Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/7140 K.2025/9550
10. Hukuk Dairesi 2024/7140 E. , 2025/9550 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/122 E., 2021/128 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bakanlar Kurulunun 08.01.1994 gün 94/5179 sayılı Kararı ile çiftçilerin sattıkları ürün bedellerinden % 1 oranında tevkifat yapılmasına karar verdiğini; davalı şirketin 2001 ve 2002 yıllarında çiftçilerden yaptığı % 1'lik primi kuruma intikal ettirmediği gibi tahsil edilen primlere ait listeyi de Kuruma vermediğini, bu nedenle Diyarbakır 3. İcra Müdürlüğünün 2005/5707 sayılı dosyasıyla şirket hakkında bir takip başlatmışsa da şirketin haksız olarak hem ara paraya hem de faize itiraz ettiğini, bu nedenlerle yersiz itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmolunmasını istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Diyarbakır 3. İcra Müdürlüğünün 2005/5707 sayılı takip dosyasında ana para miktarının açık olmaması nedeniyle itirazın kabil olduğunu, 24.7.2003 gün 4956 sayılı Kanun'un 27. maddesine göre sigortalıların aylık prim borçlarının ay sonuna kadar ödenmesi gerektiğini, Kurumun prim alacaklarının aylık olarak veya Kurumca belirlenen dönemlerde ödenebileceğini, ayrıca bakanlar kurulu karı ile ürün bedellerinden tahsil suretiyle de ödemenin mümkün olduğunu, buna göre prim alacağının muhatabının sigortalı olması gerektiğini, bakanlar kurulu kararı ile değişikliğin yapıldığı 24.07.2003 tarihinden itibaren prim alacaklarının tahsilinin mümkün olabileceğini, bu durumda 01.04.1994 tarihinden itibaren 94/5179 sayılı kararla çiftçilerin sattığı ürün bedellerinden %1 oranında tevkifat yapılmasının yasal dayanağı bulunmadığını, Bakanlar Kuruluna, 4956 sayılı Kanun değişikliğinin yapıldığı 24.07.2003 tarihine kadar yetki verilmediğini, müvekkili şirketin anılan tarihten sonraki tevkifat tutarlarını Kuruma ödediğini, 2001 ve 2002 yıllarıyla ilgili alacağın muhatabının Şirket değil, doğrudan doğruya sigortalılar olduğunu, şirketin sigortalılardan kestiği primlere ilişkin listeyi Kuruma bildirmediği yolundaki iddiaya gelince, Bakanlar Kurulu Kararı ile 1994 yılından itibaren kesinti öngörülmesine karşın Kurumun bu kararı 2002 yılı ortalarında şirkete bildirdiğini, ayrıca Kurumun ödeme yapılmadan listeyi kabul etmeyeceğini belirttiğini, Kurumun bu alacağı Diyarbakır Ticaret Borsası Kayıtlarına dayandırdığını, bu kayıtlara göre yapılması gereken tevkifatın, takibe konu para kadar olmadığını, bunların liste halinde bildirildiğini, kaldı ki Ticaret Borsası kayıtlarında, çiftçiden alınan ürünlerden dolayı tevkifat yapılmaması gerekenlerden yapılmadığını, ayrıca Kurumun % 1 tevkifat tutarı tahsil edilmediği sürede bunları çiftçi hesabına işlemediğini, dolayısıyla 4956 sayılı Kanun'un 53. maddesine göre sigortalı ile tevkifat sorumlusunun müşterek yükümlülüğünün söz konusu olduğunu, bu nedenle de takibin, şirketin yanı sıra sigortalıya da yöneltilmesi gerektiğini, alacak miktarının tam olarak bilinmemesi nedeniyle işlemiş faizin belirlenmesinin de mümkün olmadığını, ayrıca şirkete 2004 yılında gönderilen borç miktarının ne kadar olduğu belli olmakla 2005 yılına kadar işlemiş faizin 22.000 YTL civarında olmasıyla fahiş olduğunu, alacağın kamu alacağı olması nedeniyle 6183 sayılı Kanun gereğince BK 84. maddesinin uygulanmaması gerektiğini açıklanan tüm bu nedenlerle itiraz nedeniyle takibin iptaline karar verilmesini, takibin iptaline karar verilmesi halinde İİK değişik 170. maddesi % 20'den az olmamak üzere davacıya tazminat ödettirilmesiyle % 10'da az olmamak üzere idari para cezası verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.04.2012 tarihli 2006/403 Esas, 2012/353 karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 25.04.2012 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Daire kararı ile dosya kapsamına göre bilirkişide iken kaybolan ve ihya edilen dava dosyasında bazı delillerin bulunmadığı, özellikle 2002/Kasım ve Ekim ayına ait ticaret borsası müşterek alım-satım beyannamalerinin, davalının verdiği tevkifat listeleri ve ödeme belgelerinin dosya içinde bulunmadığı gibi, hükme esas olan bilirkişi raporunun; 2002/Ocak ayı ticaret odası müşterek alım-satım beyannamalerindeki tutarlar yönünden uyumsuz olduğu, bu yönüyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığının anlaşıldığı, Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarih 2010/526 karar sayılı ilamı da gözetilerek açıklanan hukuki ilke ve yaklaşım çerçevesinde, eksik belgeler de getirtilerek, yapılacak irdeleme sonunda elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verilmiştir.
3. Bozma sonrası Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile Diyarbakır 3. İcra Dairesinin 2005/5707 Esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekli temyiz dilekçesinde; dava konusu alacağın likit alacak olmasına rağmen Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına yönelik karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 2001 ve 2002 yıllarıyla ilgili alacağın muhatabının sigortalılar olduğunu, takibin sigortalılara yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1)Davalının tüm temyiz itirazlarının reddine,
2)Davacı Kurum tarafından, davalının itirazının iptali talebiyle açılan davada icra inkar tazminatına da hükmedilmesinin talep edilmesi ve dava konusu alacağın likit olduğunun anlaşılması karşısında davacı Kurum lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesi gereğince Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararında; hükmün 2. fıkrasının silinmesine yerine, "hükmolunan tutar üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı Kuruma verilmesine” cümlesinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.