Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/15389 K.2025/7161
10. Hukuk Dairesi 2024/15389 E. , 2025/7161 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/746 E., 2024/980 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çınar 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2014/219 E., 2017/133 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 1984 yılı Mayıs ayında davalının yanında işe girdiğini ve 01.03.2011 tarihinde nedensiz olarak işten çıkarıldığını, davacının davalının çiftliği olan ... (...) çiftliğinde yaklaşık olarak 25 yıl 6 ay çalıştığını, iş yerinde hemen tüm işçiler için maaşların asgari ücretten düzenlendiğini, davacının elden ödenen aylık net ücretinin işten ayrıldığı yıl olan 2011 Mart ayı itibariyle yıllık olarak eşiyle birlikte toplam 9.400,00 TL olduğunu, müvekkilinin davalı iş yerinde 25 yıl 6 ay boyunca eksiksiz olarak kaynakçılık, şoförlük, tarlaların ekim biçimi ve korunması, kahyalık, bekçilik, sondaj, biçerdöver ve traktör kullanımı, getir götür ve her türlü angarya işleri, hafriyat, çeltik, davalının 6000 dönüm arazinin ve çiflikteki evinin bakım ve gözetiminin davacının tarafından yerine getirildiğini, müvekkilinin zaman zaman davalının şirketlerinde bakım ve onarım görevlerini de yerine getirdiğini, bu nedenlerle davacının Mayıs 1984 tarihinden 01.03.2011 tarihine kadar geçen süre içinde davalı ... yanında sigortasız olarak çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 1984 yılı Mayıs ayı olarak tespiti ile sigorta hizmetlerinden faydalandırılmasına karar verilmesini, bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasını, müvekkilinin bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, yanında işçi olarak çalışmadığını, yılın belirli zamanlarında yapılan yarıcılık faaliyetlerinde kendi nam ve hesabına çalıştığını, yarıcılık faaliyetlerinin yıllar içerisinde değişiklik göstermekle beraber bazı yıllar sebze, bostan, bazı yıllar kavun, karpuz, bazı yıllar meyve bahçesi yarıcılığı şeklinde cereyan ettiğini, davacının belirtmiş olduğu taleplerin hak düşürücü süreye uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, davacının davalıya ait iş yerinde çalıştığına ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığını belirtip davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 20.04.2017 tarih, 2014/219 E. ve 2017/133 K. sayılı kararı ile "Davacının davalı yanında gerçekleşen çalışmalarının yarıcılık, ortakçılık, carıyek veya marabacılık olarak adlandırılan hasılat kirası esaslarına dayandığı ve davacının 1984 yılından itibaren davalı yanında çalıştığını ispat edemediği" gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 20.04.2017 tarihli kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2019 tarih ve 2018/693 E., 2019/564 K. sayılı kararı ile istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının, davalı ...'e ait çiflikte 31.05.1984-27.09.1985 ve 08.03.1987-01.03.2011 tarihleri arasında aralıksız olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2019 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.06.2020 tarih, 2019/4496 E. ve 2020/3127 K. sayılı kararı ile "Somut olayda dinlenen tanık beyanlarının davacının iddiasını tam karşılamadığı, tarafların aralarındaki ilişkinin hizmet akdi mi yarıcılık mı olduğu dosya kapsamından tespit edilemediği anlaşılmakla; yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular ışığında davanın somutlaştırılması yükümlülüğü çerçevesinde Mahkemece öncelikle davacının Mayıs 1984-01.03.2011 arasında davalı işverene ait iş yerlerinde ara vermeden çalıştığı ve tam gün süreyle çalıştığı iddiası karşısında davacıya tam olarak talebi açıklattırılmalı, dava konusu sürede çalışmaya ara verip vermediği, çalışırken kimden emir ve talimat aldığı, çalışma şeklinin nasıl olduğu, dava konusu dönemde nerelerde ikamet ettiği, 6000 dönümlük arazinin ne kadarının kendisi tarafından nasıl kullanıldığı, arazide başkalarının çalışıp çalışmadığı, kimler olduğu, ne tür işlerin davacı tarafından yapıldığı, elde edilen ürünlerin kim tarafından kimlere satıldığı, araziye sıkça kimlerin gelip gittiği, kendisinin başka yerlerde yarıcılık veya başka bir işle uğraşıp uğraşmadığı hususlarında etraflıca araştırılmak üzere beyanı alınarak ve eksik hususlar davacıya açıklattırılarak dava konusu somutlaştırılmalıdır.
Bunlarla birlikte; Mahkemece resen araştırma ilkesi gereğince iş yerinin faaliyet alanı, iş yerinin kapasitesi araştırılmalı, davacı adına kayıtlı traktör veya iş makinesi olup olmadığı, ilçe tarım müdürlüklerinden, ziraat odalarından ve ilgili birimlerden sorularak ve çevre araştırması yaptırılarak davacının arıcılık ruhsatının olup olmadığı, adına kayıtlı hayvan olup olmadığı, hayvancılıkla uğraşıp uğraşmadığı, arazi ve ürünlerle ilgili olarak mevcut ise gübre desteği ve gelir desteğinin kim tarafından alındığı etraflıca ve titizlikle araştırılmalı, ikametgah bilgileri dosyaya celpedilmeli, araziye komşu arazi ve konut sahipleri tespit edilip tek tek dinlenilmeli, ayrıca elde edilen ürünleri satın alan kişi veya tüccarlar tespit edilip özellikle satışı yapan kişinin kim olduğu sorularak konu ile ilgili bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacı ile davalı arasındaki ilişki ve uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın gerekçesinde şu hususlara yer verilmiştir:
"Davacının Talimat Mahkemesince alınan beyanında, 1984 yılında davalıya ait ... Çiftliğinde şoför olarak çalışmaya başladığını, yaklaşık 10-11 yıl sonra yine davalıya ait ... İlçesindeki ... çiftliğinde kahya olarak çalıştığını, ilk işe başladığından itibaren yıllık ücret aldığını, belirli bir çalışma saati olmadığını, kendi işi gibi işler bitene kadar çalıştığını, kendisi dışında 2 şoförle birlikte 6000 dönüm araziyi sürdüklerini, elde edilen ürünlerin davalıya ait olduğunu, genelde buğday ve pamuk yetiştirildiğini, bu ürünleri davalının buğday pazarındaki ... isimli bir şahsa sattığını, davalı dışında başka kimsenin yanında çalışmadığını beyan etmiştir.
Davacının beyanından çalışma süresi içerisinde davalıya ait ... ve ... Çiftliği olmak üzere iki farklı iş yerinde çalışma iddiası bulunduğu anlaşıldığından kolluk marifetiyle her iki iş yerinde de araştırma yapılarak dava konusu uyuşmazlığa ilişkin bilgi sahibi kişilerce görüşüldüğü, ... Çiftliğinde yapılan 04.01.2021 tarihli kolluk araştırmasında davacının davalıya ait çiftlikte işçi olarak çalışmadığı, çiftlik arazisinde ortaklık yaptığı ve ürün ekip çıkan ürünlerden yüzde aldığının beyan altına alındığı; ... Çiftliğinde yapılan 06.01.2021 tarihli kolluk araştırmasında bu çiftliğin davalı ve kardeşleri ..., ... , ... ve ...' e ait olduğu, 6000 dönüm arazide buğday, arpa, mercimek, susam ekildiği, bu araziye ekilen ürünleri satıldıktan sonra beş kardeş arasında pay edildiği, arazide genelde tarım işçisi ya da aylık işçi çalıştırıldığı, çalışan işçilerin isimlerinin bilinmediği, davacının bu iş yerinde çalıştığına dair ya da bu arazinin davacı tarafından kiralandığına dair yazılı belgeye rastlanılmadığı belirtilmiş, her iki kolluk tutanağında da komşu iş yeri çalışanları ve komşu tarla sahiplerinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
Bozma ilamında belirtildiği üzere Sur İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yazı cevabından davacı ve davalının destekleme başvurusunda bulunmadığı, Çınar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yazı cevabından davacı ve davalının ÇKS kaydı bulunmadığı ve destekleme ödemesi yapılmadığı belirtilmiş, Çınar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yazı cevabı ekinde davalı arazilerinde yapılan kira sözleşmelerinin dosyaya sunulduğu, tetkikinde davacı ile yapılan her hangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı tespit edilmiştir.
Çınar Ziraat Odası Başkanlığı yazı cevabından davacı ve davalı adına arı ve hayvan kaydı bulunmadığı, tescilli pamuk yada buğday biçerdöveri kaydı bulunmadığı, Sur Ziraat Odası yazı cevabından davacının 25.04.1997 tarihi itibariyle oda kaydı bulunduğu, davacının bu tarihte tarımsal destek kaydı bulunduğu, davalının 30.10.1995 tarihinden itibaren oda kaydı bulunduğu, davalının bu tarihte ve 14.09.2005 tarihinde tarımsal destek müracaatında bulunduğu tespit edilmiştir.
Somut olayda, dava konusu uyuşmazlığın 1984 Mayıs- 01.03.2011 tarihleri arasına ilişkin olduğu, davacının hizmet cetvelinin tetkikinde davalıya ait ya da başka bir işveren nezdinde hiç bir sigortalı çalışmasının bulunmadığı, SGK kayıtlarından davalı işveren adına kayıtlı iş yeri bulunmadığı, diğer bir deyişle dosyada bordro tanığı bulunmadığı anlaşılmakla kolluk marifetiyle tespit edilen kamu tanıkları dosyada dinlenilmiştir.
Davacı ve davalı tanıklarının bordrolu tanık olmaması karşısında beyanlarına itibar edilmeyerek dosyanın ilk derece mahkemesi tarafından dinlenilen tanık anlatımları ile birlikte değerlendirilmesinde; davacının davalı işverene ait tarlaların bulunduğu ... Çiftliğinde 2000-2010 yılları arasında eşi ve çocukları ile birlikte ikamet ettiği, bu dönemde ve öncesinde davalıya ait ... ve ... Çiftliklerinde çalışmalarının bulunduğu ancak bu çalışmaları yönünden 5510 sayılı Kanun kapsamında hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilebilecek şekilde süreklilik, bağımlılık unsuru ve ücret ödemesi noktasında dosyada yazılı delil ve kolluk araştırması bulunmadığı gibi tanık anlatımlarının da bu konuda yetersiz olduğu tespit edilmekle, ispatlanamayan hizmet ilişkisine dayalı davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuştur. ”
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle,
1.Davacının ikametgahının, bütün çalıştığı dönem boyunca çiftlik olup bütün çocuklarının çiftliğin yanında bulunan okullarda eğitim hayatlarını tamamladıklarını, bu konuda mahkemece bir araştırma yapılmadığını, davalının ikametgahının ise Diyarbakır olup hasat ve ekim zamanı çiftliğe geldiğini, işin bütün kontrolünün ise davacı ve ailesi tarafından gerçekleştirildiğini,
2.Davacının çalıştığı dönem boyunca maaşını yıllık olarak almakta olup yıllık maaşın bölgenin gerçeklerine uygun olduğunu,
3. Şükürlüdeki çiftlikte sadece pamuk ve buğday ekildiğini, ayrıca hayvancılık da yapıldığını, davacının başka yerlerde yarıcılık veya başka bir işle uğraşmadığını,
4. Bütün tanık beyanlarında davacının çiftlikte eşi ile birlikte kaldığı açık olup davacının anılan çiftlikte 11 yıl boyunca kalmasının ve çiftliğin işlerinde çalıştırılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
5.Tanık beyanları dikkatlice incelendiğinde müvekkilinin davalı yanında kaldığının ve çalıştığının ispatlandığını buna karşılık davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.