Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/3155 K.2025/6193
10. Hukuk Dairesi 2025/3155 E. , 2025/6193 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/212 E., 2024/29 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili özetle; davacının 01.07.2013-17.06.2014 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, 09.10.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu çalışma gücünü büyük oranda kaybettiğini, iş kazası nedeni ile gerekli müracaat ve şikayetlerin yapıldığını, maddi ve manevi tazminat davasının da açıldığını, Çorlu 1. İş Mahkemesinin 2014/356 Esas sayılı dosyasında görülen davanın 04.10.2019 tarihinde karara çıktığını, bu tazminat davasındaki yargılama safhasında davacının ilk maluliyet oranının %21,2 olarak tespit edildiğini, davalı şirket tarafından açılan Çorlu 1. İş Mahkemesinin 2016/366 Esas sayılı dosyasında görülen maluliyet tespiti davasında davacının maluliyetinin ATK tarafından %46 olarak tespit edildiğini, ATK Üst Kuruluna da giden dosyada, %46'lık maluliyet oranının kesinleştiğini, bu nedenle Mahkemenin işverenin maluliyet tespiti davasını reddettiğini, ancak tazminat talepli Çorlu 1.İş Mahkemesinin 2014/356 Esas sayılı dosyasında maluliyet oranının %21,2 olarak kabul edilerek karar verildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, bu nedenle işbu maluliyet tespiti davasını açmakta hukuki yarar doğduğunu, zira davacının kesinleşmiş maluliyetinin %46 olduğunu belirterek, davacının maluliyetinin %46 olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 6552 sayılı Kanun kapsamında hizmet tespiti davaları dışında SGK'ya karşı açılacak tüm dava taleplerde öncelikle idari başvuru yapılmasının yasal zorunluluk olduğunu, açılan işbu davada da idari başvuru yapıldığını gösteren bir belge ve açıklamanın bulunmadığını, bu yönü ile idari başvuru yapılması zorunlu olup, davacının davasının idari başvuru yapılmadan açılmış olması nedeniyle usul yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Kurum tarafından dava konusu yapılan sigortalının maluliyet oranının resmi ve tam teşekküllü hastane kayıtları ve Yüksek Sağlık Kurulu kararları ile Çorlu 1. İş Mahkemesinin 2014/356 Esas sayılı dosyası ile saptandığını, bunun aksini iddia edenin ispat ile mükellef olduğunu, davacının %46 maluliyet oranını ispat etmesi gerektiğini, ayrıca burada davacının dava açmakta hukuki yararının da bulunmadığını belirterek, usul ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının açtığı işbu dava ile maluliyet oranının %46 olarak tespitini talep ettiğini, talep ettiği işlemin bir idari işlem olup dava açmakta hukuki bir yararının olmadığını, ancak SGK'ya başvuru sonrasında isteği dışında bir sonuç çıkarsa bu karara karşı dava açma hakkının olduğunu, davacının bu prosedürü takip etmediğini, 6552 sayılı Kanun gereği davanın usulden reddi gerektiğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davanın esasına girildiğinde, davacının müvekkiline ait işyerinde 26.07.2013 tarihinde depo hamalı olarak çalışmaya başladığını, istiflenecek kumaş toplarını depoda yerleştirme işlemini yaptığını, 09.10.2013 tarihinde forklift ile taşınan kumaş toplarını, kumaş taşıma arabasından alıp raf yerleştirmesi gerektiği halde, diğer çalışanla şakalaşmak için kumaş taşıma arabasına basıp kumaş arabasının dengesini kaybetmesine yol açarak kumaşlar ile birlikte 3-4 metreden düştüğünü, kaza sonrası davacının tedavisi için gerekli her türlü girişim ve işlem yapıldığını, sıhhatine de kavuştuğunu, olay sonrası davacı tarafından Çorlu 1.İş Mahkemesinde 2014/356 Esas sayı ile açtığı davada sanki tedavisi mümkün olmayacak şekilde malul kalmış gibi bir intiba verildiğini, buna göre %21,2 gibi yüksek oranlı bir maluliyet tespitine gidildiğini, oysa aynı Sağlık Kurulu Kararı'nda davalının yardıma muhtaç olmadığı ve kontrol muayenesi dahi gerekmediğinin belirtildiğini, müvekkili tarafından yine Çorlu 1.İş Mahkemesinde 2016/366 Esas sayı ile davacının maluliyet oranının tespiti için dava açtıklarını, davacıya SGK tarafından verilen %21,2 maluliyet oranına itiraz için Mahkemede açılan davada Adli Tıp 3.İhtisas Kurulunca bu kez %46 oranında maluliyet verildiğini, itirazlarına rağmen dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilmeden %46 maluliyet oranı kabul edilerek davanın reddi yönüne gidildiğini, Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu raporunda da açıklandığı üzere, davacının yüksekten düşme şeklinde meydana gelen iş kazası geçirdiğini ve bu kaza sonucu kuyruk sokumuna yakın bölgede L3 omurunun kırıldığını, olay sonrasında davalının tedavisinin yapıldığı hastane raporlarında yer aldığı üzere bu kırığın tedavi edildiğini, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre SGK tarafından hazırlanan raporda davalının meslekte kazanma gücü kaybetme oranının %21,2 olarak hesaplandığını, olayın nihayetinde bir kemik kırılması olduğunu, kemik kırılmasının iyileştiği sabit olduğu halde aynı olayın aynı yönetmeliğe göre daha önceki raporlarda %21,2 olarak hesaplanan maluliyetinin Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu tarafından %46 olarak hesaplanmasının isabetsiz olduğunu belirterek, işbu haksız davanın öncelikle usul açısından reddine karar verilmesini, yargılamaya devam olunacak ise Çorlu 1.İş Mahkemesi'nin 2014/356 Esas, 2016/366 Esas sayılı davaların bekletici mesele yapılmasını ve davanın haksızlığı sebebiyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2020 tarihli kararıyla; davanın kabulü ile davacı ...'in 26.07.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle oluşan maluliyet oranının %46,0 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli 2020/1387 Esas 2020/2034 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairenin 27.10.2022 tarih ve 2021/11821 Esas- 2022/1211 Karar sayılı kararı ile "..Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları'na dair 95. maddesinde (506 sayılı Kanun'un 109. maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı, diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı Başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin 6754 sayılı Kanun'la değişik 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanunu'nun 26. maddesi gereği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur. Eldeki dava dosyası incelendiğinde davalı işverenin açtığı sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasındaki evraklara göre karar verildiği, işverenin açtığı anılan dosyanın incelendiğinde ise yukarıda belirtilen prosedüre uyulmadığı, Kurum Sağlık Tesisi tarafından verilen karara karşı S.S. Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmadan dosyanın doğrudan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kuruluna gönderildiği ve akabinde de Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kurulundan rapor alındığı, Mahkemece de mevcut dosyada Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kurulu tarafından verilen rapor esas alınarak hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede Mahkemece yukarıda belirtilen mevzuat ve prosedür çerçevesinde alınacak raporlar sonucunda yapılacak değerlendirmeye göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir..." gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli kararı ile Yüksek Sağlık Kurulunun 08.08.2022 tarih, 2022/16104 Karar sayılı kararı ile davacının maluliyet oranının %40,2 olarak belirlendiği, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığına, kontrol muyanesi gerekmediğine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu karar ile Yargıtay bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'da belirtilen maluliyet prosedürü çerçevesinde eksiklik giderilmiş, tüm silsile tamamlanmıştır. SGK ve YSK raporları birbiriyle çelişkili olup, ATK ve sonrasında aldırılan Atk 2. Üst Kurulu raporu uyarınca maluliyet oranı %46.0 olarak belirlendiğinden, davacı kazazede ...'in maluliyetinin %46 olarak tespitine ilişkin davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Karar süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
2.Dairenin 02.03.2023 tarih ve 2023/1960 Esas- 2023/1902 Karar sayılı kararı ile "..eldeki dava dosyası incelendiğinde uyulan bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bir önceki bozma ilamında açıklandığı üzere; sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanun'un Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları'na dair 95. maddesinde (506 sayılı Kanun'un 109. maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı, diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı Başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin 6754 sayılı Kanun'la değişik 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanunu'nun 26. maddesi gereği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur. Eldeki dava dosyası incelendiğinde yukarıda belirtilen prosedüre uyulmadığı ve bozma kararından sonra Mahkemece anılan silsileye uyulmadan, doğrudan S.S. Yüksek Sağlık Kurulundan alınan rapor uyarınca hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece yukarıda belirtilen mevzuat ve prosedür çerçevesinde alınacak raporlar sonucunda yapılacak değerlendirmeye göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.
." şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının maluliyet oranının, silsile aşamalarda tamamlanmak suretiyle en son Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı kararı ile ATK 3. İhtisas Kurulu kararının arasındaki çelişkinin nihayet ATK Adlî Tıp İkinci Üst Kurulunun 16.05.2024 tarih ve 1205 Karar sayılı kararı ile giderilmiş ve davacının 26.07.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle oluşan maluliyet oranının %46 olduğu anlaşılmış ve davanın kabulüne verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu belirterek, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu belirterek, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespiti istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı şirket ve davalı Kurum vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Eldeki davada, davacı yanın talebinin davalı sigortalının 09.10.2013 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkin olduğu, nitekim hükme dayanak kılınan Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 16.05.2024 tarih, 1205 sayılı raporunda da davacı ...'in 09.10.2013 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu %46,0 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı şeklinde değerlendirme yapıldığı, buna göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararda yazılı şekilde "maluliyet ve maluliyet oranı" ifadelerinin kullanılması ve kaza tarihinin "19.10.2013" olduğu halde "26.07.2013" şeklinde yazılmış olması isabetsiz bulunmuştur.
3. Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370.maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı şirket ve davalı Kurum vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe içeriğinde ve hüküm içeriğinde yer alan "maluliyet" kelimelerinin silinerek yerlerine "sürekli iş göremezlik" kelimelerinin yazılmasına ve kaza tarihinin " 09.10.2013" olarak yazılmak suretiyle hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.