Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/4835 K.2025/9931

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4835 📋 K. 2025/9931 📅 17.06.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/4835 E.  ,  2025/9931 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1250 E., 2024/1916 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/387 E., 2024/113 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 17.06.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. .. .. .. ile davacı adına Av. ... .. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; 1.249.887,65 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 45.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, davacıya ilişkin tespit edilen maluliyet oranının fahiş derecede yüksek olduğunu, usuli kazanılmış hak gereği %17,20 oranına itibar edilmesi gerekirken bu hususun gözetilmediğini, maddi tazminat yönünden yapılan hesaplamalar ile hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, sürekli iş göremezlik tazminatına esas pasif dönem gelirlerinin tenzil edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, davacı vekili Kurum tarafından bildirilen %17,20 sürekli iş göremezlik oranını 10.01.2019 tarihli ve 05.11.2019 tarihli dilekçeleri ile kabul ettiği, davalının itirazlarının davayı uzatmaya yönelik olduğunu, sürekli iş göremezlik oranı tespit davasının bekletici mesele yapılmaması gerektiğini ileri sürdüğü, sürekli iş göremezlik oranı tespit davasını ilk olarak işverenin Sosyal Güvenlik Kurumu ve sigortalıya karşı açtığı ve %17,20 oranındaki tespitin iptalini istediği, anılan tespit dosyasında Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kuruldan rapor alınıp, sigortalının sürekli iş göremezlik oranının %22,20 olarak tespit edilmesinden sonra sigortalının tespit dosyasıyla Kurum ve işverene karşı birleşen başka bir tespit davası açtığı ve Kurumun belirlediği %17,20 maluliyet oranının iptali ile Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurul raporuyla tespit edilen %22,20 maluliyet oranının tespitini istediği, o dosyaya bakan Mahkemece işverenin açtığı asıl davanın reddine, sigortalının açtığı birleşen davanın kabulüne, sigortalının sürekli iş göremezlik oranının %22,20 olduğunun tespitine karar verildiği, anılan tespit dosyasının Kurum tarafından temyiz edildiği ve Dairemizin 2023/12497 Esas sayılı kararı ile onanan tespit dosyasının kesinleştiği, davacının %22,20 sürekli iş göremezlik oranı kesinleşmiş olsa dahi davacının eldeki tazminat dava dosyasında %17,20 sürekli iş göremezlik oranına itiraz etmediği, bilakis dosyanın bu oran üzerinden hesap raporu alınmak üzere bilirkişiye gönderilmesini istediği, davalının itirazlarının davayı uzatmaya yönelik olduğunu, davalının sürekli iş göremezlik oranına itirazlarının Yüksek Sağlık Kurulu tarafından reddedildiğini ileri sürdüğü, Mahkemenin aldığı 19.07.2022 tarihli kök hesap raporunda iki ihtimalli hesaplama yapıldığı, ilk ihtimalde yani Kurumun belirlediği %17,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden yapılan hesaplamada davacının maddi zararının 319.791,64 TL olarak tespit edildiği, Adli Tıp Kurumunun belirlediği %22,20 oranı üzerinden yapılan hesaplamada ise davacının maddi zararının 412.550,78 TL olarak belirlendiği, raporun davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekilinin 29.07.2022 tarihli dilekçesi ile “Rapor kapsamında yapılan hesaplamalara herhangi bir itirazımızın olmadığını bildiririz. Diğer yandan raporda SGK'nın ve ATK'nın tespit etmiş olduğu maluliyet oranlarına göre seçenekli olarak hesaplama yapılmış olup sayın Mahkemece hüküm kurulurken ATK'nın tespit etmiş olduğu %22,20 oranındaki maluliyete göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasını talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunduğu, bu aşamadan sonra Mahkemece davacı vekilinin 20.12.2022 tarihli celsede güncel asgari ücretten hesap yapılması talebi üzerine dosyanın ek hesap düzenlenmesi için bilirkişiye gönderildiği, birinci ek hesap raporunda (29.12.2022) aynı parametreler kullanılmasına karşın maddi zararların daha fazla hesaplandığı, davacı vekili 16.06.2023 tarihli dilekçesi ile Temmuz ayında asgari ücret değişecek olması nedeniyle ek hesap raporu alınmasını talep etmesi üzerine ikinci ek hesap raporunun (22.06.2023) alındığı, raporda maddi zarar tutarlarının daha da fazla belirlendiği, en son 21.12.2023 tarihli celsede davacı vekilinin asgari ücretin değişecek olması nedeniyle ek rapor alınmasını talep etmesi üzerine üçüncü ek hesap raporunun (03.01.2024) alındığı, bu son raporda davacının %22,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden yapılan hesaplamada maddi zararın 1.249.887,65 TL olarak belirlendiği, davacı vekilinin maddi tazminat istemlerini bu tutara talep arttırdığı, İlk Derece Mahkemesince bu tutara itibar edilerek davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacının sürekli iş göremezlik oranı, her ne kadar tespit dosyasında %22,20 olarak tespit edilmiş ise de eldeki dava dosyasında davalı lehine %17,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden usuli kazanılmış hak oluştuğu açık olduğuna göre Mahkemece, davacı tarafça itiraza uğramayan 19.07.2022 tarihli bilirkişi hesap raporunun %17,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden yapılan hesaplama ihtimaline itibar edilerek davacının maddi tazminat istemi hakkında bir karar vermek gerekirken usuli kazanılmış hak aşılarak yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Davalı avukatı yararına taktir edilen 28.000,00 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.