Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/13597 K.2025/9207

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/13597 📋 K. 2025/9207 📅 29.05.2025

10. Hukuk Dairesi         2023/13597 E.  ,  2025/9207 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/429 E., 2023/240 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1994-2004 yılları arasında süt sattığını ve teslim ettiği ürün bedelinden bağkur prim tevkifatı yapıldığını ancak Kurumun davacının sigortalılığının tespitine ilişkin taleplerini kabul etmediğini beyanla, davacının 01.04.1994-30.10.2004 tarihleri arasında tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2020 tarihli 2019/725 Esas 2020/512 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile;davacı 16.02.1967 doğumlu ...'ın 01.05.1994-30.10.2004 tarihleri arasında Bağ-Kur tarım sigortalısı olarak tespitine ve bu şekilde tesciline, fazlaya ilişkin tespit isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece ,dava dosyasına 06.02.2018 tarihli dilekçe ekinde sunulan .. .. San. ve Tic. A.Ş. tarafından düzenlenmiş Bağ-Kur kesinti listesinde, davacı adına 1994 ile 2004 yılları arasında yapılan Bağ-Kur kesinti miktarları gösterilmekte ise de; 1990-2003 yılları arasına ilişkin müstahsil makbuzlarının imha edildiğine dair 26.02.2014 tarihli tutanak ve fabrika binasında yapılan araştırmada 2003 yılı öncesine ait belge bulunmadığı yönündeki tespitler karşısında, Ketaş Gıda San. ve Tic. A.Ş. tarafından düzenlenen ve 06.02.2018 tarihli yazı ile mahkemeye gönderilen bağ kur kesinti listesinin müflis şirket tarafından hangi belgelere dayanarak hazırlandığı, belgenin kaynağı, şirket yetkililerinden sorularak ve varsa dayanak belgelerin gönderilmesi istenerek, sunulan belgenin doğruluğunun araştırılması gerekirken dayanağı belirsiz belge esas alınarak karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müflis şirket tarafından hangi belgelere dayanarak hazırlandığı, belgenin kaynağı, şirket yetkililerinden sorularak ve varsa dayanak belgelerin gönderilmesinin istendiği, müzekkereye cevaben imha tutanakları tutulmadığı her hangi bir belgenin bulunmadığının bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; geçmişe dair imha tutanağı olduğunu, iflas idaresi memurlarının bu yönde araştırma yapmada yetkili ve uzman olmadığı gibi mahkemeye yanıltıcı bilgi verdiğini, iflas idaresi yazısının hukuki niteliği bulunmadığını, kesinti listesinin ve imha tutanağının sahteliğine dair bir iddia olmadığını belirterek, davacı tarafından sunulan belgelerin geçerli kabul edilerek tescilin yapılmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'un geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu' nun 2., 3., 6., 9. ve 10. maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesinin 4 numaralı alt bendi hükümleridir.
2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanun'un 3. maddesinin (b) bendinde; "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9. maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Kanun'un 10. maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu Kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin ... Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun'da, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2926 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin 26.03.1994 günlü 4 no.lu tebliğine göre ürün bedellerinden % 1 oranında tevkifat yapmakla yükümlü gerçek ve tüzel kişilerin bu tevkifatı yaparak Kurum hesabına intikal ettirmek zorunda oldukları, kesinti yaptığı halde Kurum hesabına yatırmayan gerçek veya tüzel kişilerin, Kuruma karşı sorumlu oldukları, bu kesintilerin yasal faiziyle birlikte kendilerinden tahsil olunacağı TCK.'nın 526. maddesi gereğince cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğinden davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesintiyi yapan davalı Kuruma karşı sorumlu olacağından kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması dahi sonuca etkili değildir.
Somut olayda, davacının 07.06.2017 tarihli tescil talebinin, fabrikadan Kuruma intikal eden kesinti listelerinde 24185 müstahsil numarasıyla yapılan kesintiye rastlanmadığı gerekçesiyle 7 no.lu seri Tebliğ gereği reddedildiğinin bildirildiği, davacının ziraat odası ve tarım kredi kooperatifi kaydı bulunmadığı, .. Gıda San Tic A.Ş. şirketince 16.02.2018 tarihli yazı ile davacının 1994-2000 yılları arasında işletmelerine süt verdiği, işletme ekonomik ödeme sıkıntısı içinde olduğundan kesintinin yapıldığı, ancak Kurum hesaplarına intikal ettirilmediğinin bildirildiği, yazı ekinde davacının 1994/Nisan, 1995, 1996, 1997, 1998, 1999, 2000, 2001, 2002, 2004 yıllarında teslim ettiği üründen yapılan Bağ-Kur prim kesintisinin miktarları ile birlikte gösterildiği, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 26.02.2014 tarihli muhasebe müdürü ile ... Yönetim Kurulu Başkanı tarafından imzalanmış müstahsil makbuzu imha tutanağında, 1990-2003 yılı müstahsil makbuzlarının kanuni saklama süresi sona erdiğinden imha edildiğinin belirtildiği, Dairenin bozma ilamından sonra yapılan araştırmada .... İdaresince 14.10.2022 tarihli cevabi yazıda; 06.02.2018 tarihli yazı ve ekindeki kesinti listesinin müflis şirket eski muhasebecilerinden .. ... tarafından düzenlendiği, TTK 372 uyarınca temsil yetkisi bulunmadığı, mahkemenin yazısı üzerine müflis şirketin adresine gidildiği, fabrikanın bir odasındaki koliler halindeki müstahsil makbuzları ve icra müdürlüğündeki diğer evrakların incelenmesinde 2003 yılı öncesine ait müstahsil makbuzu ve kesinti listelerinin bulunmadığı, bunların imha edildiğinin bildirildiği ,davacının belirtilen dönemlerde süt verdiğine ve prim kesintisi yapıldığına dair belge ve kayda rastlanılmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davacının tescil talebinin Kurum tarafından, kesintinin Kurum kayıtlarına intikal etmediği gerekçesiyle reddedildiği, Mahkemeye ... A.Ş. tarafından gönderilen kesinti listesinde davacı adına 1994 Nisan, 1995, 1996, 1997, 1998, 1999, 2000, 2001, 2002, 2004 yıllarında teslim ettiği üründen yapılan bağ kur prim kesintisinin miktarları ile birlikte gösterildiği, belgenin sahteliğine ilişkin iddia ve ispat bulunmadığının anlaşılmasına göre davacının 01.05.1994-30.10.2004 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ... , ... ve ...'ın oyları ve oyçokluğuyla,
29.05.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Daire çoğunluğu ile aradaki uyuşmazlık, davacının özel şirket olan .. .. San. Tic. A.Ş.'ye ürün teslim edip etmediği, sattıkları ürün bedeli üzerinden prim tevkifatı yapılıp yapılmadığı bu nedeniyle 4/1-b kapsamında tarım sigortalısı sayılıp sayılamayacakları noktasındadır.
Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların sigortalılıkları 17.10.1983 tarihli 2926 sayılı Kanun ile sağlanmakta iken bu Kanun 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış, tarım sigortalıları ise aynı Kanun'un 4/1-b4 bendi kapsamına alınmışlardır.
Mevzuatımızda sigortalılığın başlaması, davamı ve sonlanması ayrı ayrı düzenlenmiştir. Sigortalılığın başlaması için öncelikle sigortalılık iradesi, başvurusu gerekmekle birlikte bazen de zorunlu sigortalılıkta Kuruma re'sen tescil görevi de yüklenmiştir. Kendi adına ve hesabına tarım sigortalılığı zorunlu sigortalılık olup bu konudaki yasal düzenlemelere göz atmak gerekmektedir.
2926 sayılı Kanunda üç türlü tescil şartı düzenlenmiştir.
1. Sigortalıların kayıt ve tescil yaptırması (m. 7),
2. Köy ve mahalle muhtarlarının bildirimi (m. 8),
3. Kurumun resen tescili (m. 9).
Yukarıda sayılan tescil usulleri dışında Kurumun prim alacaklarını tahsil amacıyla, Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat kesilmesi halinde, prim ödemesi olarak kabul edilip Kurumun re'sen kayıt ve tescil yükümlülüğü kapsamında yargı kararları ile tescil sağlanmıştır.
2926 sayılı Kanun'un “primlerin ödenmesi” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalının, 31. maddede belirtilen prim borcunu, ait olduğu yıl içinde Bakanlar Kurulunca belirlenen dönemlerde ödemek zorunda olduğu, Kurumun prim alacaklarının, Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebileceği belirtilmiş, anılan madde, 02.08.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile ilga edilmiş olmasına karşın, bu Kanunun 27. maddesi ile söz konusu hüküm, 1479 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle yeniden ve aynı şekilde düzenlenmiştir. Benzer hüküm, 5510 sayılı Kanun 88. maddede, “4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescil edilmiş olanların prim borçlarını, sattıkları tarımsal ürün bedellerinden borç tutarını geçmemek şartıyla % 1 ilâ % 5 oranları arasında olmak üzere kesinti yapılmak suretiyle tahsil etmeye Kurum yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Kanuni düzenleme esas alınarak 03.04.1993 gün ve 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile, “2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi sigortalıların ödeyecekleri primlerin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmesine ilişkin ekli Karar'ın yürürlüğe konulması; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 19.03.1993 tarihli ve 209 sayılı yazısı üzerine, adı geçen Kanun'un 36. maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 03.04.1993 tarihinde kararlaştırılmıştır.” Uygulama 01.04.1994 tarihinde başlamıştır.
Kanuni düzenleme ve Bakanlar Kurulu kararı ile amaçlanan, mevcut sigortalıların ödemeleri aksayan prim borçlarının ödenmesine çözüm getirmektir. Ancak sigortalılığın zorunlu oluşu, Kurumun re'sen zorunlu sigortalılığı tescil görevi bulunması nedeniyle yargı kararları ile sattıkları ürünlerden tevkifat kesilenler de sigortalı olarak tescil edilmişlerdir.
Somut olayımızda davacının 06.07.2017 tarihli tescil talebinin Kurum tarafından ... A.Ş.'ye ait süt fabrikasından verildiği belirtilen kesinti listesinde ... müstahsil numarası ile belirtilen kesintiye rastlanmadığı tarım kredi kooperetif kaydı ve oda kaydı bulunmadığı gerekçeleri ile red edilmiştir. Gerçekten davacının ürün teslim ettiğine dair müstahsil makbuzu bulunmamaktadır. Sadece ... A.Ş. tarafından düzenlenen bir kesinti listesi mevcut olup; bu liste şirket iflas ettikten çok sonra şirket muhasebecisi tarafından düzenlenip kaşelenmiştir. Bu kişinin bu tarihte böyle bir liste düzenleme yetkisi bulunmadığı gibi bu listeyi dayanak ürün teslim belgeleri olmadan düzenlemiştir. Söz konusu listenin hazırlandığı tarihte ürün teslimine ilişkin belgelerin saklama süresinin dolduğu gerekçesiyle imha edildiğinin bildirilmesine rağmen şirket muhasebecisinin düzenlediği hukuken geçerliliği olmayan, belge niteliği bulunmayan bir listeye dayanarak sigortalılık kazanılması mümkün değildir. Mahkemece bu gerekçelerle davanını reddine karar verilmesi isabetli olup kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.