Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/11729 K.2025/2281
10. Hukuk Dairesi 2024/11729 E. , 2025/2281 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1767 E., 2024/1481 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/103 E., 2022/255 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 02.01.1990–11.05.2020 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili aşamalarda özetle, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının 21.04.2009-11.05.2020 tarihleri arasında davalı adına kayıtlı iş yerinde aralıksız kesintisiz asgari ücret ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararın gerekçesinde özetle şu hususlara yer verilmiştir:
"Davacı 26.10.1975 doğumlu olup askerlik kayıtları incelenmiş. 06.03.1995-06.09.1996 tarihlerinde askerlik görevi icra ettiği anlaşılmış. -yine 506 sayılı 60/G maddesi kapsamında 18 yaş öncesi sigortalılık mümkün olmadığından davacının 26.10.1993 tarihinde 18 yaşını ikmal ettiği anlaşılmakla, dikkate alınmıştır.
Hizmet akdinin geçtiği yıl sonunun 31.12.2020 olması ve kesintisiz çalışma iddası, davanın 2020 yılı içinde açılmış olması nedeni ile askerlik sonrası çalışma dönemi için hak düşürücü sürenin gerçekleşmediği kabul edilmiştir.
Yargıtayın askerlik nedeni ile makul süreye ilişkin kararlarının incelenmesinde davacının ifade ettiği 6 aylık sürenin Yargıtayca kabul edilen makul sürenin üzerinde olduğu anlaşılmakla, makul süre olmaması nedeni ile askerlik öncesi çalışmasına ilişkin Kurum kayıtlarına geçen her hangi bir belge de olmaması göz önünde bulundurularak askerlik öncesi çalışma dönemi (01.02.1990-06.03.1995 tarihleri) için hak düşürücü sürenin gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Davacının askerlik ve nüfus kaydı da incelendiğinde ve isticvabtaki beyanı da ele alındığında, davacının 06.09.1996’da askerden geldiği, askerden geldikten sonra evlilik yaptığı, askerden geldikten 6 ay sonra işe başladığı, ilk evliliğinin 25.04.2000 tarihinde olduğu anlaşılmakla tüm bu hususlar kapsamında davacının askerlik öncesi çalışma iddiasının hak düşürücü süre nedeni ile dinlenme imkanı olmadığı kabul edilmiştir. Bu tarih sonrası için incelemede ise davalı adına kayıtlı iş yerinin dava konusu edilen tarihte faaliyette olduğu, hizmet talep edilen dönemde iş yerinin faal olduğu, davacının adres bildirim dilekçesi gereği çalışmalarının Nusratiye mh. adresinde gerçekleştiği, bu kapsamda araştırma ile komşu ve bordro tanıkları beyanı ile bankaya bildirdiği adres ile yine dosya içine sunmuş olduğu ürün teslim belgeleri ile davacının davalı adına kayıtlı iş yerinde çalışmasının ispat edildiği, bu çalışmanın 4/1-a kapsamında sigortalılık gerektirir nitelikte çalışma olduğu kabulleri ile tanık ... beyanına göre 1993'den beri çalıştığı beyan edilmiş olsa da işbu durumun askerlik kaydı ve davacının askerlik sonrası 6 ay sonra çalışma beyanı ile uyuşmadığı anlaşılmakla hükme esas alınamayacağı kabul edilerek, özellikle tanık Erman'ın vergi tescil kaydı ve beyanı esas alındığında 21.04.2009 tarihinden itibaren kesintisiz çalışmanın ispat edildiği, bu tarih öncesinin ispat edilemediği kabulleri ile davacının 21.04.2009-11.05.2020 tarihleri arasında davalı adına kayıtlı işyerinde aralıksız kesintisiz asgari ücret ile çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine dair hüküm kurulmuştur."
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili özetle, tanık ...’ın beyanı ve vergi kaydı ile diğer tanıkların, tanık ...'un beyanları dikkate alındığında davacının davalıya ait iş yerinde 01.02.1990 yılında döşemeci olarak işe başladığı ve davalı tarafından işten çıkartıldığı 11.05.2020 tarihine kadar kesintisiz çalışmış olduğu şüpheye yer vermeyecek biçimde dosya kapsamında sabit iken Mahkemece davacının 21.04.2009-11.05.2020 tarihleri arasında çalıştığının kabulünün yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili özetle, dinlenen tanıkların, dava konusu dönemin tamamında çalışan ve kayıtlara geçmiş tanıklar olmadığını, aynı işyeri veya komşu tanığı olarak dinlenmiş bordro tanığı da bulunmadığını; dinlenen bordro tanıklarının ve kamu tanıklarının; davacının çalıştığı süreyi, kesintisiz çalışıp çalışmadığını, görev tanımını, ücret alma şeklini çelişki yaratmayacak şekilde net olarak ifade edemediklerini, buna rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili özetle, Mahkemece yeterli araştırma yapılmadan eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmiş olduğunu, çalışmanın şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat edilememiş olması nedeniyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
2. Eldeki davada, davacının 02.01.1990–11.05.2020 tarihleri arasında davalı adına kayıtlı iş yerinde kesintisiz çalışmasının tespitini talep ettiği, davacının hizmet cetveline göre, 4/1-a,b,c sigortalılığı tescilinin bulunmadığı, davalı 1166... no.lu iş yerinin, koltuk/ sandalye tamiri alanında faaliyet gösterdiği, 27.11.2018 tarihinde Kanun kapsamına alındığı, iş yerinden sadece 2018/11. ayda bordo düzenlendiği, tek bordro tanığının da davalının oğlu ... olduğu, başka bordro tanığı bulunmadığı, Mahkemece tespit edilen komşu iş yeri tanık beyanları ile davacının, davalı iş veren bünyesinde tespit talep edilen dönemlerdeki bir kısım çalışmasının doğrulandığı, bu kapsamda komşu klima teknik servisi iş yeri tanığı ...'un vergi tescil kaydının başladığı 21.04.2009 tarihi itibariyle, davacının hizmet tespiti talebinin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
3. Mahkemece komşu iş yeri tanığı olarak dinlenen klima teknik servisi ve berber iş yeri çalışanlarının beyanlarına dayanılarak kısmen kabul kararı verilmiş ise de ... Gıda adlı komşu iş yerini işleten ...'ın davacının davalı iş yerinde daha uzun süre çalıştığına yönelik beyanlarının bulunması karşısında Mahkemece verilen karar eksik incelemeye dayalıdır.
4. Mahkemece daha fazla komşu iş yeri tanığının tespiti için Vergi Dairesi, SGK, Belediye gibi kurumlara tekrar müzekkere yazılmak suretiyle talep tarihlerini kapsar şekilde çalışması bulunan çalışanlar tespit edilerek dinlenilmeli, beyanlar arasında çelişki olması halinde giderilerek davacının çalışma süresi tereddütsüz şekilde ortaya konulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.