Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/3516 K.2025/5582

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3516 📋 K. 2025/5582 📅 10.04.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/3516 E.  ,  2025/5582 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1881 E., 2024/2161 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/564 E., 2024/198 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar ... ve ... ortak vekili ile davalı ... Beton Makine Servis Limited Şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... ortak vekili ile davalı ... Beton Makine Servis Limited Şirketi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl dava dosyasında davacı vekili; müvekkilinin, inşaat kalıp ustası olarak ...'a ait inşaatta çalışmakta iken ...'nın kullandığı beton dökme makinasının hortumunun çarpması ile kattan zemine çakılması sonucu ağır yaralandığını, müvekkilinin kaza tarihinde 50 TL net ücretle, ayda 26 gün çalışmakta olup aylık net 1.300 TL gelire sahip olduğunu, kaza nedeniyle 10 ay çalışamayan müvekkilinin 13.000 TL ücret kaybına uğradığını, müvekkilinin yaralanmasına yol açan kazada, ...'ın inşaat sahibi, ...'ün inşaat müteahhidi, ... Beton A.Ş.'nin kazayı yapan iş makinesi operatörü ...'nın işvereni sıfatıyla sorumlu olduğunu, müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için belirsiz alacak davası olarak şimdilik 15.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 30.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava etmiştir.
Birleşen İzmir 8. İş Mahkemesinin 2018/207 E.-2018/258 K. sayılı dosyasında davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait inşaatta çalışırken iş kazası geçirip yaralandığını, olayla ilgili İzmir 13. İş Mahkemesinin 2015/564 E. sayılı dosyasında açılan davada alınan bilirkişi raporunda, davalıların %15 oranında kusurlu olduğunu beyanla, davanın İzmir 13. İş Mahkemesi dosyasında birleştirilmesini ve belirsiz alacak davası olarak şimdilik 15.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 30.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte her iki davanın davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava etmiştir.
Birleşen İzmir 7. İş Mahkemesinin 2024/158 E.-2024/177 K. sayılı dosyasında davacı vekili; davalılar ..., ... ve ... Beton şirketleri yönünden 473.503,69 TL maddi tazminatın işbu davalılardan alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu binanın ...'a ait olduğunu, davacının ...'dan 20.000 TL aldığını ve şikayetçi olmadığını, davacının ayın 26 günü çalışmadığı gibi tedavisinin 10 ay sürmediğini, davacının haksız kazanç elde etmeye çalıştığını öne sürerek, davanın husumet ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ... Beton San. T.A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/74569 s. dosyasından yürütülen soruşturma esnasında, iş makinesi operatörü ... ile 20.000 TL tazminat alarak uzlaştığını, uzlaştırma raporunda, şüphelinin işverenine ve ... isimli şahıslara karşı maddi manevi tazminat haklarının saklı tutulduğu belirtilmiş ise de, iş kazasına neden olan beton pompasının maliki ve operatör ...'nın işvereni ... Beton Makine Servis Ltd. Şti. olup müvekkili şirkete tazminat davası açılamayacağını, müvekkili şirketin hiçbir kusurunun olmadığını öne sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davanın davalısı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu taşınmazın maliki olduğunu, taraflar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, davacı taraf ... hakkındaki davadan fergat ettiğinden bu feragatın diğer davalılara da sirayet edeceğini, müvekkilinin, inşaatın tamamının yapımını taşeronluk sözleşmesi ile müteahhit ...'e verdiğini ve aralarındaki sözleşmenin ... sözleşmesi niteliğinde olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacı ile birlikte ...'nın ve ... Beton ile ... Beton A.Ş.'nin sorumlu olduğunu, SGK tarafından yapılan ödemelerin rücu edilmesi gerektiğini, sözleşmede işçilere ilişkin sorumluluğun ...'e ait olduğu hususunda anlaştıklarından müvekkillerinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, gerekli dikkat ve özeni göstermeyen kazalı işçinin kazaya sebebiyet verdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "ASIL DAVA DOSYASI VE BİRLEŞEN İZMİR 7. İŞ MAHKEMESİNİN 2024/158 Esas - 2024/177 KARAR SAYILI DOSYASI İLE YİNE BİRLEŞEN İZMİR 8. İŞ MAHKEMESİNİN 2018/207 ESAS - 2018/258 KARAR SAYILI DOSYALARI YÖNÜNDEN BİRLİKTE YAPILAN YARGILAMA SONUCUNDA;
1-Davalı ... yönünden HMK'nın 123. Maddesi uyarınca dava geri alındığından DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Davalı ...Ş. (eski ünvanı Denizli Çimento San Türk A.Ş. ) yönünden DAVANIN HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE,
3-Davanın davalılar ..., ... ve ... Beton Makine Servis Ltd Şti yönünden KISMEN KABULÜ İLE;
-573.882,33 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 30/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... ve ... Beton Makine Servis Ltd Şti'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-90.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... ve ... Beton Makine Servis Ltd Şti'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, ..." dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... Beton Makine Servis Ltd. Şti. vekili ile ..., ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... Beton Makine Servis Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; SGK ile davalı arasında mecburi dava arkadaşlığı olduğunu, mecburi dava arkadaşlığı olan davalılardan bir kısmından feragatin diğer davalıları da bağladığını, ... hakkındaki dava geri alınmakla davacının davasından feragat ettiğini, davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, SGK tarafından rücu davası açıldığını, rücu davasına konu bedelin bu davadaki bedelden mahsup edilmesi gerektiğini, işçinin meydana gelen kazada kusurlu olduğunu, davacının davasını belirli ... getirdiğini, ikinci kez arttırım yapılamayacağını, birleşen dava yönünden cevap dilekçelerinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, kısmi davada olay tarihinden faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, maddi tazminatta peşin sermaye değeri güncel değer üzerinden hesaplandığından güncel değere kaza tarihinden itibaren faiz uygulanmasının doğru olmadığını, kaza tarihi 31.08.2014 olup, davacının ek davasının zamanaşımına uğradığını, tek vekalet ücretinin nasıl paylaştırılacağına karar verilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın 16.06.2020 tarihli dilekçesi ile davasını belirli ... getirdiğini, ... Beton şirketinin talebi üzerine davanın Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketine ihbarına edildiğini, ancak kendilerinin ...'ya ihbarına yönelik talepleri hakkında kabul kararı verilmiş olmasına rağmen ihbar tebliğ edilmeden dosyanın karara çıktığını, davalıların kusurlular listesinde adlarının geçmesinin hatalı olduğunu, SGK ile davalı arasında mecburi dava arkadaşlığı olduğunu, mecburi dava arkadaşlığı olan davalılardan bir kısmından feragatin diğer davalıları da bağladığını, ... hakkındaki dava geri alınmakla davacının davasından feragat ettiğini, olaydaki sorumluluğunun ...'e ait olduğunu, kazada işçinin kusurunun bulunduğunu, gerekli dikkate ve özeni göstermediğini, dava miktarının ikinci kez arttırılamayacağını, kısmi davada olay tarihinden faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, maddi tazminatta peşin sermaye değeri güncel değer üzerinden hesaplandığından güncel değere kaza tarihinden itibaren faiz uygulanmasının doğru olmadığını, kaza tarihi 31.08.2014 olup davacının ek davasının zamanaşımına uğradığını, tek vekalet ücretinin nasıl paylaştırılacağına karar verilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalılar ... ve ... ortak vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Beton firma vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; 30.08.2014 tarihinde davacı işçinin inşaat kalıp ustası olarak davalı ...'a ait özel bina inşaatında çalıştığı sırada beton dökümü yapılması amacıyla davalı ... Beton Ltd. Şti tarafından mikserle şantiyeye getirilmiş betonun dava dışı ...'nın sevk ve idaresinde bulunan beton pompasıyla dökümü yapılırken pompanın hortumunun inşaatın birinci katında beton yüzeyinin düzleştirilmesi işini yapan davacı işçiye çarparak davacının döşeme kenarından zemine düşmesine sebebiyet vermesi nedeniyle davaya konu iş kazasının gerçekleştiği, davacı sigortalının ...'ın sigortalı işçisi olduğu, davalı ...'a ait özel bina inşaatı kentsel dönüşüm işinin oğlu ... tarafından işveren vekili olarak sevk ve idare edildiği, ... ile ... arasında imzalanan 01.06.2014 tarihli taşeron sözleşmesi bulunduğu, sözleşme konusunun 25943 Ada 35 Parselde kayıtlı bulunan taşınmaz üzerinde zemin ve 1. kattan meydana gelecek inşaatın temel aşamasından eki teknik şartnameye göre tamamen tamamlanıp teslim edilmesi işi olduğu, Mahkemece kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarının tespitine yönelik bilirkişi heyetinden alınan 28.05.2019 ve 23.03.2022 tarihli kusur raporuna göre meydana gelen olayda, çalışanların döşeme kenarlarından düşmesini önleyecek tedbirleri almayan, iş yerinde güvenli çalışma ortamının sağlanması yükümlülüğü ile gözetim ve denetim görevlerini yerine getirmeyen ...'ın %15, 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre işveren vekili sıfatı bulunun ...'ın %20, yine işveren vekili konumunda bulunan ...'ün %10, ... Beton çalışanı beton pompası operatörü ...'nın %30, ...'nın işvereni ... Beton Ltd Şti'nin %15, davacı işçinin %10 kusurlu olduğu, ... Beton Ltd Şti'nin dağıtımını yaptığı betonu üreten ... Beton San Tic A.Ş.'nin ise kusurunun bulunmadığı tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesince davalılar ... ve ... arasındaki hukuki ilişkinin niteliği açıklanmaksızın 28.05.2019 ve 23.03.2022 tarihli heyet kusur raporlarının hükme esas alınması suretiyle hüküm kurulduğu , davalılar vekillerinin kararı istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği kararın gerekçesinde ise "Toplanan delillere göre davacı işçinin ...'ın sigortalı işçisi olduğu, davalı ...'a ait özel bina inşaatı kentsel dönüşüm işinin oğlu ... tarafından işveren vekili olarak sevk ve idare edildiği, ... ile ... arasında imzalanan taşeron sözleşmesi bulunduğu, sözleşmeye göre ...'ün alt işveren olarak inşaat faaliyetinde iş güvenliği tedbirlerinin yerine getirilmesi hususunda görev aldığı,.." şeklinde davalılar arasındaki ilişkinin davalı ...'ün alt işveren olarak değerlendirildiği anlaşılmıştır.
4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş Kanunun 2. maddesinin 4. fıkrasına göre işveren adına hareket eden ve işin, iş yerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur.
Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.
İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ... yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.
4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden ... hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) iş yerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım iş yerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir iş yeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Somut olayda; Mahkemece davalı ...'ın işveren, davalı ...'ün ise işveren vekili olduğu olduğu değerlendirme yapılan kusura ilişkin heyet raporlarına itibarla hüküm kurulması eksik araştırma ve incelemeye dayalı olup hatalıdır. Şöyle ki; dosya kapsamında mevcut ... vekili sıfatıyla ... ile ... arasında imzalanan 01.06.2014 tarihli taşeron sözleşmesinde sözleşme konusunun 25943 Ada 35 Parselde kayıtlı bulunan taşınmaz üzerinde zemin ve 1. kattan meydana gelecek inşaatın temel aşamasından eki teknik şartnameye göre tamamen tamamlanıp teslim edilmesi işi olduğuna göre sözleşme gereği yapılan işin tamamen ...'e verildiği anlaşılmakla davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği usulünce araştırılıp, işverenlik sıfatı yönünde yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın dosya kapsamına uygun olmayan rapora itibarla karar tesisi isabetli görülmemiştir.
O halde Mahkemece yapılacak iş; var ise Kurumdan sorularak rücu dosyası örneğinin getirtilmesi ile davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, bir başka ifade ile işveren vekilliği veyahut asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığının yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce incelenip değerlendirilmesi ile Kurum denetmen raporu, rücu ve ceza dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkileri giderecek ve yukarıdaki hususları gözetecek şekilde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden kusur oran ve aidiyeti konusunda oluşa uygun kusur raporu almak, kusur oran ve aidiyetinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit edilmesinden sonra usuli kazanılmış hakları gözetecek şekilde oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar ... ve ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, karar bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.