Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/6239 K.2025/4568

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/6239 📋 K. 2025/4568 📅 20.03.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/6239 E.  ,  2025/4568 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete ait işyerinde çalıştığı dönemde 23.03.2016 tarihinde vinç operatörü olarak çalıştırılırken vincin kancasının sallanıp sağ gözüne değdiğini, müvekkilinin bu nedenle yaralandığını ve bir süre hastanede tedavi gördüğünü ileri sürerek maddi ve manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya neden olan vincin davacının gözüne değil de kaşına değdiğini, davacının gözünde görme kaybı olmadığını ve davacının kazadan sonra iş göremezlik raporu almadığını, davacıya iş güvenliği ile ilgili koruyucu malzemelerin teslim edildiğini, davacının bu malzemeleri kullandığını, davacının bu malzemeleri kullanması halinde kazanın meydana gelmeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;"...Maddi tazminat isteminde bulunan davacı kazazededir. SGK Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 25.01.2017/000582 karar nolu raporu ile davacının 23.03.2016 tarihli kazadan ötürü %39,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiğinin bildirildiği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından 04.03.2019 tarih 2019/4013 sayılı raporunda sigortalının 23.03.2016 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı maluliyet oranının, çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği çerçevesinde %39,2 olduğuna karar verildiği, ATK 3. İhtisas Dairesince aldırılan 29.12.2021/24629 karar nolu raporda da davacının 23.03.2016 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan geçici iş göremezlik süresi sonundan itibaren sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığının yine kişinin iş kazasından önceki görme derecelerini belirtir tüm göz muayene kayıtları ile 1991 ve 2011 yılındaki göz travmasına ait ayrıntılı göz muayene bulgularını içeren tıbbı belgelerin gönderilmesi halinde dosyanın maluliyet yönünden yeniden değerlendirileceğinin bildirildiği, davacı vekilince tüm evrakların dosyada olduğu bildirilecek başkaca evrak olmadığını belirtmesi, SSYSK raporu ile ATK 3. İhtisas Kurulunun raporlarının farklı olması nedeniyle dosyanın ATK 2. Üst Kurula gönderildiği, ATK 2. Üst Kurulundan aldırılan 09.02.2023/449 karar nolu raporda da davacının 23.03.2016 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı yumuşak doku yaralanması nedeniyle, davacının maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan geçici iş göremezlik süresi olan 1 ayın bitiminden itibaren sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığının bildirildiği görülmekle buna göre maluliyeti bulunmayan davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verildiği..." gerekçesiyle;
"Davanın kısmen kabulü ile
1-Maddi tazminat yönünden, davacının geçirdiği kazadan kaynaklı meslekte kazanma gücü kaybı olmadığından davacının maddi tazminat talebinin reddine,
2-Manevi tazminat yönünden 25.000,00-TL tazminatın, kaza tarihi olan 23.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu 07.03.2019 tarihli kararı ile müvekkilinin geçirmiş olduğu iş kazasından sonra sürekli iş göremezlik oranını % 39,2 olarak tespit ettiğini, 1991'de göze travma olduğu, sağ üst göz kapağında ekimoz, göz konsültasyonu istenerek taburcu edildiği gerekçesi ile İstanbul Adli Tıp Kurumu müvekkilinin sürekli iş göremezliği ile ilgili olarak her hangi bir tespitte bulunmadığını, İstanbul Adli Tıp Kurumunun müvekkilinin geçirmiş olduğu iş kazasından sonraki sağlık durumu, dosyadaki tıbbi kayıtları esas alarak son hali itibarıyla müvekkilinin sürekli iş göremezlik oranını tespit etmesi ve hukuki nitelendirmeyi Mahkemeye bırakması gerektiğini, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile İstanbul Adli Tıp Kurumu ihtisas dairesi raporu arasında çelişki olması nedeniyle dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna gönderilmişse de İstanbul ATK 3. İhtisas Kuruluna bakıldığında göz alanında ihtisas sahibi olan bilirkişi heyetinde bulunan Prof. Dr...., yine ... ATK 2. Üst Kurulunda da yer aldığını, göz hastalıkları alanında uzman farklı bir bilirkişi tarafından inceleme yapılmadığını, ATK 3. İhtisas Kurulunun raporu kopyalanıp yapıştırıldığını, dosyada müvekkilinin geçirmiş olduğu iş kazasından önce gözünde her hangi bir kalıcı maluliyet olduğuna dair bir delil bulunmadığını, müvekkilinin göz travması geçirdiği iddia edilen 1991 yılından sonra 2000 yılında askerlik görevini yaptığını, bir gözü görmeyen kişinin sağlık kurulundan sağlam raporu alıp komando olarak askerlik yapmasının mümkün olmadığını, yine müvekkilinin dosyada bulunan işyeri dosyası incelendiğinde işe başlamadan önce genel sağlık muayenesinin yapıldığını ve her hangi bir maluliyetinin olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin dava konusu iş kazasından sonra bir gözünün görmediğine dair dosyada bulunan tüm tıbbi kayıtların görmezlikten gelinip Adli Tıp Kurumu tarafından 1991 yılındaki travmadan kaynaklanmış olabileceği şeklinde sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemeden talep edilmesine rağmen göz hastalıkları alanında uzman olan bir kamu veya üniversite hastanesinden müvekkilinin mevcut gözündeki maluliyetin 1991 yılındaki travmadan sonra mı yoksa iş kazasından sonra mı oluştuğu yönünde ön rapor aldırılıp sürekli iş göremezlik oranının tespiti yoluna gidilmediğini, Adli Tıp Kurumu raporlarının birer kanaat raporu olduğunu ve karar verme aşamasında mahkemeleri bağlayıcılığı olmadığından Adli Tıp Kurumu raporları esas alınarak maddi tazminat talebinin reddine karar verilemeyeceğini, dava konusu iş kazasında müvekkilinin kusuru olmadığı halde müvekkiline kusur atfedildiğini, güncel tazminat miktarının hüküm tarihine en yakın asgari ücret miktarı esas alınarak maddi tazminat hesaplaması yapılması gerekirken 05.04.2018 tarihli hesap bilirkişi raporu ile yetinildiğini, olayın meydana gelişi, tarafların kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ekonomik koşullar, zarar görülen organın göz olması nedeniyle yüzde sabit iz bırakması ve müvekkilinin maluliyet oranı dikkate alındığında müvekkili lehine hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu, manevi tazminat talebinin kısmen reddi nedeniyle davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece; kusur yönünden yapılan eksik ve hatalı hesaplamalar dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan kusur tespiti bakımından düzenlenen 06.11.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunun hatalı olduğunu, buna dayanılarak düzenlenen bilirkişi hesap raporunun da hatalı olduğunu, müvekkilinin meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını, davaya konu kazanın, davacının kapakları vinçten indirirken vinç kanca demirinin kaşına değmesi suretiyle meydana geldiğini, nitekim davacının da 23.03.2016 tarihli İş Kazası Tespit Tutanağında bu yönde beyanda bulunarak beyanının altına imzasını attığını, müvekkilinin davacıya tüm koruyucu malzemeleri teslim ettiğini ve bu malzemelerin iş görürken kullanılmasının önemini anlattığını, davacının kendisine yeterli eğitim verilmesine rağmen koruyucu malzemeleri kullanmayarak, özellikle baretini takmayarak iş yeri güvenliği ve iş yeri kurallarına açıkça aykırı hareket ettiğini, ağır kusuru ile iş kazasının meydana gelmesine neden olduğunu, üzerine düşen tüm vazifelerini yerine getiren ve çalışanlarının vücut bütünlüğüne herhangi bir zarar gelmemesini gözetleyen müvekkile kusur atfedilmemesi gerektiğini, müvekkil ile herhangi bir illiyet bağı bulunmamasına rağmen kusur atfedilmesinin hukuka uygun olmadığını, kaldı ki kusursuz sorumluluk ilkesinde dahi müvekkilin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın illiyet bağının varlığı arandığını, müvekkil şirketin, davacı tarafça iddia edildiği gibi herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, manevi tazminatın şartları oluşmadığı gibi davacının haksız çıkar elde etme amacı taşıdığını, manevi tazminat koşulunun oluşması için, eylemle zarar arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, davacının 1991 yılında gözüne travma aldığını, göz patolojisinin iş kazası ile ilgili olup olmadığının tespit edilemediğini, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'nun 09.03.2020/4428 tarihli kararında dava konusu olay ile sağ gözdeki total görme kaybı arasında illiyet bağı kurulamadığı; Adli Tıp İkinci Üst Kurulunca verilen 09.02.2023/449 numaralı kararda dava konusu olay ile sağ gözdeki görme kaybı arasında illiyet bağı bulunmadığının tespit edildiğini, dosyada yer alan tüm belgelere bakıldığında davacının gözündeki rahatsızlık ile meydana gelen kaza arasında ilişki kurulamadığından müvekkil aleyhine hükmedilen manevi tazminatın hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir .
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir .
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
A) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı vekilince davacı için 75.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 25.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne veya reddine karar verile tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davacı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Dosya kapsamından; Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2018 tarihli kaldırma kararı öncesi Mahkemece verilen 09.05.2018 tarihli kararında davacının kaza nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik oranının Kurum belirlemesi olan %39,2 olduğu kabulü ile hesaplama yapan 05.04.2018 tarihli hesap raporunun hükme esas aldığı, anılan hesap raporuna davacı vekilince itiraz edilmediği rapor gibi maddi tazminat talebini 09.04.2018 tarihli dilekçesi ile 70.319,09 TL üzerinden arttırdığı, bu miktar üzerinden davacı lehine maddi tazminata hükmolunduğu, işbu karara yanızca davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesine dair Mahkemece eksik araştırma yapıldığı arazın meydana geldiği göze ait daha önce hasarın bulunduğuna dair davalı vekili itirazlarının değerlendirilmediği gerekçesiyle kararın kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderildiği, İlk Derece Mahkemesince dosyanın bu kez sırasıyla ATK 3. İhtisas Kuruluna ve ATK 2.Üst Kuruluna gönderildiği, ilgili kurullarca dosyada kaza öncesine ait yeterli tedavi ve muayene kayıtları bulunmadığı da belirtilmek suretiyle kaza nedeniyle davacının sürekli iş göremezlik oranının % 0 olarak belirtildiği, Mahkemece bu kez anılan kurul raporu dikkate alınmak suretiyle maddi tazminat yönünden davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Öte yandan, sigortalıya, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle geçici iş göremez durumda bulunduğu sürece, Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Bu ödenek iş kazalarında olay, meslek hastalığında da tedavinin başladığı tarihten itibaren çalışmaz durumda kaldığı (raporlu olduğu) sürece ödenir. Geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı gelir de iş kazası sonucu oluşan maddi zarar kapsamındadır. Raporlu olunan dönemde çalışamayan sigortalının bu dönemde yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının oluşacağı ve bu zararın da maddi zarar içerisinde kabul edilmesi gerektiği açıktır. Sigortalının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerdeki maddi zararı bu dönemde % 100 iş gücü kaybına uğradığı kabulüne göre yapılmalıdır. Bilirkişi aracılığıyla maddi zararı tespit edilip SGK’ca sigortalıya ödenmesi gereken geçici iş göremezlik ödeneği var ise bunun rücuya tabi kısmının hesaplanan maddi zarardan düşülmesi ile elde edilecek sonuç kazalının geçici iş göremezlik dönemi de denilen istirahatlı dönemdeki karşılanmamış zararını ortaya koyacaktır.
Somut olayda, Mahkemece yukarıda anılan prosedür işletilerek karar verilmiş ise de ATK kurul raporlarında belirtildiği üzere kaza öncesine ait kazaya uğrayan göze ilişkin tedavi ve muayene kayıtlarının dosyada yer almadığı, Mahkemece ilgili kayıtların getirtilmesine yönelik yeterince araştırma yapmaksızın yalnızca davacı vekilinden sorulmak suretiyle sonuca gidildiği görülmekle bu husus hatalı olmuştur. Ayırca davacı vekilinin yargılama aşamasında sunduğu itiraz dilekçeleri ile istinaf ve temyiz dilekçelerinde yinelediği gibi davacının askerlik öncesi muayene olduğu ve bu muayene kayıtlarının ilgili Kurumdan getirtilmediği görülmekle bu eksiklik giderilmeden sonuca gidilmesi de hatalıdır . Yine kabule göre de davacının sürekli iş göremezlik oranını % 0 olduğu gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı sigortalının dava konusu iş kazası nedeniyle bir süre çalışamadığı, davacının istirahatlı kaldığı bu süreler bakımından ücret kaybının doğduğu hususu göz ardı edilerek neticeye varıldığı anlaşılmakla bu husus da hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş, sürekli iş göremezlik oranına ilişkin kaza öncesine ait tedavi ve muayene kayıtlarının... sisteminden de araştırma yapmak suretiyle ilgili Kurumlardan tüm tedavi kayıtlarının ve tıbbi belgeler ile raporlarının getirtilerek (davacı tarafça iddia olunduğu gibi askerlik muayene kayıtları da dahil olmak üzere) dosyaya eklenmesi ile devamla davacının sürekli iş göremezlik oranını tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirleyip kesinleştirmek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacının itirazının bulunmadığı gözetilerek 05.04.2018 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak, kaza nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğramadığının tespiti halinde ise davacının raporlu olduğu dönemde %100 oranında malul kaldığını değerlendirerek, bu dönemde çalışamaması nedeniyle yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının olduğunun kabulüne göre maddi zarar tutarını bilirkişiye hesaplattırmak, tüm delilleri bir arada değerlendirip taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetecek ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davacı vekilinin davacı yararına maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.