Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/2361 K.2025/9196

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2361 📋 K. 2025/9196 📅 29.05.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/2361 E.  ,  2025/9196 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1524 E., 2024/2823 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/121 E., 2023/94 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 04.06.1974 tarihinden itibaren yurt dışında çalışmaya başladığını, 2004 yılında bu çalışmaları nedeniyle Belçika SGM tarafından yaşlılık aylığı bağlandığını, davacı yurt dışından emekli olduktan sonra Türkiye'ye geldiğini, 3201 sayılı Kanun'a göre 4/1-a kapsamında borçlanabilmek için ... ...'a ait işyerinde 2 gün süreyle aktif sigortalı olarak çalıştığını, 04.07.2014 tarihinde sigorta sicili tescil edilmesine takiben 04.06.1974 tarihinde 3600 günlük yurt dışı hizmetini, 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanmak suretiyle primlerini ödediğini, 01.04.2016 tarihinden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlandığını, daha sonra Kurumun denetmenleri tarafından işyerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilen 09.02.2022 tarihli denetim raporuyla işlerinin faal olmadığı gerekçesi ile belgelerin iptaline karar verildiğini, aynı nedenle yurt dışı borçlanması 4/1-b kapsamına alındığı gibi, bağlanmış olan yaşlılık aylıklarının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiğini, yapılan incelemenin gerçeğe uygun bir araştırma yapılmadan haksız yere davacının sigortalılığının iptal edildiğini, iptale ilişkin işlemine ilişkin itiraz edildiğini, Kurumca yapılan itirazın reddedildiğini belirterek, dava konusu Kurum işleminin iptali ile davacının daha önce bağlanmış olan yaşlılık aylıklarının başlangıç tarihi itibarı ile geçerli sayılmasına ve durdurulmuş olduğu 20.02.2022 tarihinden itibaren aynen ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; Kurum işlemlerinin kanun ve mevzuat çerçevesinde yapılmış olduğunu, işlemlerle ilgili herhangi bir yanlışlık bulunmadığını beyanla, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının hizmetlerinin fiili çalışma olgusuna dayanıp dayanmadığı, sonucuna göre Kurum işlemlerinin iptali gerekip gerekmediğine yönelik olduğu, SGK kayıtları ve delil durumuna göre davacının ..'daki çalışma sürelerinin 3600 gününü borçlanarak bedelini ödediği, 03.07.2014 tarihli borçlanma talebinden önce .. .. unvanlı ve .. sicil numaralı işyerinde 03.07.2014-04.07.2014 tarihlerinde iki gün 4/a kapsamında hizmetinin bulunması nedeniyle 3201 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 4. fıkrasının 7186 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki haline göre borçlandığı sürelerin 4/a kapsamında değerlendirildiği, 11.03.2016 tarihli tahsis talebine istinaden 01.04.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, 09.02.2022 tarih ve 003 sayılı Denetim Raporuyla davacının 03.07.2014-04.07.2014 tarihleri arasındaki hizmetlerinin geçtiği işyerinin fiili bir işyeri olmadığının tespiti üzerine prim günlerinin iptal edildiği, 4/a kapsamında çalışması bulunmadığından borçlandığı sürelerin 4/b kapsamına alındığı, aylık bağlanma şartlarını taşımadığı anlaşılarak aylığının başlangıç tarihinden itibaren iptal edildiği, yersiz ödenen aylıkların borç kaydedildiği, Mahkemece toplanan deliller ve denetim raporundaki tespitlere göre ... unvanlı ve ... sicil numaralı işyerinde sigortalı olarak bildirilen kişilerin davacı gibi bir kısmının yurt dışı borçlanması yaparak yaşlılık aylığı alması, işyeri dosyasından bildirilen sigortalılardan ...'in söz konusu işyerinden sağlanan sigortalılıkları sebebiyle yurt dışı borçlanmasına başvuru yaptığı, ancak sigortalılığının sağlandığı tarihlerde aslında Türkiye'de bulunmadığının tespit edilmesi, işyerinin özel bina inşaatı faaliyeti üzerine kurulu olduğu, 02.08.2021 tarihinde SGK denetmenince işyeri adresi olan “.. Mahalle .. Sokak Dış Kapı No:..-.. .. Beldesi Merkez / .." adresinde yapılan çevresel soruşturmada, söz konusu adreste yapımı 40-50 yıl öncesine dayanan, içerisinde herhangi ikametin söz)konusu olmadığı, herhangi tadilat görmeyen çok eski bir yapının bulunduğu, ... adına araştırmaya konu 2014- 2015 yılları arasında herhangi bir Özel Bina İnşaatının yapılmadığı, dolayısıyla herhangi çalışanın olmadığının tespit edilmiş olması, Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2019/214 Esas numaralı dava dosyasında bulunan Zonguldak Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından 07.11.2019 tarihinde çevresel soruşturmada, Hüseyin Karabacak adına herhangi işyeri veya şirketin olmadığının, vergi mükellefiyet kaydının bulunmadığının, esnaf odası kaydının bulunmadığının tespit edilmiş olması, denetim raporunda ifadesi bulunan Mahalle sakinlerinden ...'ın; .. .. adına kesinlikle ... .. Sokakta herhangi bir özel bina inşaatının olmadığını ve bu sebeple herhangi çalışanın da bulunmadığını, adı geçenin yapımı 40-50 yıl öncesine dayanan çok eski tek katlı evde ikamet ettiğini beyan etmiş olması, yine .. Beldesi .. Mahalle Muhtarı .. ..'in; ..'ın ailesinden miras kalan 50 yıldan uzun süre önce inşa edilmiş olan ve şuan atıl durumda bulunan çok eski bir evde ikamet ettiğini, söz konusu evin kapı numarasının Beycuma Belediyesi tarafından düzenlenen ruhsatta geçen kapı numarası ile aynı olarak 74 numara olduğu, söz konusu adresin bulunduğu muhitte en yeni yapının 10 yıldan uzun süre önce inşa edildiğini, ... adına kesinlikle herhangi bir inşaat veya işyerinin olmadığı ve herhangi bir çalışanın da bulunmadığını beyan etmiş olması karşısında davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmemiş olup işyerinin sahte bir işyeri olduğu, fiilen faaliyette olmadığı dolayısıyla davacının 03.07.2014-04.07.2014 tarihleri arasındaki sigortalılığının fiili çalışma olgusuna dayanmadığı, denetim raporunun aksinin ispat edilmediği sonucuna varılmış, bu haliyle davacının 4/a statüsünden yaptığı yurt dışı borçlanmasının yersiz olduğu, iptal edilen dönem dışında 4/a kapsamında hizmeti bulunmadığından borçlanılan sürelerin mevzuat gereği 4/b statüsüne alınması gerektiği, davacının aylık başlangıcından itibaren aylık bağlama şartlarını sağlamadığı dolasıyla Kurum işlemlerinde mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin sigortalı olarak çalıştığı işyerinin, davalı Kurum nezdinde eksik işlemlerinden müvekkilinin sorumlu tutulmaması gerektiğini, Mahkemece SGK Denetmen Raporuna dayanılmasının ve dinlenen tanık anlatımlarına itibar edilmediğini, sosyal güvenlik hakkını elde edebilmek için SGK yetkililerinin uyarıları doğrultusunda kısa süreli işe girmek suretiyle tescil edilen ve buna göre yurt dışı hizmetlerini borçlanmış olan müvekkilinin, sigortalılık tescili ve tahsis işlemlerinin davalı Kurum tarafından iptal edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Kurum işlemlerinin iptali ile yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibarıyla yeniden bağlanması talebine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.