Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/16241 K.2025/4387
10. Hukuk Dairesi 2024/16241 E. , 2025/4387 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 19.07.2011 tarihinde işyerinde çalışmaya başladığını, 25.04.2012 tarihinde iş kazası geçirdiğini, kaza nedeniyle sağ ve sol gözünde görme bozukluklarının meydana geldiğini, tedavi giderlerini kendisinin karşıladığını, olayda davacıya atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, çeşitli sağlık kuruluşlarında tedavi gördüğünü, sürekli iş göremez duruma düştüğünü, zararlarının tamamen karşılanmadığını iddia ederek, uğradığı maddi zararların, birleşen dava ile de uğradığı manevi zararın davalıdan tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın önce usulden reddi gerektiğini, belirsiz alacak davası açılamayacağını, kendi kusurundan kaynaklı olayda ötürü davacının hak talep edemeyeceğini, davacıya eğitim verilmiş olmasına, iş güvenliği teçhizatlar verilmesine rağmen kullanmayarak ve tedbirlere uymadığını, işverende kusur bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini dava ve talep etmiş, aynı savunmalar ile manevi tazminat istemli birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..2018/280 Esas sayılı asıl dava dosyası yönünden; davanın kabulüne,
1-285,52 TL geçici iş göremezlik ve 4.651.637,95 TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 4.651.923,47 TL maddi tazminatın, iş kazasının meydana geldiği 25.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Birleşen Mahkememizin 2018/305 ESAS, 2019/53 Karar sayılı dosyası yönünden; davanın kabulüne,
1-Manevi tazminat talebinin kabulü ile 350.000,00 TL manevi tazminatın iş kazasının meydana geldiği 25.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,.." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..A-)İlk Derece Mahkeme Kararının kaldırılmasına,
B-)Asıl davanın kısmen kabulü ile
1-Toplam 537.419,17 TL geçici ve sürekli iş göremezlikten doğan maddi tazminatın, iş kazasının meydana geldiği 25.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
C-)Birleşen davanın kısmen kabulü ile
1-320.000,00 TL manevi tazminatın iş kazasının meydana geldiği 25.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, .." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş kazası nedeni ile ortaya çıkan ve davalı işverenden talep edilen maddi zarar, SGK tarafından karşılanmayan zararın talebe karşılık gelmekte olup, Mahkemece hükümden önce % 40,2 oranına göre PSD tablo SGK'dan celp edildikten sonra davacının davalıdan talep edebileceği zararın hesaplanması için dosyada hesap bilirkişisinden rapor aldırılmış işleyen aktif devre gelirleri yönünden güncelleme haklı olarak yapılmıştır. Davacıya SGK tarafından yapılan ödemeler raporda mahsup edilmiş, haklı ve doğru biçimde işleyen aktif devre gelirleri yönünden güncelleme yapılarak davacının 285,52 TL geçici iş göremezlik ve 4.651.637,95 sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam maddi zararı 4.651.923,47 TL olarak hesaplanmış ve Mahkemece de bu miktar hüküm altına alındığı dolayı ile davalı lehine daha az miktarın hüküm altına alınmasını ne gerektiren ve haklı kılan maluliyet oranı ne de maddi zarar miktarı yönünde usuli müktesep hak bulunmadığı haddi zatında davacının hükme ve zarara esas alınan maluliyet oranı mahkeme kararı ile 06.12.2022 tarihinde henüz kesinlik kazanmış olup, devam eden süreçte, gerek kusur oranları yönünden ve gerekse sürekli iş göremezlik oranı yönünden maddi tazminat miktarını etkileyecek nitelikte bir değişiklik olmasa dahi işleyen aktif devre gelirleri yönünden güncelleme yapılarak yapılan hesaplama nedeniyle maddi tazminat miktarının belirlenmesinde ve hüküm altına alınmasında, hesaplamanın buna göre yapılmasında usul ve yasaya, dosya ve delil durumuna aykırı bir durum olmayıp, davacının zararın hesaplanmasını buna göre yapılması kanunun emri olduğu ve manevi tazminat tam kabul olması gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; keşif yapılmadan kusur incelemesi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, işverenin %90 gibi fahiş oranda kusurlu bulunmasını kabul etmediklerini, maluliyet oranlarına itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, %24 ve %40,2 olarak belirlenen maluliyet oranlarına itirazlarını tekrar ettiklerini, davacının 13/04/2024 tarihli raporda %24 oranına göre hesaplanan itirazının olmadığını ve kesinleştiğini, kendilerinin itirazı üzerine yeniden maluliyet oranı tespitine gidilerek Dörtyol 2. İş Mahkemesinin 2019/104 esas sayılı dosyası ile kesin olarak %40,2 maluliyet oranına karar verilmiş ise de, aleyhe olan oran üzerinden karar verilmesinin usulü kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğunu, maluliyet tespit davasının sadece usulü işlemleri yerine getirmek için açıldığını, ayrıca davada daha önce verilen karşı yapılan istinaf başvuru dilekçesinde maddi zararın en fazla 537.419,17 TL olduğunu davacı tarafın kabul ettiğini, bu beyanın davalı lenine usulü kazanılmış hak oluşturduğunu, hükme esas alınan raporda belirlenen aylık kazanç tutarının dosya kapsamına aykırı olarak ve fahiş olduğunu, davacının ücretinin asgari ücretin 3,44 katı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca raporda belirlenen bakiye ömür, ücret, asgari ücret katsayısı, kusur ve maluliyet durumu hatalı ve fahiş miktara sebebiyet verecek şekilde uygulandığını, TRH-2010 yaşam tablosuna yapılan hesaplarda Yargıtay 10. H.D.'nin kararlarının maluliyet oranının %60'ın altında olması halinde çalışmaya devam edip yaşlılık aylığına hak kazanması mümkün olduğundan pasif devre hesabı yapılmaması gerektiği yönünde olduğunu, ayrıca 2002 yılı itibariyle agi uygulaması kaldırılarak vergi istisnası getirildiğinden, 2024 yılı asgari ücreti olan 20.002,50 TL'nin vergi istisnası dikkate alınmadan net tutarı 14.299,98 TL olacak olduğu halde net tutarın hatalı olarak belirlenerek pasif devre hesabı yapıldığını, tüm kusur davacıda olduğu halde manevi tazminat tutarının da fahiş tutarda belirlendiğini, olay tarihinden faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir.
1-Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 378.290,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraf vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2.Taraf vekillerinin maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
3.Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına,
4.Davalı vekili tarafından mükerrer yatırılmış olan temyiz başvuru harcının istek halinde iadesine,
5.Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına,
6.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.