Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/7591 K.2025/4342

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/7591 📋 K. 2025/4342 📅 17.03.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/7591 E.  ,  2025/4342 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’nın davalı firmanın ...’ta üstlendiği doğalgaz boru hattı işinde kaynak filmi çekme işçisi olarak çalıştığını, 20.09.2012 tarihinde meydana gelen kaza sonucunda %98 oranında malul kaldığını, olayda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL maddi tazminat ve 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş yargılamanın devamında maddi tazminat istemini sürekli iş göremezlik tazminat alacağı olarak 1.312.733,87 TL'ye bakıcı gideri olarak 947.661,42 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza yapan aracın müvekkil şirketin teknik bilgi ve eleman desteği sağladığı ana firmanın aracı olduğunu, araç şoförünün ana firmanın çalışanı olduğunu, davacının emniyet kemerini takmadığı için kaza sonrası ağır yaralandığını, müvekkili şirketin kazadan sonra davacıyı Türkiye’ye getirdiğini, tüm tedavisini yaptırdığını, davacı hesabına yapılan ödemeler dışında, davacının yanında kalan ağabeylerine davacının bakımı için para verildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2021 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 1.276.494,90 TL iş gücü kaybı tazminatının olay tarihi olan 29.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 758.129,13 TL (%20 hakkaniyet indirimi) bakıcı tazminatının olay tarihi olan 29.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 150.000,00-TL manevi tazminatının olay tarihi olan 29.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.01.2023 tarihli kararıyla istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, "davacı sigortalının vefatı nedeniyle 6100 sayılı HMK'nIn 55. maddesi kapsamında işlem yapılıp sonucuna göre davacı mirasçılarının davadan haberdar olması sağlanıp, mirasçıların davayı takibi halinde; gerek sürekli iş göremezlik, gerek bakıcı gideri tazminatlarının hesabı noktasında 11.07.2023 tarihli ölüm tarihini gözeterek hesap yapmak sonucuna göre tespit edilecek sürekli iş göremezlik gideri ile (aile içi dayanışmalı bakım olasılığı gözetilerek bakıcı giderinden şimdiki gibi %20 oranında indirim yapılarak) bakıcı giderlerini belirleyerek sonucuna göre davacının tazminat istemleri hakkında hüküm kurmak "gereğine işaret edilerek bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " davanın kısmen kabulü ile 550.553,73 TL iş gücü kaybı tazminatının olay tarihi olan 29.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak miras payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 278.983,10 TL (%20 hakkaniyet indirimi) bakıcı tazminatının olay tarihi olan 29.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak miras payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 150.000,00 TL manevi tazminatının olay tarihi olan 29.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak miras payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; manevi tazminatın tam kabul edilmesi gerektiğini, bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, 2021 yılı asgari ücretlerin kamu düzeni gereğince uygulanması gerektiğini, bu hususta usuli kazanılmış hak oluşmayacağını, pasif devre hesabında da bilinen en son asgari ücretlerin dikkate alınması gerektiğinden 2021 ücretlerine göre rapor alınması gerektiğini, ilk peşin sermaye değerinin hesaplamadan hatalı şekilde tenzil edildiğini, maddi tazminat hesaplaması yapılırken net asgari ücretin yıllara göre eksik şekilde yazılmasının hak kaybına neden olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline kusur verilmesinin hatalı olduğunu, illiyet bağının davacı ve şoför kusuru nedeniyle kesildiğini, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin 3. kişi ve zarar görenin kusuru nedeniyle müteselsilen sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, ücretin hatalı tespit edildiğini, bakıcı giderinden %20 İndirim oranının az olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigortalının iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle Kurumca karşılanmayan maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
A) Davacı ve davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3. Somut olayda; karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı 378.290,00 TL olup hüküm altına alınan ve reddedilen manevi tazminat isteminin kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde kesinlikten reddine karar vermek gerekmiştir.
B) Davacı ve davalı vekilinin maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
Davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'nun muhalefetine karşı; Başkan ... ile üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla,
17.03.2025 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Anayasa ile güvence altına alınan hukuki korunma hakkı (36 ncı madde) yalnızca şekli bir yargılama yapılmasını değil, bunun yanında adil ve doğru bir yargılamayı da gerektirmektedir. Adil yargılamanın teminatlarından biri de kanun yollarıdır. (... Hukukunda İstinaf)
Mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunun bir üst mahkeme tarafından denetlenmesi Anayasal bir gerekliliktir.
Anayasa Mahkemesine göre de mahkeme hakkı sadece ilk derece mahkemesine başvurmayı değil temyiz yoluna başvurmayı da kapsar.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. maddesinde ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, HMK’nın 361. maddesinde; bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilebilen kararları, 362. maddesinde ise bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilemeyen kararları düzenlenmiştir.
HMK’nın 373/4 maddesi gereğince, Yargıtayın bozma kararı üzerine, ilk derece mahkemesince bozmaya uygun karar verildiği takdirde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
Bu gibi hallerde, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolu mevcut olmayıp, sadece temyiz yoluna başvuru mümkündür.
İlk derece mahkemesince yanlış ve hatalı kararlar verilebilmektedir. Bu hataların giderilebilmesi ancak kanun yoluna başvuru ile mümkün hale gelir. Kararın aleyhine olduğunu düşünen taraf kararın denetlenmesini ve düzeltilmesini kanun yoluna başvurarak isteyebilir. Kanun yolları hakimin yapabileceği hatalar karşısında taraflara tanınmış yasal bir güvencedir.
Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesi ile iki aşamalı kanun yolu sistemi söz konusu olmakla birlikte, HMK’nın 373/4 maddesi kapsamına giren ilk derece mahkeme kararlarında sadece temyiz yoluna başvuru mümkün olup, kanun yoluna incelenmesinde yüksek parasal sınırın uygulanması halinde çok sayıda dosyada ilk derece mahkemesi kararına ilişkin kanun yolu incelemesi mümkün olmayacaktır. Bu ise hak arama özgürlüğünün ağır ihlali anlamına gelir.
Hukuk davalarında asıl olanın her karar için denetim yoluna açık olmasıdır. Ancak HMK’da öngörülen parasal sınırların uygulanması gerektiği de açıktır.
HMK’da, bölge adliye mahkemesi kararları için öngörülen parasal sınırın, ilk derece mahkemesi kararları için uygulanması, yasanın lafzına ve ruhuna aykırıdır.
Mahkemeye erişim hakkı, kanun yoluna başvuru hakkını da içerir. Böylesi bir uygulama adil yargılanma hakkına, mahkemeye erişim hakkına ve hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil eder.
Yargıtayın temyiz incelemesi yapıp ilk derece mahkemesi kararını bozmasından sonra bozma üzerine verilen kararda temyiz incelemesi yapılması, mahkemeye erişim hakkının bir gereğidir.
HMK’da, ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi halinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gerekir. Kanun yolu başvuru sınırlarının başvurulacak kanun yoluna göre değil, kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2021 tarihli, 2021/4-307 Esas, 2021/833 Karar sayılı, 05.07.2023 tarihli, 2023/2-191 Esas, 2023/703 Karar sayılı kararlarında da bu husus vurgulanmıştır.
Kanunda açık bir hüküm bulunmayan yoruma açık tartışmalı konularda hakkın engellenmesi değil, hakkın yoluna açan bir uygulamanın geliştirilmesi gerekir.
Aksi halde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle iki aşamalı kanun yolu sistemi uygulanan ülkemizde, istinaf inceleme sınırının çok üzerinde, ancak temyiz sınırının altında kalan çok sayıda ilk derece mahkemesi kararı esasa ilişkin hiçbir denetim yapılmadan kesinleşecek hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı engellenmiş olacaktır.
Açıkladığım nedenlerden dolayı; ilk derece mahkemesi kararlarına ilişkin temyiz yolu başvurusunda, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin ve parasal sınırın uygulanması gerektiği, bölge adliye mahkemesi kararlarına ilişkin HMK’nın 362. maddesindeki parasal sınırların uygulanması halinde, ilk derece mahkemelerinin çok sayıda kararının hukukiliğinin denetlenme imkanı ortadan kalkacağından, çoğunluğun manevi tazminata ilişkin temyiz talebinin miktardan reddine ilişkin kararına katılmıyorum.