Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/15463 K.2025/4423

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/15463 📋 K. 2025/4423 📅 19.03.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/15463 E.  ,  2025/4423 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Türkiye'de sigortalılık başlangıç tarihinin 18.06.1993 tarihi ve emeklilik şartlarının da 50 yaş 5675 gün 20 yıl olarak tespitine ve kuruma başvuru tarihi olan 28.07.2020 tarihini takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, sigorta başlangıç tarihinin 18.06.1993 tarihi olarak tespitine, davacının 50 yaş, 20 yıllık sigortalılık süresi ve 5675 gün prim ödeme koşullarını taşıdığı anlaşılan davacıya, tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.08.2020 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının yurt dışında çıkmadan önce Türkiye'de herhangi bir Sosyal Güvenlik Kuruluşu kapsamında sigortalılığının bulunmadığı, Türkiye'de sigorta başlangıç tarihinin 13.08.2013, yurt dışında sigortalılık başlangıcının 01.01.2008 tarihi olduğu, yurt dışında çalışılan ve boşta geçen ve yurt dışında ev kadını olarak geçen 5675 günlük süre için tahakkuk ettirilen borçlanma bedelini ödediği, davacının, yurt dışında geçen ve borçlanabileceği ev kadınlığı süresinin Türkiye'de sigorta başlangıcında esas alınabilmesi için Türkiyedeki ilk sigorta giriş tarihinden yurt dışı ikametinin başladığı tarihe kadar olan tüm dönemi borçlanması gerektiği (Yargıtay 10. HD 2016/11698 E - 2016/14222 K). buna göre davacının Türkiye'de sigorta başlangıç tarihinin 13.08.2013 tarihi olduğu, bu tarihten davacının 5675 gün yurt dışı borçlanması kadar geriye gidildiğinde 08.11.1997 tarihine tekabül ettiği, yurt dışında prime tabi sigortalılığının ise 01.01.2008 tarihinde başladığı, davacının borçlanma süresi gözetildiğinde sigorta başlangıç tarihinin 08.11.1997 tarihi olarak esas alınması gerektiği, bu haliyle davacının emekli aylığına hak kazanabilmesi için 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-o maddesindeki koşulları sağlaması gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması isabetli olmamış, kararın yukarıda açıklanan kısımlarının düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık tespit istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın yasal dayanaklarından olan 3201 sayılı Kanun 1, 5. maddesi hükümleri ile 506 sayılı Yasanın Geçici 81/B madde hükümleri ile Türkiye ile Hollanda arasında imzalanan sosyal güvenlik sözleşmesi hükümleri ile bilirkişi raporu, tahsisi dosyası ve Yargıtay 10. HD 2016/11698 E - 2016/14222 K. sayılı kararı ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.