Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/575 K.2025/6779
10. Hukuk Dairesi 2025/575 E. , 2025/6779 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/676 E., 2024/1520 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/557 E., 2019/484 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'in davalı işverenler tarafından sigortasız şekilde çalıştırılırken 01.11.2016 tarihinde iş yerinde iş kazası geçirdiğini, vefat ettiğini beyanla 01.08.2016 ile 01.11.2016 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; kendisinin ... Şirketi bünyesinde sigortalı işçi olarak çalıştığını, işveren sıfatının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Kurum vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü ve zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacıların murisinin çalıştırılma izninin olup olmadığının araştırılması gerektiğini beyanla davanın reddine, duruşmalara fer'i müdahil olarak kabul edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... şirketi süresinde cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile ... arasında taşören sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket ile yine dava dışı ... İnş. Pet. Gıd. San. Tic. Ltd. Şti. arasında kalıp montaj demir işçilik işi malzemeleri duvar örme işçiliği konulu alt taşörenlik sözleşmesi imzalandığını, ... Yasir'in kalıp montaj işi kapsamında dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından çalıştırıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görüldü.
Davalı ... cevap dilekçesinde; vefat eden davacı murisinin müvekkil inşaatta çalışmadığını, yiğeni ... 'in yardım amaçlı geldiğini, müteveffanın günü birlik çalışma yaptığını kazadan sonra öğrendiklerini, müvekkilinin müteveffayı tanımadığını, müteveffanın ölümünün kalıp montaj işi ifası kapsamında meydana geldiğini, beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; aleyhine karara hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, işveren olmadığını belirterek, kararın kaldırılması gerektiğini beyan etmektedir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanuna uygun olup davalı ... ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üyeler ... ve ...'nın muhalefetlerine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ...'ın oyları ve oy çokluğuyla,
28.04.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dava hizmet tespiti davası olup İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne dair verilen karar Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından onanmasına karar verilmiş ise de aşağıda belirtilen gerekçelerle çoğunluk onama kararına katılmıyoruz.
İnceleme konusu davada, davacının davalıya ait iş yerinde bildirilmeyen çalışmasının tespiti talep edilmiş olup; davacının Suriye vatandaşı olduğu ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında ülkemizde bulunduğu açık olup Türk vatandaşı değildir.
Yabancıların Türkiye'de çalışma usul ve esasları önceden 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkındaki Kanun'a göre düzenlenmiş iken bu Kanun 28.07.2016 tarihli 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Mülga 4817 sayılı Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde Kanun'un amacının; "... yabancıların Türkiye'deki çalışmalarını izne bağlamak ve bu yabancılara verilecek çalışma izinleri ile ilgili esasları belirlemek" olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un kapsam başlıklı 2. maddesinde; "....Türkiye'de bağımlı ve bağımsız olarak çalışan yabancıları, bir işveren yanında meslek eğitimi gören yabancıları ve yabancı çalıştıran gerçek ve tüzel kişileri" kapsadığı belirlenmiştir. İzin alma yükümlülüğü ve izin verme yetkisi başlıklı 4. maddesinde; "Türkiye'nin taraf olduğu ikili yada çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe yabancıların Türkiye’de bağımlı ya da bağımsız çalışmaya başlamadan önce izin almaları gerektiği" ifade edilmiştir. 4817 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran ve 4817 sayılı Kanun gibi yabancıların Türkiye'de çalışma izni usul ve esaslarını düzenleyen 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu'nun 6/2. maddesinde; "Bu Kanun kapsamında yer alan yabancıların çalışma izni olmaksızın Türkiye'de çalışmaları veya çalıştırılmalarının yasak" olduğu düzenlenmiştir. Sosyal güvenlik kamu düzeniyle ilgilidir. Kimlerin sosyal güvenlik hakkından yararlanacağı devletlerin yasalarla ve uluslararası sözleşmelerle kendi milli çıkarları doğrultusunda belirlenir. 1932 yılında yürürlüğe giren 2007 sayılı Türkiye’de Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkında Kanun gereğince bazı mesleklerin yabancılar tarafından icra edilmelerinin yasaklanması da bu kapsamda yapılan yasal düzenlemelerdendir.
Davacı Suriye’den ülkemize sığınmıştır. 6458 sayılı Kanun'un 91. maddesinde; “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir. (2) Bu kişilerin Türkiye’ye kabulü, Türkiye’de kalışı, hak ve yükümlülükleri, Türkiye’den çıkışlarında yapılacak işlemler, kitlesel hareketlere karşı alınacak tedbirlerle ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliği ve koordinasyon, merkez ve taşrada görev alacak kurum ve kuruluşların görev ve yetkilerinin belirlenmesi, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir” hükmü gereğince sığınmacılarla ilgili olarak çıkarılan Geçici Koruma Yönetmeliğinin “İş piyasasına erişim hizmetleri” başlıklı 29. maddesinde; “Geçici korunanların çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlığın görüşü alınarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca belirlenir. Geçici koruma kimlik belgesine sahip olanlar, Cumhurbaşkanınca belirlenecek sektörlerde, iş kollarında ve coğrafi alanlarda (il, ilçe veya köylerde) çalışma izni almak için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına başvurabilecekleri” düzenlenmiştir. Sosyal güvenlik sistemini doğrudan etkileyen bu durum karşısında sigortalı sayılacak yabancıların yasal bir çalışmalarının bulunması gerekir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca, yabancının bir işveren yanında çalışabilmesi için ilgili makamlardan somut olayda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından çalışma izninin alınmış olması gerekir. Bu sebeple davacının Türkiye'de çalışma izninin bulunup bulunmadığı araştırılarak 5510 sayılı Kanun kapsamanda sigortalı olma hakkı olup olmadığı belirlenerek, bu hakkı varsa yapmış olduğu çalışmaların bu Kanun kapsamında sigortalı hizmetten sayılması gerekmektedir. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığı açık olduğundan verilen karar hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan çoğunluğun onama gerekçesine katılmıyoruz.