Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/13094 K.2025/3117
10. Hukuk Dairesi 2024/13094 E. , 2025/3117 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2641 E., 2024/2423 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/162 E., 2023/218 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı Kurum sigortalısı iken tahsis talebine istinaden 01.01.2012 tarihinde yaşlılık aylığı almaya başladığını, sonrasında yaşlılık aylığı almakta iken 01.09.2011 – 30.11.2011 tarihleri arasındaki hizmetlerinin gerçek ve fiili olmadığı gerekçesiyle bu tarihlere ait hizmetlerinin iptal edilmesi sebebiyle tahsis talep tarihinde şartları taşımadığı belirtilerek yaşlılık aylığının iptal edildiğini ve adına yersiz ödeme borcu çıkarıldığını, davacının bilfiil bu tarihler arasında o tarihte Peker Mah. 1700 SK. No:17/B Şehzadeler/Manisa adresinde mukim olan ...'ın temsilciliğini yaptığı... .... isimli işyerinde ustalık ve şoförlük yaptığını, davacının hiçbir şekilde kendisini sigortalı göstermeye ihtiyacı bulunmadığını, zira borçlanabileceği askerlik süresinin yeterli olduğunu ve bu şekilde bir yola başvurmasının mantık dahilinde olmadığını, dava dışı iş yerlerinden yapılan bildirimlerden davacının haberinin ve bilgisinin olmadığını, bu işverenleri davacının tanımadığını beyanla davacının 01.09.2011-30.11.2011 tarihleri arasındaki sigortalılık hizmetinin geçerli olduğunun ve diğer davalı nezdinde geçtiğinin, yaşlılık aylığının kesildiği tarih olan 01.01.2012 itibariyle davalı Kurum tarafından yeniden bağlanması gerektiğinin, ödenmesi gereken aylıkların mutat ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalı Kurum tarafından ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; .... sicil sayılı ... unvanlı iş yerindeki 16.05.2009 tarihi itibari ile yapılan bildirimlerin ve 1358789 sicil sayılı ... unvanlı iş yerinden bildirilen 01.10.2011-30.11.2011 süresine ait bildirimlerin iptal edildiğini, bu duruma göre de sigortalının 29.12.2011 tarihindeki tahsis talebine göre emeklilik şartlarının oluşmadığı tespit edildiğinden yaşlılık aylığı 01.01.2012 başlangıç tarihi itibari ile iptal edilerek 01.01.2012-19.10.2017 süresine ait yersiz olarak ödenen aylık ve sosyal ödemeler için borç kaydı oluşturulduğunu, sigortalının eksik olan gün sayısını kalan askerlik sürelerini borçlanıp ödeyerek 31.10.2017 tarihli tahsis talebine istinaden 01.11.2017 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlandığını, Kurum kayıtları yazılı ve resmi belge niteliğinde olup aksinin ancak resmi belge ile ispat edilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, denetmen raporuna istinaden iptal edilen sigortalılık sürelerinin geçerli olduğunun ve davalı işveren nezdinde geçtiğinin tespiti ile yeniden yaşlılık aylığı bağlanması talebine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
3.Eldeki davada, 01.09.2011-30.09.2011 tarihleri arasında dava dışı 1356578 sicil sayılı ... iş yerinden ve 01.10.2011-30.11.2011 tarihleri arasında dava dışı 1358789 sicil sayılı ... iş yerinden sigortalılık bildirimleri bulunan ve bildirimleri iptal edilen davacıya 01.01.2012-19.10.2017 tarihleri arasında alınan yaşlılık aylıklarına yönelik olarak borç tahakkuk ettirildiği; davacının davalı şirkette çalışmasına rağmen sigorta bildirimlerinin dava dışı iş yerlerinden yapıldığını ve bu işverenleri tanımadığını, 01.09.2011-30.11.2011 döneminde davalı şirkette ustalık ve şoförlük yaptığını beyanla söz konusu dönemdeki sigortalılık bildirimlerinin geçerli olduğunun ve çalışmalarının davalı iş yerinde geçtiğinin tespitini, yaşlılık aylığının kesildiği tarih olan 01.01.2012 tarihinden itibaren yeniden bağlanmasını, aylıkların faiziyle tahsilini talep ettiği, Mahkemece hizmet tespiti talebi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının yaşlılık aylığı koşullarını kaybetmiş olması nedeniyle bu talebin de reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
4. Dava dışı 1356578 sicil numaralı ... isimli iş yeri hakkında düzenlenen 22.03.2016 tarih ve 2016/TG/024 sayılı rapor ve dava dışı 1358789 sicil numaralı ... isimli iş yeri hakkında düzenlenen 02.04.2018 tarih ve 2018/EK/66 sayılı rapor ile sahte sigortalılık kapsamında değerlendirme yapılarak söz konusu iş yerlerinden davacıya ait sigortalılık bildirimlerinin sahte olması nedeniyle iptaline karar verilmiş olup davacı da bu işverenleri tanımadığını, davalı... Plastik ... Ltd. Şti. nezdinde çalıştığını iddia etmektedir.
5. Mahkemece, işin esasına girilmeksizin hizmet tespiti talebi yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacının dava dışı iş yerlerinden Kurum kayıtlarına geçmiş çalışmalarının sahte olduğu gerekçesiyle iptal edildiği, davacının iptal edilen çalışmalarının davalı işveren nezdinde geçtiği iddiasıyla davanın açıldığı, her ne kadar iptal edilen çalışma süreleri 2011 yılına ait ise de bordro düzenlenmek suretiyle davacının çalışmalarından davalı Kurumun haberdar olduğu, Kurum tarafından düzenlenen 2016 ve 2018 tarihli denetmen raporlarıyla davacının çalışmalarının iptali nedeniyle davanın 26.06.2019 tarihinde açıldığı, buna göre hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, davacının sigortalılık bildirimlerinin iptalinden sonra hak düşürücü süreyi geçirmeksizin süresi içinde eldeki davayı açtığı dikkate alındığında davanın bu nedenle reddine karar verilmesi isabetsiz olup işin esasına girilerek hizmet tespiti talebi yönünden bir karar verilmeli, yapılacak yargılama sonucunda varılacak sonuca göre yaşlılık aylığı şartlarının oluşup oluşmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.