Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/3117 K.2025/8322
10. Hukuk Dairesi 2024/3117 E. , 2025/8322 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/242 E., 2022/108 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Yargıtay 21.(Kapatılan) Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılar ortak vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı taraf dava dilekçesinde ve yargılama safahatındaki yazılı ve sözlü iddialarında özetle; Davacı ... ile merhum işçi ...'ın 30.07.2002 tarihinde evlendiğini, bu evlilikten diğer davacılar ... ile .. ..'im dünyaya geldiğini, davacıların eşi/babası ... 02.07.1982 doğumlu olup 23.08.2008 tarihinde meslek hastalığı sebebiyle 26 yaşında iken büyük acılar çekerek vefat ettiğini, davacının ev hanımı olup herhangi bir gelirinin bulunmadığını, eşinin meslek hastalığı sebebiyle vefat etmesi nedeniyle SGK'ya ölüm maaşı bağlanması için müracaat ettiğini, işlemlerin halen devam ettiğini, merhum ...'a Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesince verilen 14.02.2008 tarihli raporda “Silisyum içeren tozlara bağlı pnomokonyoz, intestiyel pulmoner hastalık, solunum yetmezliği" teşhisiyle "Özel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı TKBO olarak belirlenmiş ve çalışarak hayatını kazanamayacağı" raporunun verildiğini, merhumun Sağlık Bakanlığı İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi, Sağlık Bakanlığı İstanbul ... Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Kahramanmaraş ... İmam Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinden aldığı raporlar da meslek hastalığı olan "Silikozis" teşhisinin konulduğunu, merhuma Sosyal Güvenlik Kurumunca Yurt Dışına Tedaviye Gönderileceklere İlişkin Sağlık Kurulu Raporuda verildiğini, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı tarafından 28.04.2008 tarihinde verilen raporda hastanın Avusturya veya Almanya'da akciğer nakli olması gerektiği sonucuna varıldığını, davalı işveren merhum Kazım'ın 4 yıllık çalışmasının sadece 20 günlük bölümünü SSK'ya bildirildiğini, merhumun vefatında önce 2008 yılı Nisan ayında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kuruluna davalıyı ihbar ettiğini, kuvars (kum) kullanılarak yapılan kumlamada; tencerelerin yüzeylerinin pürüzsüz hale getirilmesi için yüksek basınçla kuvars (kum) tencereye püskürtülür etrafa ve havuza Saçılan kumlar tekrar tekrar toplanarak aynı şekilde tozlaşana kadar kullanıldığını, davalı işverenin Anayasada yer alan yaşama hakkını işçilerinin elinden alarak, Türk Ceza Kanunu'na, tüm iş mevzuatına ve nihayetinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğüne kasten, açıkça, uzun süre aykırı hareket ederek davacının eşinin ölümüne tam kusurlu olarak sebep olduğunu, davalıya ait iş yerinde 12-13 işçinin çalıştığını, bu işçilerden merhum ...'ın çırağı olarak çalışan ... doğumlu... isimli işçininde 2009 yılında 24 yaşında iken silikozis hastalığı sebebiyle vefat ettiğini, davalı işverenin ihracata yönelik çalışan, markalı ürünler imal eden, ekonomik durumu son derece iyi olduğunu, davacının eşinin hastalığı sırasında ve aynı şekilde vefat eden diğer işçinin hastalığı sırasında hiçbir şekilde işçilerin sağlığı ile ilgilenmediğini, yeşil kart ile tedavi olmaya çalışan işçileri arayıp sormadığını ve hiçbir surette destek olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı ... için 500 TL, küçük davacı ... için 500 TL, küçük davacı ... .. için 500 TL, olmak üzere toplam 1.500 TL maddi tazminat, davacı ... için 100.000 TL, küçük davacı ... için 100.000 TL, küçük davacı ... .. için 100.000 TL olmak üzere toplam 300.000, TL manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf beyanlarında özetle; davayı kabul etmediklerini, firmaca gerekli iş güvenliği ile ilgili gerekli tedbirlerin alındığını, merhumun davalı iş yerinde sadece 5 gün çalıştığını, başkaca çalışmasının olmadığını, davanın hukuka ve usule aykırı olarak açıldığını, davacının iddialarının yersiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARLARI
A) Mahkemenin Bozma Öncesi Kararı
Mahkemenin 23.01.2018 tarih ve 2017/65 Esas 2017/23 Karar sayılı ilk kararında; Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
B) Yargıtayın İlk Bozma Kararı
Kararın tarafından davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.06.2019 tarih 2018/2735 Esas 2019/4502 Karar sayılı ilamında özetle; "Dairemizin emsal 26.06.2018 tarih ve 2016/13176 Esas – 2018/5695 Karar sayılı ilamında da açıkça işaret olunduğu üzere; 32 yıl formülü olarak adlandırılan ve yer altı kömür madeni iş yerlerindeki toz oranının mevcut teknolojik imkanlarla belirli bir oranın altına indirilmesinin mümkün olmadığı ve yer altı çalışma koşulları tümüyle kontrol altına alınamayacağı için, 32 yıllık bir çalışma süresi sonunda meslek hastalığı üzerinde belirli oranda kaçınılmazlığın etkili olacağı kabulünden hareket eden yaklaşımın, yer altı kömür madeni iş yeri dışındaki çalışmalardan kaynaklanan meslek hastalıklarına ilişkin kusur incelemesinde esas alınması mümkün bulunmamaktadır. Aksine yaklaşım, her tür meslek hastalığının oluşumunda belirli oranda kaçınılmazlığın etkili olacağı kabulüne yol açacaktır. Böylesi bir yaklaşım ise gelişen bilimsel ve teknolojik imkanlar ile sosyal güvenliğin yöneldiği amaçla bağdaştırılamaz.
Öte yandan taraflar arasında farklı dönemlerde ayrı iş yerlerinde çalışan davacıda ortaya çıkan meslek hastalığı nedeni ile işverenlerin sorumluluğunun kusurları oranında mı; yoksa müşterek ve müteselsilen mi olduğu noktasında da uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır.
...Bu aşamada tam teselsül (BK. mad. 50'e dayanan müteselsil sorumluluk) ile eksik teselsül (BK. mad.51'e dayanan müteselsil sorumluluk) arasında yapılan ayrımın ve farkların önemini de vurgulamak yerinde olacaktır: 818 sayılı Kanun’un gerek 50. gerekse 51. maddelerinde müteselsil sorumluluk öngörülmüş bulunmakla birlikte, anılan iki madde arasındaki diğer hukuki farklılıklar ise şu şekildedir:
BK’nun 50. maddesi; aynı zarardan dolayı birden fazla kişinin birlikte müteselsilen sorumlu tutulmalarını, birden fazla kişinin ortak kusurlarıyla zarara birlikte sebebiyet vermiş olmaları koşuluna bağlamıştır. Buna göre birden fazla kişi aynı zarara ortak kusurlarıyla sebebiyet vermiş olmalıdırlar. BK’nun 51. maddesi ise bundan farklı olarak, aynı zarardan dolayı birden fazla kişinin birlikte müteselsilen sorumlu tutulmalarını birden fazla kişinin bu zarardan dolayı ortak kusurları nedeniyle değil; hukuksal nedenlerle sorumlu olmalarına bağlamıştır. Burada müteselsilen sorumlu tuttuğumuz kişilerin, sorumluluklarının sebepleri farklı hukuksal nedenlere dayanmaktadır. Bu açıklamalar karşısında BK’nIn 51. maddesine dayanan müteselsilen sorumluluğun sebebi haksız fiil, kanun veya sözleşme nedeniyle birden fazla kişinin sorumlu tutulmasıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sigortalının 23.10.2007 tarihinde silikozis meslek hastalığına yakalandığının tespit edildiği, işbu meslek hastalığı nedeniyle maluliyet oranının sağlığında %55 olarak tespit edildiği ve meslek hastalığı sonucu gelişen komplikasyonlara bağlı olarak 23.08.2008 tarihinde vefat ettiği, ölümün meslek hastalığı sonucu meydana geldiğinin Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Genel Kurulu raporları ile kabul edildiği, davacı taraf iddialarına göre ... sigortalı ...’ın 1999 yılı Nisan Ayından, 2002 yılı Temmuz ayına kadar Davalı ...’a ait iş yerinde çalıştığı iddia edilmesine karşın; SGK’dan getirtilen hizmet döküm cetvelinde davalı ...’a ait “...” sicil sayılı mutfak araç ve gereçlerinin kumlanması işinin yapıldığı iş yerinde 16.01.2001-20.01.2001 devresinde 5 günlük hizmetinin bulunduğu, 01.10.2004-31.12.2004 devresinde ... .. İşletmeleri A.Ş. adına işlem gören “...” sicil sayılı iş yerinden, ve 01.01.2005-27.03.2008 devresinde ise .. .. İşletmeleri A.Ş. adına işlem gören “..” sicil sayılı diğer iş yerinden sigortalılık bildirimlerinin bulunduğu, mahkemece 32 yıl formulüne göre kusur hesabı yapan 03.04.2013 ve 23.06.2016 tarihli kusur raporlarına itibar edilerek karar verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş davacının davalı işveren ... nezdinde 16.01.2001-20.01.2001 tarihleri arasında 5 günlük çalışması haricinde çalışmasını kanıtlayıp kanıtlamadığı değerlendirilerek, kanıtlamış olması halinde kanıtladığı süre; kanıtlayamadığı halde ise 5 günlük bu çalışma süresi gözetilerek, davacının çalışmasının geçtiği iş koluna göre de 32 yıl formulünün kusurun belirlenmesinde gözetilemeyeceği dikkate alınarak, davacının ayrı zamanlarda, ayrı ortamlarda çalışmasının meslek hastalığına yakalanmasına etkisi yönünden, davacının, davalı işveren ile beraber, dava haricindeki iş yerlerindeki çalışma koşulları, çalışma süreleri ve çalışılan işe göre meslek hastalığının oluşumunda her işverenin kusurunun ayrı ayrı olacak şekilde meslek hastalığı alanında uzman göğüs hastalıkları hekim bilirkişi ve A belgeli iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak heyetten rapor alınmak suretiyle davalı işveren ..., davalı şirket ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ve dava harici işverenlerin kusur oranlarının tespiti, sonucuna göre dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, kusur oranına göre maddi ve manevi tazminatlardan davalıların sorumluluklarının belirlenmesi gerekirken yetersiz raporların dayanak alınarak yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi, Dairemizin kökleşmiş içtihatları ile usul ve yasaya aykırı olmuştur. ..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA SONRASI KARAR
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle;"...Bozma kararında işaret edilen hususları karşılar şekilde kusur heyet raporu aldırılmıştır. Ankara 15. İş Mahkemesince görevlendirilen bilirkişiler..., ...ve .. .. tarafından hazırlanan 29.01.2021 tarihli heyet bilirkişi kusur raporunda; ... ve yetkili müdürü olduğu ... ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin olayın meydana gelmesinde birlikte %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduklarını, ... ...'ın ölümü ile sonuçlanan meslek hastalığına yakalanmasında %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğunu, .. .. .. A.Ş.'ye atfı kabil kusur bulunmadığını..." gerekçesiyle ;
"Davanın kısmen kabulü ile
A) Davacıların maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı kabulü ile
1-500,00 TL maddi tazminatın meslek hastalığının tespiti tarihi olan 23.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine
2-500,00 TL maddi tazminatın meslek hastalığının tespiti tarihi olan 23.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine
3-500,00 TL maddi tazminatın meslek hastalığının tespiti tarihi olan 23.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine
B) Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile
1-90.000,00 TL manevi tazminatın meslek hastalığının tespiti tarihi olan 23.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine
2-90.000,00 TL manevi tazminatın meslek hastalığının tespiti tarihi olan 23.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine
3-90.000,00 TL manevi tazminatın meslek hastalığının tespiti tarihi olan 23.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine
Fazlaya ilişkin talebin reddine" şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz istemlerinde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar ortak vekili temyiz dilekçesinde davacılar murisinin davalı ... nezdindeki çalışmasının kayıtlara göre 5 gün olduğu, aksinin kabulünün mümkün olmadığı, müvekkil şirket yönünden husumet itirazında bulunduklarını, alınan kusur raporunun yetersiz olduğu ve manevi tazminatın fahiş takdir edildiğini beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminata ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3. maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nın 427 ilâ 444. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332, 41, 42, 43, 45, 46 ve 47. maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2. maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22.06.1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme
Dosya kapsamındaki kayıt belgelerden; sigortalının 23.10.2007 tarihinde silikozis meslek hastalığına yakalandığının tespit edildiği, iş bu meslek hastalığı nedeniyle maluliyet oranının sağlığında %55 olarak tespit edildiği ve meslek hastalığı sonucu gelişen komplikasyonlara bağlı olarak 23.08.2008 tarihinde vefat ettiği, ölümün meslek hastalığı sonucu meydana geldiğinin Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Genel Kurulu raporları ile kabul edildiği, davacı taraf iddialarına göre ... sigortalı ...’ın 1999 yılı Nisan Ayından, 2002 yılı Temmuz ayına kadar davalı ...’a ait iş yerinde çalıştığı iddia edilmesine karşın; SGK’dan getirtilen hizmet döküm cetvelinde davalı ...’a ait “...” sicil sayılı mutfak araç ve gereçlerinin kumlanması işinin yapıldığı iş yerinde 16.01.2001-20.01.2001 devresinde 5 günlük hizmetinin bulunduğu, 01.10.2004-31.12.2004 devresinde dava dışı .. .. İşletmeleri A.Ş adına işlem gören “...” sicil sayılı iş yerinden, ve 01.01.2005-27.03.2008 devresinde ise ... ... İşletmeleri A.Ş. adına işlem gören “...” sicil sayılı diğer iş yerinden sigortalılık bildirimlerinin bulunduğu, 18.06.2019 tarihli bozma ilamı öncesi mahkemece 32 yıl formulüne göre kusur hesabı yapan 03.04.2013 ve 23.06.2016 tarihli kusur raporlarına itibar edilerek hüküm kurulduğu, bozma ilamında 32 yıl formülünün somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilerek devamla davacılar murisinin kayıtlarda gözüken 5 günlük çalışması haricindeki iddia edilen çalışmasının fiili olup olmadığının Mahkemece tespiti ile meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davasında teselsüle ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı bu yönüyle dava dışı işverenlerin sorumluluğunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu, Mahkemece bozma ilamı sonrası bir kısım bordro tanıklarının dinlenilmesi sonucu davacı tarafça iddia edilen çalışma süresinin kanıtlandığı kanaatine varılarak dosyanın kusur bilirkişisine tevdi olunduğu, 29.01.2021 tarihli heyet bilirkişi kusur raporunda; ... ve yetkili müdürü olduğu ... ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin olayın meydana gelmesinde birlikte %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduklarını, ... ...'ın ölümü ile sonuçlanan meslek hastalığına yakalanmasında %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğunu, ... .. ... A.Ş.'ne atfı kabil kusur bulunmadığı yönünde tespit yapıldığı, Mahkemece kusur raporunun hükme esas alınması suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Meslek hastalığı nedeniyle tazminat davalarının görülmesinde meslek hastalığının meydana gelmesinde işveren nezdinde geçen çalışma süresi, işin niteliği ve çalışma koşullarının tam olarak tespiti gerekir. Hizmet süresinin tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında kurum taraf değildir.
Mahkemece her ne kadar bozma ilamı gereğince bir kısım bordro tanıklarının dinlenilmesi suretiyle muris sigortalının davalılar nezdinde 1999 yılı Nisan ayından 2002 yılı Temmuz ayına kadar çalıştığının ispatlandığı kanaatine varılmış ise de davacılar murisinin davalı ... nezdinde geçen çalışma süresinin kayıtlara göre 5 gün olduğu anlaşılmakla işbu dava meslek hastalığı nedeni ile tazminat istemi ile açıldığına göre hizmet süresinin tespitine dair sonuç doğuracak bir yargılamanın açılacak ayrı bir tespit davasında tartışılarak çözüme kavuşturulması gerekirken bu dava içerisinde yürütülmesi ve sonuçlandırması mümkün olmamakla verilen karar hatalıdır. Yine bozma ilamında meslek hastalığına ilişkin tazminat davalarında teselsüle ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı açık olduğundan dava dışı işverenlerin bu işverenler nezdinde geçen çalışma sürelerinin meslek hastalığına etkisi bakımından çalışma koşullarının değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmesine rağmen bu hususta yeterince araştırma yapılmadığı dava dışı işveren yetkilisi beyanları ile yetinildiği sigortalıya ait özlük dosya örneğinin dosyaya getirtilmediği anlaşılmakla bu husus da hatalıdır. Ayrıca kabule göre de Mahkemece bozma ilamı öncesi 28.07.2017 tarihli hesap raporu aldırıldığı raporda seçenekli hesaplama yapıldığı, Mahkemece gerekçesinde hangi seçeneğe itibar edildiğinin belirtilmeksizin taleple bağlı hüküm kurulduğu, yine bozma ilamı sonrası 10.05.2021 tarihli hesap raporu aldırıldığı, raporda seçenekli hesaplama yapıldığı ancak Mahkemece yine itibar edilen seçenek belirtilmeksizin taleple bağlı hüküm kurulduğu anlaşılmakla bu husus da hatalı olmuştur.
Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince mahkemece yapılacak iş; öncelikle sigontalının davalılar nezdinde 16.01.2001-20.01.2001 tarihleri arasında 5 günlük çalışması haricinde iddia edilen çalışmasının tespiti yönünden Sosyal Güvenlik Kurumuna ve davalılara karşı “hizmet süresinin tespiti” davası açması için usulüne uygun kesin önel vermek, kesin sürenin sonuçlarını ihtar etmek; tespit davasının verilen kesin önel içinde açılması halinde bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre kanıtlamış olması halinde kanıtladığı süre; kanıtlayamadığı halde ise 5 günlük bu çalışma süresi gözetilerek, Kurum ile yazışma yapmak suretiyle var ise rücu dosyası da getirtilerek, rücu dosyasında esas alınan raporları da değerlendirir ve çelişkileri giderecek mahiyette; davacının ayrı zamanlarda, ayrı ortamlarda çalışmasının meslek hastalığına yakalanmasına etkisi yönünden, davacının, davalı işveren ile beraber, dava haricindeki iş yerlerindeki çalışma koşulları, çalışma süreleri ve çalışılan işe göre meslek hastalığının oluşumunda her işverenin kusurunun ayrı ayrı olacak şekilde meslek hastalığı alanında uzman göğüs hastalıkları hekim bilirkişi ve A belgeli iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak heyetten rapor alınmak suretiyle davalı işveren ..., davalı şirket ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ve dava harici işverenlerin kusur oranlarının tespiti, sonucuna göre dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, kusur oranına göre maddi ve manevi tazminatlardan davalıların sorumluluklarının belirleyen usulüne uygun karar tesis etmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.