Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/13978 K.2025/5555
10. Hukuk Dairesi 2024/13978 E. , 2025/5555 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2786 E., 2024/2396 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/62 E., 2023/378 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketlerin Kuruma olan prim borçları nedeniyle, şirketlerin müdürü ve ortağı olan davacı gerçek kişilerin şahsi gayrimenkullerine haciz uygulandığını, yaşlılık aylıklarından haciz yolu ile kesinti yapıldığını yeni öğrendiklerini, bu durum nazara alındığında, hacizlerin davacılara tebliğ edilmemiş veya usulsuz tebliğ edilmiş olduğunu, müvekkillerine Tebligat Kanunu'na göre yapılan geçerli bir tebligatın söz konusu olmadığını, davacı şirketlerin borçlarından dolayı kendileri ve ortakları davacı şahıslar yönünden zamanaşımı nedeniyle takiplerin iptali gerektiğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 106. maddesine göre alacaklının, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebileceğini, aynı Kanun'un 110. maddesine göre de bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haczin kalkacağını, buna göre, haczolunan malların yasal süresi içerisinde satışı yapılmadığından hacizlerin kaldırılması gerektiğini beyanla davacı gerçek kişilerin yaşlılık aylıklarına konulan hacizlerin durdurulmasına/iptaline, şirketlerden ve ortaklarından yapılan tahsilatın ve davacı şahısların aylıklarından şimdiye kadar yapılmış olan tüm kesintilerin mevduat hesaplarına uygulanan yasal en yüksek değişken faiziyle birlikte geri ödenmesine (istirdatına), davacıların prim ve idari para cezaları sebebiyle davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacıların davalı Kuruma olan borçlarının zamanaşımına uğradığının tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 6100 sayılı HMK'nın 119. maddesi gereğince talep sonucunun açık olması hususuna riayet edilmeyerek hangi ödeme emirlerinin ve bunların toplam ne kadarlık kısmının iptalinin talep edildiğinin açıklanmadığını, davanın istirdat davası olması nedeniyle bu davalarda hak düşürücü sürenin 1 yıl olduğunu, buna göre davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından süre yönünden reddi gerektiğini, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88/20. maddesi gereğince limited şirket müdürlerinin görev yaptıkları süre içerisinde tahakkuk eden şirket borçlarının tamamından Kuruma karşı şirket tüzel kişiliği ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, hacizlerin davacılara tebliğ edilmemiş veya usulsüz tebliğ edilmiş olduğu iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacı ... adına 2010 yılında muhtelif tarihlerde düzenlenen ödeme emirlerinin bizzat kendisi ya da davacı ... tarafından tebliğ alındığını, davacı ...'in her iki şirketin borcunu 6111 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun kapsamında yapılandırdığını, yine şahsın icraya intikal eden borçları için 26.01.2017 tarihinde adına ilanen tebligat yapıldığını, dolayısıyla 6183 sayılı Kanun'un 103. maddesi gereğince zamanaşımını kesen haller mevcut olduğundan Kurum işlemlerinin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"Mahkememizin 2019/109 Esas sırasına tevzi edilen asıl davada;
1-Davacılar ..., ... ve Sistem İnş. Taah. Makine Güvenlik Temizlik Hizmetleri ve Ürünleri Gıda Maddeleri Tabldot Orman Tarım Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile Aydın Yedieylül Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 1070452, 1080176 ve 1085902 sicil numaralı dosyalarında işlem gören işyerlerinin Kuruma olan borçlarının tahsili amacıyla 2007/22765, 2007/22766, 2007/22767, 2007/25709, 2007/25710, 2007/25711, 2007/25712, 2009/30074, 2009/30075, 2009/30076, 2019/22514, 2019/22515 numaralı dosyalarında başlatılan icra takiplerine konu Kurum alacaklarının zamanaşımına uğradığının ve söz konusu alacaklar sebebiyle davacıların Kuruma borçlu olmadıklarının tespitine, söz konusu takipler kapsamında davacı ...'nün davalı Kurumdan aldığı yaşlılık aylığına konulan haczin kaldırılmasına ve davacının aylıklarından yapılan kesintilerin davacıya iadesine, davacıların diğer taleplerinin reddine,
2-Davacı ... Tekstil İnşaat Güvenlik ve Sosyal Hizmetler San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine,
Mahkememizin 2020/289 Esas sırasına tevzi edilen birleşen davada;
1-Derdestlik sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine,
Mahkememizin 2020/290 Esas sırasına tevzi edilen birleşen davada;
1-Derdestlik sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine,” karar verilmiştir.
Kararın gerekçesinde özetle şu hususlara yer verilmiştir:
"Asıl dava, emekli maaşlarına konulan hacizlerin durdurulması/iptali, tahsilatın ve emekli maaşı kesintilerinin istirdadı, Kurum'a borçlu olmadığının tespiti ve alacakların zamanaşımına uğradığının tespiti ile iptali; birleşen davalar ise kamu alacaklarının öncelikle hak edişlerden ve teminat mektubundan mahsubu gerekliliğine uyulmamasından kaynaklanan zararların tespiti, tahsilatın ve emekli maaşlarından yapılan kesintilerin istirdadı, icra işlemlerinin iptali, Kurumun verdiği zararların tespiti ile faizi ile birlikte tahsili ve hacizlerin kaldırılması taleplerine ilişkindir.
Davacı ...'nün adına ödeme emrinin tanzimi ve tebliği yapılmamıştır. Davacı ...'ye kendi adına ve davacı Sistem İnş. ... Ltd. Şti.'nin adına tebliğe çıkarılan ödeme emirlerinin ise bila tebliğ iade edildiğinden bahsedilmekle birlikte, Mahkememize sunulan tebligat parçalarının örneklerinde tebliğ işlemlerine ilişkin bir şerhe rastlanmamış, dolayısıyla tebliğ işlemlerinin usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığı denetlenememiştir. Şu halde 6183 sayılı Kanun'un delaletiyle burada uygulanması gereken 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca, davalı Kurumca tebliğ işlemlerinin usulüne uygun şekilde yapıldığı yöntemince ispat edilememiştir.
Hal böyle olmakla, davacılara usulüne uygun şekilde ödeme emirlerinin tebliğ edildiği ispat edilemediğinden davacılar yönünden 6183 sayılı Kanun'un 58/1. fıkrasında öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Buradan hareketle, davacıların icra takiplerine konu kamu alacaklarına karşı zamanaşımı itirazı sebebiyle öncelikle, alacaklar yönünden zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmek gerekmiştir. Bu bağlamda, kamu alacaklarının tahakkuk ve tediye tarihlerinin rastladığı 2007 yılında yürürlükte bulunan düzenlemelere göre, idari para cezaları yönünden, 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun'un 51. maddesiyle değişik mülga 506 sayılı Kanun'un 140. maddesinin son fıkrası uyarınca, fiilin işlendiği günden itibaren işlemeye başlamış olan beş yıllık süre; prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi alacakları yönünden ise 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinde 24.06.2004 tarihli ve 5198 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda getirilen düzenleme delaletiyle mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. ve 128. maddeleri gereğince, alacakların muaccel olduğu tarihler olan alacakların ait olduğu ayı takip eden ayın sonundan itibaren işlemeye başlayan 10 yıllık zamanaşımı süresi sona ermiş bulunmaktadır. Davalı Kurumca davacılara ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ispat edilememiş olmakla, icra takipleri usulünce kesinleştirilmeksizin yapılan haciz işlemleri usulsüz olduğundan, haciz işlemlerinin de zamanaşımını kestiğinden söz edilemez. Şu halde davacılar adına düzenlenen ödeme emirlerinde yazılı bulunan kamu alacakları yönünden zamanaşımı gerçekleşmiştir.
İcra takipleri kapsamında davacı ...'nün yaşlılık aylığına haciz konularak davacının aylıklarından yapılan kesintiler yoluyla tahsilat yapılmıştır. Diğer davacılar ... ve Sistem İnş. ... Ltd. Şti.'nin ise aylıklarına haciz konulması söz konusu olmadığı gibi adı geçen davacılardan haciz de dahil cebri icra yoluyla ve başka bir yolla tahsilat yapılmamıştır. Bu sebeple, asıl davada, davacılar ... ve Sistem İnş. ... Ltd. Şti. yönünden, emekli maaşlarına konulan hacizlerin durdurulması/iptali ve emekli maaşından yapılan kesintiler ile diğer tahsilatın istirdadı taleplerinin reddi gerekmiştir."
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili özetle, davacı tarafından harcın eksik yatırıldığını, davanın süre yönünden reddinin gerektiğini, ( Ödeme emrinin iptaline ilişkin yasal süresi içerisinde dava açılmamış olduğundan iş bu davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacıların davası istirdat davası olup iş bu davalarda hak düşürücü sürenin 1 yıl olduğunu, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmamış olduğundan da davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini), davacıların HMK'nın 119. maddesi gereğince talep sonucunun açık olmadığını, hangi ödeme emirlerinin iptalinin istendiği ve toplam ne kadarlık kısmının iptalinin talep edildiğinin açıklanmadığını; ... adına muhtelif tarihlerde düzenlenen ödeme emirlerinin bizzat kendisi ya da ... tarafından tebliğ alındığını, ...'nün her iki şirketin borcunu 6111 ve 5510 sayılı Kanun kapsamında yapılandırdığını, dolayısıyla 6183 sayılı Kanun'un 103. maddesi gereğince zamanaşımını kesen haller mevcut olduğundan müvekkili Kurumun işlemlerinin hukuka ve mevzuata uygun olup, iptalini gerektirecek bir husus bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haczin kaldırılması, menfi tespit, istirdat ve icra işlemlerinin iptali istemlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.