Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/5574 K.2025/7357

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/5574 📋 K. 2025/7357 📅 30.04.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/5574 E.  ,  2025/7357 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2104 E., 2025/131 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/316 E., 2023/228 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının ...'e ait iş yerinde 01.03.1988 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak ve asgari ücretle bir gün çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01.03.1988 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, davacının iddiasını yazılı belgelerle ispatlaması gerektiğini, işveren tarafından işe giriş bildirgesinin verilmiş olması, fiili çalışmanın kanıtı sayılamayacağından bu tür davalar kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2023 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davacının ... sicil sayılı ... unvanlı iş yerinde 01.03.1988 tarihinde hizmet akdine tabi asgari ücret ile 1 gün çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01.03.1988 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2023 tarihli kararıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin17.10.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 24.01.2022 tarihli kararı ile ".... dava konusu işyeri dönem bordrolarının olup olmadığı bir kere daha Kurumdan sorulmalı, işverene ait iş yerinin, emniyet, SGK, vergi ve belediye aracılığıyla komşu iş yeri ve kayıtlı çalışanları tespit edilerek çalışma, vergi ve sigortalılık kayıtları da getirtilmek suretiyle dinlenilmeli ..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".. vefat etmeyen bordro tanığı ...'nın Almanya adresine tanık olarak beyanının alınması için yurt dışı talimat yazıldığı, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü yazısına göre, ... Sözleşmesine göre adli yardım verilebilecek dava konuları ticari ve medeni konularla sınırlı tutulduğundan, taraflardan birinin idare olmasından dolayı idari mesele olarak görüldüğünden reddedildiği, bu nedenle bordro tanığı dinlenilemediği, komşu tanık araştırmasının aradan geçen zaman nedeniyle olumsuz sonuçlandığı, ilgili belediyeden iş yerinin varlığına dair bilgilerin geldiği, işveren ...'in çalışan sayısının fazla olması ve çalışanların iş oldukça grup halinde gelip çalışmaları ndeniyle davacıyı hatırlayamadığı, muhasebeci tarafından davacıya ait evrak ve belgelerin aradan 36 yıl geçmesi nedeniyle sunulamayan davada, davacı aleyhine kanıt getirilemediği gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu tarihte hizmet akdine tabi 1 günlük çalışma olgusunun varlığı belirgin bulunmakla, davacının 01.03.1988 gününde hizmet akdine tabi olarak çalıştığının, sigortalılık başlangıcının ise 18 yaşını doldurduğu 15.04.1988 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği, sıralanan maddi ve hukuki olgular, bozmaya konu karar gerekçesiyle, bozma gereğince yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının, dava dışı işveren ...'e ait ... sicil numaralı iş yerinde 01.03.1988 günü 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamında hizmet akdine dayanarak, tüm sigorta kollarına tabi olarak asgari ücretle çalıştığının, anılan 1 günlük sürenin prim ödeme gün sayısı olarak değerlendirilmesi gerektiğinin, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık başlangıç tarihinin ise 18 yaşını doldurduğu güne karşılık gelen 15.04.1988 olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın reddinin gerektiğini beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 6 ., 9., 79. ve 108. maddeleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanunun belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının iş yerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği iş yerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu iş yeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, bozma ilamı gereği, Kurumun 1988 yılında iş yerinden dönem bordrosu verilmediğinin bildirildiği, geniş çaplı iş yerine dava konusu dönemde komşu iş yeri ve çalışanlarının tespiti için yapılan araştırmada komşu iş yeri tespit edilemediği, işveren ... ile o dönemde iş yerinin mali müşaviri olduğunu belirten ...'in alınan beyanlarında davacıyı tanımadıklarını beyan ettikleri, ancak mahkemece aradan 36 yılın geçtiği için dinlenen mali müşavir tarafından davacı ile ilgili evrak sunulamadığı, davacı aleyhine kanıt getirilemediği gerekçesiyle fiili çalışma sübuta ermediği halde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre, Mahkemece, davacının dava konusu tarihte çalışmasını bilebilecek olan kişilerin kimler olabileceği taraflardan sorularak bu kişilerin de sigortalılık ve vergi kayıtları kayıtları getirtilerek dinlenmeli, aksi takdirde fiili çalışmanın kanıtlanmaması halinde davanın reddi gerekmektedir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.