam tazminatının eklenmesini ve Kurum kayıtlarına tescili ile adına tesisine, davacı karşı davalı adına geriye dönük borç olarak tahakkuk ettirilen geri ödenmesi istenen ödenmiş maaş, prim vs.haksız borçlarından davacı karşı davalının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı Kurum tarafından Mahkemenin 2016/50 Esas sayılı dosyasında açılan karşı davada karşı davalıya 01.03.2009-01.01.2014 tarihleri arasında ödenen yersiz aylıklar nedeni ile 42.921,24, yersiz yapılan tedavi gideri nedeni ile 11.881,72 TL.nin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı karşı davacı Kurum vekili, 506 sayılı Kanun'un 79. maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddini savunduğunu, ayrıca 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre birleştirilen hizmetlerin, son yedi yıllık hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurum dikkate alınmaksızın talep tarihinde aylık bağlanmasına hak kazandığı statüden tarafına aylık bağlanması gerektiğinden bu nedenle yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.04.2016 tarih, 2014/99 E., 2016/124 K. sayılı kararı ile asıl dava davacısı birleşen dava davalısının isteminin kısmen kabulüne, birleşen dava davacısı-asıl dava davalısının isteminin kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine (kapatılan) 21.Hukuk Dairesince "...Somut olayda; davacının son yedi yıl içerisindeki en fazla hizmetinin 5434 sayılı Kanun kapsamında geçtiği, bu itibarla davacıya 5434 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği anlaşıldığından davalı Kurum tarafından daha önce 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının iptaline ilişkin işlem ile buna ilişkin karar ve birleştirilen 2016/50 Esas sayılı dosya hakkında verilen kabul kararı yerinde ise de; davacının yaşlılık aylığı talebi açısından görevli yargı yerinin idari yargı yeri olduğu açıktır.
Mahkemece yapılacak iş; davacının yaşlılık aylığı talebi açısından görevsizlik kararı vermek ve davacıya 5434 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması halinde görev-makam tazminatlarının da bu Kanun maddelerine göre değerlendirileceği dikkate alınarak bu talepler hakkında da tefrik kararı vermekten ibarettir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının son 7 yıl içerisindeki en fazla hizmetinin 5434 sayılı Kanun kapsamına geçtiği, bu itibarla davacıya 5434 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği, bu nedenle davacının yaşlılık aylığı talebi açısından görevli yargı yerinin idari yargı yeri olduğu anlaşılmakla davacının yaşlılık aylığı talebi açısından Mahkemenin görevsizliğine ve davacıya 5434 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması halinde görev makam tazminatlarının da bu yasa maddelerine göre değerlendirileceği dikkate alınarak bu talepler hakkında tefrik kararı verilmiş olup,
Birleşen dosya yönünden (Mersin 6. İş Mahkemesinin 2016/50 Esas sayılı dosyası) davacı/karşı davalıya yapılan ödemelerin yersiz ödeme niteliğinde olup 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesi gereğince yersiz ödemelerin istirdatının mümkün olduğu, yaşlılık aylığının bağlandığı ve talep edilen 01.03.2009 - 01.01.2014 tarihleri arasında yapılan yersiz ödemelerin istirdatı talebinin 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesine uygun olduğu anlaşıldığından bu davanın kabulü ile davacı / karşı davalıya yapılan yersiz ödemeler nedeniyle 54.802,96 TL alacağın, yapılan borç bildiriminin tebliğ edildiği 12.05.2015 tarihinden itibaren 3 aylık sürenin sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilerek Kuruma verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik araştırma ve incelemeye dayandığını belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık asıl davada emekli işleminin ve emeklilik maaşı ile sağlık güvencesi yardımı haklarının yeniden sisteme eklenerek tesciline, emekli aylığına belediye başkanlığı makam tazminatının eklenmesine, geriye yönelik tahakkuk ettirilen maaş, prim vs. yönünden borçlu olmadığının tespitine, birleşen dava da ise yersiz ödenen maaş ve tedavi giderlerinin faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgilisine yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.