Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/12499 K.2025/6765
10. Hukuk Dairesi 2024/12499 E. , 2025/6765 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1617 E., 2024/817 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Reyhanlı 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/197 E., 2022/136 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacılar vekili, murisleri ...'un 10.02.2016 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, iddiaya konu olayla ilgili olarak Kurum yetkililerince düzenlenen inceleme raporunda, yaşanan olayın kazalının görevi ile ilgili olmadığının ve görevi başında gerçekleşmediğinin belirlendiğini, bu nedenle olayın iş kazası olmadığına karar verildiğini savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketine usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiş, davalı temsilcisi davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacıların murisi olan ... T.C. kimlik no.lu ...'un 10.02.2016 tarihinde ölümüne sebebiyet veren kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket vekili, bilirkişi raporuna yapılan itirazın Mahkemece dikkate alınmadığını, davanın aydınlatılamadığını, bilirkişinin görevinin olay tespiti yapmaktan ibaret olduğunu, hakimin yapması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapılamayacağını, eksik ve hatalı incelemesi sonucunda hukuka aykırı raporun hazırlandığını, kararın da bu rapora göre tesis edildiğini belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, Kurumun inceleme raporunda kazanın, sigortalının görevi ile ilgili olmadığı, görevi dışında meydana geldiği için iş kazası olmadığı kanaatine varıldığını, bilirkişi raporunda tanık beyanlarına yer verildiğini, fakat tanık beyanlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilmeden eksik araştırma ve inceleme sonucunda karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davaya konu olan ve tespiti istenen "iş kazası" mevzuatımızda 506 sayılı Kanun'un 11-A ve 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, her iki Kanunda da iş kazası tanımlanmamış, kazanın hangi hal ve durumlarda iş kazası sayılacağı yer ve zaman koşulları ile sınırlandırılarak belirlenmiştir.
Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 13.maddesidir. Anılan maddeye göre eldeki davayla ilgili olarak iş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya görevi nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının,görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.
Açıklanan bu madde hükmüne göre, iş kazası; maddede sayılı olarak belirtilmiş hal ve durumlardan herhangi birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.
Gerek uygulama ve gerek öğretide açıkça kabul edildiği ve madde metninden de anlaşıldığı üzere bu maddede sayılan haller örnekleme niteliğinde değil, sınırlayıcı niteliktedir. Bu hallerden birine girmeyen sigorta olayı iş kazası sayılamaz. Sayılan bu hallerin birlikte gerçekleşme koşulu bulunmayıp, herhangi birinin gerçekleşmiş olması gerekli ve yeterlidir.
Eş söyleyişle, iş kazası hukuksal nitelikte bir olay olup, bu olayın yukarıda açıklanan Kanun maddesinde sınırlandırılan ve belirtilen hallerden herhangi birinin oluşmasıyla ortaya çıkması gerekir.
İş kazasının unsurları üzerinde de kısaca durmak gerekirse, şöyle sıralanabilir; kazaya uğrayan 5510 sayılı Kanun anlamında sigortalı sayılmalı; bu sigortalı bir kazaya uğramalı ve uğranılan kaza 5510 sayılı Kanun'un yukarıda ayrıntısı açıklanan 13. maddesinin fıkrasında sayılan hal ve durumlardan birinde meydana gelmeli; sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan bir olay biçiminde gerçekleşmeli; bu olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında uygun illiyet (nedensellik) bağı bulunmalıdır.
İnceleme konusu dosyada, davacılar vekili, muris ...'un 10.02.2016 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitini talep etmiştir. ... davalı işyerinde şoför olarak çalıştığı, Hatay ili, ... ilçesinden aldığı yükü Azerbeycan'a götürmek üzere 09.02.2018 günü akşamı Sarp sınır kapısına geldiği ve kapıdan çıkış yaptığı, 10.02.2018 tarihinde Gürcistan sınır kapısında gümrük sahasına girerek aracını gümrük sahasına park ettiği, akşam olması ve Gürcistan yollarının sıkıntılı olması nedeniyle gece gümrük park sahasında kalacağını işverene bildirdiği, daha sonra Batum ili, ... ilçesinde bulunan arkadaşının evine gittiği ve burada iken kalp krizi geçirerek vefat ettiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanun'un 13/c fıkrasında bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının,görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda meydana gelen kazanın iş kazası sayılacağı belirtilmiştir. Sigortalı ...'un davalı işveren nezdinde şoför olarak çalıştığı ve görevi nedeniyle Gürcistan'a gittiği esnada vefat ettiği belirgindir. Sigortalının işini yapmadığı boş zamanlarda geçirdiği kaza 13. madde gereğince iş kazası sayılmış ise de bu sürelerin işin mahiyetine uygun bir şekilde ve yapılan iş çerçevesinde geçirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla sigortalı ...'un yaptığı işle ilgisi olmadığı halde kendi isteği ile arkadaşının evine gitmesi ve burada kalp krizi geçirmesi olayı iş kazası olmayıp, davanın reddi gerekirken aksi kanaatle kabul kararı verilmesi yerinde değildir.
O halde İlk Derece Mahkemesince yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ..., Üyeler ..., ..., ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.04.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
I. UYUŞMAZLIK
1.Çoğunluk ile aradaki uyuşmazlık "uluslararası taşımacılık işinde şoför olarak çalışan ve son yurt dışı seferinde trafik yoğunluğu nedeni ile gümrük sahasında aracı park edip yabancı bir bayanın evine gittiğinde kalp krizi geçirerek ölen sigortalının, bu kalp krizi olayının iş kazası sayılıp sayılmayacağı" noktasında toplanmaktadır.
2. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda "dinlenen tanıklar, sgk müfettiş kayıtları ve A sınıfı İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları tarafından sunulan bilirkişi heyeti raporu birlikte değerlendirildiğinde 5510 Sayılı Kanunun 13. Maddesindeki c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, tanımı ile yukarıda belirtilen yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde; meydana gelen olayın bir iş kazası olduğu" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
3. Kararın davalı işveren ve kurum tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince;
"İncelenen dosya kapsamında, uzun yol tır şoförü olarak davalı şirket yanında sigortalı çalışan kazalının, davalı işveren yanında yaptığı iş doğrultusunda çıktığı seferde yurt dışında bulunduğu sırada kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiği sabittir. Kalp krizi kazalının istirahat saatinde meydana gelmiştir.
Yapılan işin mahiyeti gereği, uzunyol tır şoförlerinin işyerlerini belirli bir fiziki mekanla sınırlamak olanaklı değildir. Dosya kapsamında kazalının, geçirmiş olduğu kalp krizi öncesine kadar, almış olduğu yükü taşıma işini yani yürüttüğü seferi aksatacak şekilde güzergahından ayrıldığı ya da seferi aksattığı yönünde bir bilgi bulunmamaktadır.
Bu halde kazalı sigortalının işvereninin yürüttüğü iş nedeni ile yurt dışında bulunduğu sırada kalp krizi geçirmesi şeklindeki olayın 5510 Sayılı Kanunun 13/1-b düzenlemesi gereğince iş kazası sayılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Dosyada bulunan otopsi tutanağından yansıyan bilgiler ve davalı işverenin öne sürdüğü istinaf sebepleri, kazanın iş kazası olarak kabulünü engelleyecek olgular olmayıp, kazalı ve işverenin kusurlarının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken olgu ve olaylar olduğu kanaatine varılmıştır.
Anılan gerekçelerle, Mahkeme gerekçesi yerinde görülmese de, neticeten yerinde olan Mahkeme hükmüne karşı yapılan istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir". gerekçesi ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
4. Kararın temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile "ölüm olayının park sahasında beklemede değil, işverenin talimatı dışında araçtan ayrılarak kendi isteği ile gittiği bir evde meydana geldiği, görevi ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı gözetilerek 5510 sayılı yasanın 13. maddesi şartlarının gerçekleşmediği" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
II. YASAL DAYANAK VE AÇIKLAMA:
5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'dur. Kanunun 13. maddesine göre iş kazası;
"a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak iş yeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." şeklinde tanımlanarak 506 sayılı Kanun'da belirtilen iş kazası kavramı genişletilmiştir.
6. 5510 sayılı Kanun bakımından inceleme yapıldığında sosyal güvenlik hukuku anlamında iş kazası unsurları kazaya uğrayanın 5510 sayılı Kanun anlamında sigortalı sayılması, sigortalının kazaya uğraması, sigortalının kaza sonucu bedensel veya ruhsal bir zarara uğraması ve kaza ile sigortalının uğradığı bedensel zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunmasıdır (Güzel, A./Okur, A.R./Caniklioğlu, N.: Sosyal Güvenlik Hukuku, İstanbul 2014, s. 417-432).
7. 5510 sayılı Kanun'da iş kazası sayılan hâllerden (b) bendi dışında kazanın yapılan işle ilgisi aranmamaktadır. İş kazası kavramının kanunda bu şekilde geniş düzenlenmesinin sebebi sosyal güvenlik hakkının koruyucu kapsamının mümkün olduğunca genişletilmesinin amaçlanmasıdır (Süzek, S.: İş Hukuku (Genel Esaslar ve Bireysel İş Hukuku), İstanbul 2015, s. 449).
8. 30.06.2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde iş kazası "...İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen özre uğratan olay..." şeklinde tanımlanmıştır.
9. 22.04.2005 tarihi itibariyle ülkemizde de yürürlüğe giren ...No'lu İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşmesinde işyeri “işçilerin, işleri nedeniyle gitmeleri veya bulunmaları gereken ve işverenin doğrudan veya dolaylı kontrolü altında bulunan bütün yerleri kapsar” şeklinde belirtilmiştir.
10. İş organizasyonu kapsamında işçinin işinin yapıldığı yer ile işyerinde sayılan ve bağlı yer olarak değerlendirilen yatakhane, yemekhane gibi yerlere işveren tarafından gönderilmesi, işin yürütümü ile ilgili olduğu gibi işçi işverenin otoritesi altında olduğundan ve aynı gelip gidilen yer aynı iş organizasyonu kapsamında kaldığından, her iki yer arasında gelip gittiği süre içinde uğradığı kaza iş kazası sayılmalıdır. Kısaca böyle bir kaza işverenin dolaylı kontrolü altında meydana geldiğinden iş kazasıdır. İşverenin hakimiyet ve otoritesinin devam ettiği, başka bir anlatımla hakimiyet ve otoritenin devam ettiği yerde gerçekleşen iş kazasının iş organizasyonunun kapsamı içinde olduğunun kabulü sosyal güvenlik hukukunun koruyucu amacına hizmet edecektir. (Y. HGK. 25.11.2020 tarih ve 2016/(21)10-2569 E, 2020/956 K).
11. Sigortalının görevle bir başka yere gönderilmesi, işyerinin bulunduğu yerleşim biriminin sınırları içinde olabileceği gibi, bir başka yer de olabilir. Her iki görevlendirmede de sigortalının işyerinden ayrıldığı andan, döndüğü ana kadar geçen zamanda ve geliş gidişi esnasında meydana gelecek olaylarda sigortalı zarara uğramış ise bu olay iş kazası sayılacaktır.
12. Sigortalının bir başka yerde görevlendirilmesi söz konusu ise ve görevlendirme süresi mesai saati süresinden daha uzun ise, yalnızca işin gereği olarak bulunduğu yerlerde değil, normal bir insanın günlük hayatı ve hayatın doğal akışı içinde yaptığı işler ve bulunduğu yerler dolayısıyla meydana gelen olaylar da iş kazası sayılacaktır.
13. Sigortalıyı zarara uğratan olayın iş kazası sayılabilmesi için, kaza ile sigortalının maruz kaldığı zarar arasında uygun bir sebep-sonuç ilişkisinin (illiyet bağı) olması gerekir. Burada önemle belirtmek gerekir ki, söz konusu illiyet bağı sigortalıyı zarara uğratan olay ile sigortalının yaptığı iş arasında değil, olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında kurulacaktır.
III. GEREKÇE:
14. Somut uyuşmazlıkta davacıların murisi sigortalı uluslararası taşımacılık faaliyeti yapan davalı işverende şoför olarak çalışmakta olup Gürcistan Devletine yük indirmek için gitmiş olup, trafik yoğunluğu nedeni ile aracı gümrükte gece park halinde bıraktıktan sonra gümrüğe yakın bir yerde daha önce tanıdığı yabancı uyruklu bayanın evine gittiğinde kalp krizi geçirerek vefat etmiştir.
15. Davacılar murisi yük taşıma işi için Gürcistan Devletine işveren tarafından gönderilmiştir. Sigortalının işyerinden ayrıldığı andan, döndüğü ana kadar geçen zamanda ve geliş gidişi esnasında meydana gelecek olaylarda sigortalı zarara uğramış ise bu olay iş kazası sayılmalıdır. Ölen davacılar murisi sigortalının ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı üzere mal teslim ettiği günden sonra trafik yoğunluğu nedeni ile gece gümrük bölgesinde park park etmeyi bildirmiş, araç park halinde iken geceyi araçta değil, gümrüğe yakın tanıdığı bir bayanın evine giderek geçirdiği sırada kalp krizi geçirmiştir. Bu sürede murisin davalı şirketin emir ve talimatı altında olmadığı anlamına gelmeyeceği gibi davalı şirket tarafından murisin bekleme süresince gümrükte beklemesi ve araçta ayrılmaması hususunda murise verilen bir talimatın da bulunmadığı, dolaylı olarak işverenin kontrolü altında olduğu, olayın iş kazası kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
IV. SONUÇ:
16. Davacılar murisinin kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesi olayı 5510 sayılı kanunun 13. Maddesi kapsamında iş kazası kabul edilmelidir. Çoğunluğun zarara uğratan olay ile yapılan iş arasında illiyet bağını araması kanunun açık düzenlemesine aykırıdır. Kanun koyucu çok açık şekilde olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında illiyet bağı aramıştır. Zarara uğratan olay ile yapılan iş arasındaki illiyet bağı iş kazası olgusunu ortadan kaldırmaz. Ancak işverenin kusurunu etkiler. Kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan çoğunluğun bozma gerekçesine katılınmamıştır.