Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/2690 K.2025/3146
10. Hukuk Dairesi 2024/2690 E. , 2025/3146 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/392 E., 2021/367 K.
Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle müvekkilinin 10.07.2008 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını, duvar ustası olarak çalışmakta iken 16.07.2008 tarihinde davalının gerekli emniyet tedbirlerini almaması nedeniyle iş kazası geçirdiğini meydana gelen iş kazasında tamamen davalının kusurlu olduğunu, meydana gelen kaza nedeni ile davacının maddi ve manevi tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, Mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilen Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2012/329 Esas no.lu dosyasında dava konusu olay nedeniyle davacının maddi ve manevi tazminat talebinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...Ağır Sanayi İnşaat ve Taahhüt A.Ş. ve ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin adi ortaklık yapılanması adı altında -... Adi Ortaklığı unvanlı firmayı kurarak İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğünün ihale ettiği Otogar-Bağcılar-İkitelli-Başakşehir-Atatürk Olimpiyat Stadı raylı sistemi inşaat ve elektromekanik işlerinin yapımı ile araç temini işi adı verilen metro inşası işini yürütmeye başladığını, davacının iş bu projede davaya konu geçirdiği kazanın iş kazası olmadığını, davacının söz konusu kazadan sonra çalışmaya devam ettiğini, kazanın tamamen davacının kusuru sonucu meydana geldiğini davacının davasının reddine karar verilmesini talep ve müdafaa etmiştir.
... ... İnşaat San ve Tic. Ltd Şti.'ye dava dilekçesi tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 16.12.2015 Tarih 2009/410 Esas 2015/538 Karar sayılı kararı ile
" Davanın kısmen kabulüne
70.684,85.TL maddi tazminatın iş kazasının meydana geldiği tarih olan 16.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine
Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 8.054,78 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
Dava konusu olayın meydana geldiği tarih, davanın açılış tarihi, tarafların kusur oranı da dikkate alınarak, davanın kısmen kabulüne
13.000,00 TL manevi tazminatın iş kazasının meydana geldiği tarih olan 16.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine
Ameliyat nedeni ile yapılan tedavi giderlerine ilişkin talep ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına
Fazlaya ilişkin talebin reddine " şeklinde karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 16.12.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde birleşen dosya davalıları ... İnşaat ve ...firma ortak vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 27.03.2019 tarih ve 2018/1113 Esas 2019/2377 Karar sayılı ilamıyla ''... davalılar ...Ağır San. İnş. ve Taah. A.Ş. ile ... İnş. ve Tic. A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Tazminatın saptanmasında; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, sosyal sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Öte yandan tazminat miktarının, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez.
Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tespit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı, hesap raporunun Yargıtay denetimine elverişli olması gerektiği Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle sigortalının maddi tazminatının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Öte yandan, gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır.
Somut olayda, davacı Sosyal Güvenlik Kontrol Memuruna kalfa olarak çalıştığını beyan etmiş olmasına rağmen maddi zararının duvar ustası olduğunun kabulüyle bu kabule göre belirlenen ücret kapsamında belirlenmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, ilgili meslek odasından, TÜİK’den, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle bilinen devrede duvar örme işinde kalfa olan sigortalının alabileceği ücretleri sorarak kazalı sigortalının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek davacının maddi zararını hükme esas alınan hesap raporundaki diğer veriler aynı kalmak kaydı ile hesaplatmak ve tüm delilleri bir arada değerlendirerek usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre bir karar vermektir. ....'' gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 23.11.2021 tarihli kararı ile Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda emsal ücret araştırması yapılmış dosya raporunu sunması için hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişinin 29.06.2021 tarihli raporu hükme esas alındığı ..."gerekçesiyle
"Davanın kısmen kabulüne
70.684,85 TL maddi tazminatın iş kazasının meydana geldiği tarih olan 16.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine
Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 9.989,03 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
Dava konusu olayın meydana geldiği tarih, davanın açılış tarihi, tarafların kusur oranı da dikkate alınarak, davanın kısmen kabulüne
13.000,00TL manevi tazminatın iş kazasının meydana geldiği tarih olan 16.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine
2. Ameliyat nedeni ile yapılan tedavi giderlerine ilişkin talep ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına
Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine " şeklinde karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen 23.11.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl dosya davalısı ... ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı yönünden itirazlarının değerlendirilmedigi, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığı, davacı kazalının ücretinin hatalı tespit edildiğini beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosya davalılar ...Ağır San. İnş. ve Taah. A.Ş. ile ... İnş. ve Tic. A.Ş. vekilinin temyiz dilekçesinde özetle; davacı kazalının ücretinin hatalı belirlendiği beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi, 439. maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; davacı vekilince davalı ... ... firmasına yöneltilen 29.05.2009 tarihli asıl dava dosyasında dava dilekçesinde 1.000,00 TL tedavi gideri, 1.000,00 TL maddi tazminat ile 20.0000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, davalılar ...ile ... firmalarına yönelttiği 07.05.2012 tarihli birleşen dava dosyasında sunduğu dava dilekçesinde 1.000,00 TL tedavi gideri, 2.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, 27.02.2019 tarihli bozma ilamı öncesi Mahkemece 27.01.2014 tarihli hesap raporu aldırıldığı anılan raporda bilinen dönemin 31.12.2014 tarihi olarak kabulü ile davacının bakile ömür süresinin tespitinde PMF tablosunun kullanılması ve Yol İş Sendikasınca bildirilen duvar ustası işçinin alabileceği emsal ücretin esas alınması sonucu kazalının ücretinin asgari ücretin 3.68 katı olduğu tespitiyle maddi zararın 70.685,64 TL olarak hesaplandığı , davacı vekilince 21.05.2015 tarihli dilekçesi ile raporda belirlenen miktar üzerinden maddi tazminat talebini arttırdığı, Mahkemece bozma ilamı öncesi verilen 16.12.2015 tarihli kararı ile asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden ayrı hüküm tesis edilmeksizin davacı lehine 70.685,64 TL maddi tazminat ile 13.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği, anılan karara karşı yalnızca birleşen dosya davalılar ... ve ...ortak vekili tarafından temyiz talebinde bulunulduğu, bozma ilamında sair temyiz itirazlarının reddi ile davacının kalfa olarak çalıştığının açık olması karşısında emsal ücretin araştırılmasında yalınca sendika tarafından bildirilen ücretin esas alınmasının hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozularak Mahkemesine gönderildiği, Mahkemece emsal ücretin tespitine yönelik yeniden sendikalara müzekkere yazılmak suretiyle başkaca araştırma yapılmaksızın dosyanın hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, 29.06.2021 tarihli hesap raporunda bilinen dönemin 16.07.2021 tarihi olarak kabulü ile davacının bakiye ömür süresinin tespitinde TRH- 2010 tablosunun kullanılması ve TÜİK kazanç sorgulama ekranına göre davacının alabileceği ücretin asgari ücretin 2.48 katı olduğu tespiti ile maddi zararın daha fazla 112.250,23 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece temyize konu kararında 29.06.2021 tarihli raporun hükme esas alınması suretiyle yine asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden ayrı hüküm kurmaksızın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacı lehine 70.685,64 TL maddi tazminat ile 13.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
Öte yandan, usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay İçtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay İçtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Ayrıca iş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, Mahkemece TÜİK tarafından bildirilen ücretlerle tazminatın hesaplandığı ve bu hesap bilirkişi raporunun hükme esas alındığı görülmektedir. Ne var ki uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere emsal ücretin ilgili meslek odasından araştırılmaksızın hüküm tesisi isabetsiz olmuştur. Davacı vekilince bozma ilamı öncesi aldırılan 27.01.2014 tarihli hesap raporuna ilişkin 09.12.2014 tarihli beyanında tedavi gideri hariç olmak üzere maddi zararın tespiti yöntemine itirazlarının bulunmadığına yönelik beyanı ile bozma ilamı öncesi 27.01.2014 tarihli hesap raporunun esas alınması suretiyle tesis edilen hükme yönelik temyiz talebinin bulunmadığı gözden kaçırılarak bozma ilamı sonrası aldırılan 29.06.2021 tarihli raporla bilinen dönemin ileriye çekilmesi ve bakiye ömür süresinin tespitinde esas alınan tablonun değiştirilmesi suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı bilirkişi raporuna itibarla hüküm tesisi davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup bu husus da hatalı olmuştur. Ayrıca kabul ve uygulamaya göre de davacı vekilince asıl ve birleşen dava dilekçelerinde talep edilen tazminat miktarlarının farklı olduğu da gözden kaçırılarak asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden ayrı ayrı hüküm tesisi gerekmekte iken tek hüküm tesisi yine hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak gereği 27.01.2014 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri ile açıklanan hususlar dışındaki veriler değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak , taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden ayrı ayrı hüküm tesis edilmesi hususunu gözeten bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.