Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/10813 K.2025/8330

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/10813 📋 K. 2025/8330 📅 15.05.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/10813 E.  ,  2025/8330 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/764 E., 2024/989 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/37 E., 2023/1140 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı işveren nezdinde alüminyum doğrama ustası olarak çalışırken 28.11.2017 tarihinde iş kazası geçirdiğini, sol elinin bilekten serçe parmağa doğru yarıldığını ve müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kazanın iş güvenliği önlemlerinin almaması nedeniyle meydana geldiğini, iş kazasında kusurun davalı işverene ait olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirkete izafe edilecek kusur bulunmadığını, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili her türlü eğitimin personele verildiğini, gerekli ekipmanların sağlandığını, iş yerinde düzenli olarak iş güvenliği uzmanı bulunduğunu, kaza sonrası davacıya maddi ve manevi destek olunduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Dosyanın sürüncemede kalmaması için %20 kusur oranı üzerinden yapılan maddi tazminat hesaplamalarına itiraz edilmediğini, davayı bu şekilde ıslah edildiğini, müvekkilinin kaza nedeni ile %35 kişisel eforunu kaybettiğini, belirlenen manevi tazminatın oldukça düşük olduğunu, kararı manevi tazminat yönünden istinaf ettiklerini, manevi tazminat taleplerinin 200.000,00-TL üzerinden hüküm altına alınmasını istemiş ve istinafa başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Müvekkili şirketin kazayı önlemek için alması gereken tüm önlemleri almasına karşın davalının kusuru neticesinde kazanın gerçekleştiğini, şirket bünyesindeki makine ve techizatların her türlü bakımının yapıldığını, iş güvenliği hususunda her gün eğitim ve uyarıların işçilere verildiğini, tehlike sınıfında çalıştıkları için bu konudaki tüm ayrıntılara titizlikle dikkat edildiğini, davacının elindeki parçanın o makinada kesilemeyeceğinin kaza anı öncesinde kendisine söylenmiş olmasına rağmen maalesef bu uyarıları dikkate almadığını ve dikkatsizliği sonucunda yaralandığını, asli kusurun davacıda olduğunu
30.11.2022 tarihli adli tıp raporunda davacının çalışma gücü kaybının hatalı hesaplanığını, davacının elinde iz kalmaması için süratli hareket ettiklerini ve tüm süreçte yanında olduklarını, elinde iz olmaması ve yaşamını idame ettirmesine yönelik herhangi bir engelleyici durumun oluşmaması hususlarının müvekkil şirket yetkililerinin ilgisi sayesinde olduğunu, davacının eski sağlığına kavuştuğunu, buna karşın meslekte kazanma gücünün hatalı şekilde %35 olarak hesaplandığını, mezkur kararın kaldırılarak davacının şu anki durumunun tespiti için yeniden rapor alınması gerektiğini,
Kusur oranlarının belirlenmesine dair 14.02.2023 tarihli raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaza gününe dair görüntülerin raporda dikkate alınmadığını, bu yönde itirazlarını 27.02.2023 tarihli dilekçe ile sunmalarına rağmen gerekçe gösterilmeden itirazlarının dikkate alınmadığını, kamera kaydı dikkate alınsa idi davacının ihmalinin tespit edileceğini, ayrıca raporda …buna rağmen olay tarihine kadar olan süreçte teknik ve organizasyonel önlemlerin etkin bir şekilde ve gereği gibi alınmadığı anlaşılmaktadır” kanaatine varılmış ise de bu ifade dosyaya ibraz edilen herhangi bir belge ile temellendirilmediğini, gerekli eğitimlerin verildiğini, buna dair kayıtların sunulduğunu, ancak davacının ispata yoksun tek taraflı beyanı ile kusurun belirlendiğini,
06.10.2023 tarihli bilirkişi raporu ile belirlenen maddi tazminatın fahiş olduğunu, sanki davacı artık hiçbir yerde çalışamayacakmış gibi hesap yapıldığını, çalışma hayatının sonlanacağı döneme kadar hesap yapıldığını, maluliyet oranının yeniden tespiti için taleplerinin kabul edilmediğini, bu husus da dikkate alınmadan aktif-pasif tüm çalışma dönemlerinin hesap edilmesi ve davalı şirkete yükletilmesinin doğru olmadığını, bu nedenle, mezkur kararın kaldırılarak davacının elinde meydana gelen yararının şu an ki durumumun tespiti için davacının yeniden hastaneyi sevki neticesinde belirlenen oran üzerinden tekrardan maddi tazminat hesaplaması yapılmasının uygun olacağını,
Hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının zenginleşmesine neden olacağını, davacının da kazadan sonra müvekkil şirkete gelerek “çok yüksek tazminatlar sizden alabiliyormuşum” şeklinde ifadelerde bulunduğunu ve bunun zenginleşme amacıyla hareket ettiğini gösterdiğini öne sürerek istinafa başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususun bulunmaması nedeniyle istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesi kararının, maddi vakıa, usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf sebep ve gerekçelerinin tümünün yerinde olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi.
3. Değerlendirme
A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 200.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 100.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.