Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/14641 K.2025/5335

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/14641 📋 K. 2025/5335 📅 09.04.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/14641 E.  ,  2025/5335 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/392 E., 2024/510 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...’in eşi, diğer davacı ...’in annesi olan ...’in Nevşehir ili Gülşehir ilçesi Ziraat Odasına 11.07.1995-23.12.1997 tarihleri arasında kayıtlı olduğu, üretmiş olduğu şeker pancarını Kırşehir Şeker Fabrikasına satması nedeniyle tahakkuk eden ürün bedelinden Bağ-Kur primi kesildiği ve bu nedenle 01.06.1999 tarihi itibariyle sigortalı olarak tescil edildiği, murisin daha sonra 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında sigortalı olarak çalışmaya devam ettiği, vefat etmiş olduğu 16.11.2016 tarihine kadar toplam 1289 gün prim ödendiği, 02.01.2017 tarihinde Kuruma başvuruda bulunularak kendilerine ölüm sigortası kolundan aylık bağlanmasının talep edildiği, davalı Kurum tarafından prim günleri yeterli olmakla beraber 5 yıllık sigortalılık suresinin dolmadığı gerekçesiyle tahsis talebinin kabul edilmediği, bu yazıya karşı 04.10.2017 tarihinde yapılan tahsis ve düzeltme talebinin de aynı şekilde reddedildiği, muris sigortalı ...’in ürün bedellerinden yapılan Bağ-Kur prim kesintisi nedeniyle davalı Kurum tarafından 01.06.1999 tarihinde sigortalı olarak tescil edildiği gibi 5 yıl sigortalılık süresini tamamladığı ve borçlanma hariç 900 günün üzerinde prim ödeme şartının gerçekleştiği belirtilerek davacılar murisi olan ...’in ürün bedellerinden yapılan tevkifat nedeniyle 2926 sayılı Kanun kapsamında sigorta başlangıcının 01.06.1999 olarak tespiti ile davacılara 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince 01.02.2017 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; ilgilinin adına Bağ-Kur tevkifat kesintisi yapıldığı, müstahsil belgesinin Kurum kayıtlarına intikali ve ödemenin yapıldığı 15.05.1999 tevkifat dönemine göre 4/b’ye tabi sigortalılığının 01.06.1999 tarihine çekildiği, ilgilinin 30.04.2008 tarihi itibariyle 5 yılı aşkın prim borcunun bulunması ve hiç prim ödemesinin olmaması nedeniyle 5510 sayılı Kanun'un Geçici 17. maddesine göre sigortalılığının 01.06.1999 tescil tarihinde 19 terk kodu ile durdurulduğunun anlaşıldığı, Geçici 17. maddesine göre durdurulan sigortalılık suresinin tamamının talep edilmesi halinde hesaplanacak borç tutarının ödenmesi durumunda sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği, 01.06.1999 tarihinin tevkifat kesintisinin tam ayı karşılamaması sebebiyle bu sürenin hizmet süresi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli kararı ile davanın kabulüne, murisin sigorta başlangıç tarihinin tespitine yönelik talep yönünden, davacıların murisi olan ...'in sigorta başlangıç tarihinin 01.06.1999 tarihi olarak tespitine yönelik talebin, yargılama sırasında kurum tarafından kabul edildiği anlaşıldığından, bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı, konusuz kalan talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, talep tarihi itibariyle ölüm aylığına hak kazanmaya yönelik talep yönünden, davacıların 5510 sayılı Kanun'un 32.maddesi gereğince 01.02.2017 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması talebinin kabulü ile davacılara 01.02.2017 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacılar yönünden 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamındaki şartların gerçekleşmediği ve Kurum kayıtlarında da belirtildiği üzere  muris yönünden herhangi bir ihya ve ödeme de bulunmadığından mevcut davanın reddine dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirir. Kabule göre de davacı eşin 2017 yılının 4. ayından itibaren yaşlılık aylığı alması ve 2018 yılında da evlendiği gözetildiğinde, anılan hususların aylık bağlama engeli oluşturduğunun göz önünde bulundurulmaması ile davada herhangi şekilde sigorta başlangıç tarihinin tespitine yönelik bir talep bulunmamasına karşın bu yönde hüküm kurulması da isabetsizdir, gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili:
a. Davacılar murisinin sigorta başlangıcının 01.06.1999 olduğunun tartışmasız olduğunu,
b.Prim ödeme gün sayısını ve sigortalılık süresi şartlarının tamamlandığını,
c.Eksi kabul ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz eden davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.