Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/351 K.2025/8422
10. Hukuk Dairesi 2025/351 E. , 2025/8422 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1086 E., 2024/2308 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/131 E., 2024/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin Etimesgut Şeker Fabrikası içerisindeki tavuk çiftliğinde 01.01.1994–25.04.1995 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının, davalıya ait 194271.06 sicil numaralı iş yerinde 01.01.1995 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak asgari prime esas kazançla çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, davacının davalı şirket nezdinde çalışmasına ve davalı şirket tarafından Kuruma bildirilmesine rağmen davacının çalışmasının sisteme işlenmemesinin, davalı şirket ile Kurum arasındaki sorundan kaynaklandığını, bu hususta davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek, bozulmasını istemiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın öncelikle hak düşürücü süreden reddinin gerektiğini, çalışma olgusunun yöntemince ispatlanamadığını, dayanaksız soyut gerekçelerle ve yetersiz tanık beyanları ile hüküm kurulduğunu, Kurumun herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3.Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, iş yeri özlük dosyası temin edilip iş yerinin Kanun'un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi iş yerinde ne iş yapıldığı, iş yerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, iş yeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
4.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, davalı şirket nezdinde 01.01.1994–25.04.1995 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen eksik hizmet sürelerinin tespitini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile davacının, davalıya ait 194271.06 sicil numaralı iş yerinde 01.01.1995 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak asgari prime esas kazançla çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ise de fiili çalışma olgusu tam olarak ortaya konulamadığından hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
5.Somut olayda, davacı adına düzenlenen ve davalı iş yerinden verilen 01.01.1995 tarihli işe giriş bildirgesinin 16341 varide numarasıyla 13.01.1995 tarihinde Kurum kayıtlarına girdiği, ancak davacı adına herhangi bir hizmet bildiriminde bulunulmadığı, işe giriş bildirgesi üzerinde yapılan imza incelemesi ile bildirgedeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, dönem bordrosunun dosyaya getirtildiği, yargılama sırasında beyanları alınan bordro tanıklarının davacıyı tanımadıklarını ifade ettikleri, 28.08.2020 tarihli kolluk araştırması sonucu komşu iş yeri/tanığı tespiti yapılamadığı, Mahkemece, davalı iş yerinden 01.07.1995-29.02.1996 tarihleri arasında hizmet bildirimi yapılan ve davacının kuzeni olduğunu beyan eden bordro tanığı ...'ın ifadesi esas alınarak ve bildirgedeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
6.Yapılacak iş; davacının beyanı alınmak suretiyle, davalı şirkette kimlerle birlikte çalıştığı sorulmalı, bu kişilerin tespiti ile bilgi ve görgülerine başvurulmalı, ihtilaf konusu dönemde kayıtlı dinlenmeyen bordro tanıklarının davacının çalışması, süresi ve yapılan işin niteliği yönünden ayrıntılı beyanları alınmalı, komşu iş yerleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle ayrıntılı araştırılıp tespit edilerek, tespit edilebilenler dinlenmeli, böylelikle toplanan deliller bir arada değerlendirilip takdir edilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.