Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/9360 K.2025/5899

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/9360 📋 K. 2025/5899 📅 15.04.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/9360 E.  ,  2025/5899 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/599 E., 2024/1057 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/272 E., 2023/741 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 28.10.2016 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"Davanın kısmen kabulü ile
1-Toplam 397,613,49 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 28.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yaralanması ile sonuçlanan olayda davacının %22,2 oranında maluliyete uğradığının tespit edildiği, davalıya maluliyet raporunun tebliğ edilmesine rağmen davalının yasal sürede maluliyete her hangi bir itirazda bulunmadığı, kusur bilirkişisinden alınan raporda kazada davalının kazada %80, davacının %20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği görülmekle bu kusur raporunun gerekçeli, açıklayıcı ve olaya uygun olduğundan hükme esas kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1,b-1. maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Adli tıp raporu alınmadan tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, iddia edilen özürde ufak bir değişiklik olması halinde dahi araz sekel duruma gelmiş sayılamayacağını, somut olayda beklenen iyileşme süresi tamamlanmadan rapor tanzim edilmiş olduğundan değerlendirmeye alınmaması gerektiğini, somut olay bakımından her ne kadar sgk tarafından maluliyet oranı sunulmuş olsa dahi Mahkeme tarafından yüz yüze muayene akabinde muayene evraklarının adli tıbba gönderilerek maluliyet oranın belirlenmesi gerektiğini,
b. Davalı tarafından gerekli güvenlik önlemleri alınmış olup davalı hakkında belirlenen kusur oranının kabul edilebilir olmadığını, davalıya atfedilmiş olan %80 kusur hakkaniyete uygun olmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesi gereğince hükmün gerekçe bölümünde iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep gösterilmelidir.
2. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği hususu bir Anayasa emridir. Kararın gerekçesiz olması mutlak bir temyiz (bozma) sebebidir. Çünkü gerekçe hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Tarafların dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Hakim de gerekçe sayesinde verdiği hükmün hukuka uygun olup olmadığını yani kendi kendini denetler.
3.Başka bir anlatımla, yazılacak kararın gerekçesiyle, hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerine göre yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
4.Somut olayda, İlk Derece Mahkeemesi kararının gerekçesinde " ...dosya kapsamında aldırılan tazminat hesabına ilişkin 20.01.2023 tarihli dosya içeriğine uygun ek raporuna göre SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik gelirleri düşüldükten sonra yasal asgari ücret verilerine göre davacının maddi zararının 357.426,86-TL olduğu sabit olup davacının davasının kabulü ile kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." belirttiği halde kısa ve gerekçeli kararda, gerekçeye aykırı olarak 397,613,49 TL maddi tazminatın hüküm altına alındığı görülmektedir.
5.Bu çelişkili gerekçe ile hükmün hukuka uygun olup olmadığını denetlemek mümkün olmadığından gerekçe ile karar arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
6.O halde gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki açık çelişki sebebiyle, bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
2.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.