Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/9200 K.2023/1733

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/9200 📋 K. 2023/1733 📅 23.03.2023

1. Hukuk Dairesi         2021/9200 E.  ,  2023/1733 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 04.12.2019 tarihli ve 2019/4254 Esas, 2019/6241 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş, davalılar vekilinin davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen maktu vekalet ücretine hükmedildiği, keşfen değeri saptanan ve harcı tamamlanan değer üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilerek hükmün HMK'nın 305/A maddesi gereğince tamamlanmasına ilişkin 12.04.2021 tarihli talebi 30.04.2021 tarihli ek karar ile reddedilmiştir.
Mahkeme kararı ve 30.04.2021 tarihli ek kararı davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakan babası ...’ın 478 parsel sayılı taşınmazdaki 3/12 payını davalı ...’a satış sureti ile temlik ettiğini, Sonay’ın da çekişmeli payı diğer davalı ...’e satış yoluyla devrettiğini, yapılan işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu iptali ve tescile;olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ..., diğer davalı ...'in haciz tehdidi altında bulunması nedeniyle ilk temlikin kendisine yapıldığını bildirmiş, davalı ... ise; dava konusu taşınmazın mirasbırakan ...'a bakması karşılığında devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur
III. MAHKEME KARARI
Afşin 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.01.2016 tarihli ve 2014/929 Esas, 2016/20 Karar sayılı kararıyla; davalı ... bakımından temliki işlemin muvazaalı olduğu gerekçesiyle dava kabul edilmiş, davalı ... yönünden ise; davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 04.12.2019 tarihli ve 2019/4254 Esas, 2019/6241 Karar sayılı kararıyla, "hem ilk el konumundaki davalı ...'ın hem de diğer davalı ...'in beyanları ile de sabit olduğu üzere temlikin gerçek satış olmadığı kuşkusuzdur. Ancak, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından davalının gerek 2010 senesinde ölen ve aynı zamanda murisin eşi olan annesi ...'ye gerekse felç geçiren mirasbırakan babası ...'a baktığı açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca, mirasbırakanın ölümünden sonra geride dava konusu taşınmazdaki 3/12 payı ile müstakil maliki olduğu ve paydaşı bulunduğu çok fazla sayıda taşınmazı daha kalmıştır. Bu itibarla, muris mal kaçırma kastıyla hareket etseydi sadece çekişmeli taşınmazdaki 3/12 payını değil, dava konusu taşınmazdaki payının tamamını devredebileceği gibi terekesinde yer alan diğer taşınmazlarını da davalıya temlik edebileceği tartışmasızdır. Öte yandan; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin (bir başka ifade ile malın bedelinin) ise; mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.04.2009 günlü 2009/1-130 sayılı kararı). Esasen, yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 günlü 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır. Bu durumda, temlikin gerçekten bakılmak amacıyla yapıldığı ve murisin mal kaçırma iradesinin olmadığı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirmeyle, kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bozma Sonrası Mahkeme Kararı
Afşin 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.03.2021 tarihli ve 2020/351E., 2021/160 K. sayılı kararıyla; devrin mal kaçırma kastı ile yapılmadığı, zira mirasbırakan tarafından asıl amacın diğer mirasçılardan mal kaçırmak olsaydı terekesindeki diğer taşınmazları da davalıya devredebileceği, dava konusu 3/12 payın mal kaçırma amacıyla devredildiği iddiasının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davalılar vekilince davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen maktu vekalet ücretine hükmedildiği, keşfen değeri saptanan ve harcı tamamlanan değer üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin HMK’nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanmasına yönelik 12.04.2021 tarihli dilekçesi 30.04.2021 tarihli ek karar ile reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına ve ek kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından ilk etapta dava konusu taşınmazdaki payın mirasbırakandan bedeli karşılığında satın alındığı savunmasında bulunduğunu, daha sonra ise dosyaya somut bir belge sunamadığı için devrin bakım karşılığında yapıldığı savunmasında bulunulduğunu, işlemin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde dava değeri olarak 85.000 TL gösterildiğini, bu değer üzerinden harcın ikmal edildiğini ve Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, Mahkemece dava değeri olarak gösterilen 85.000 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteklerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de ... Medeni Kanunu'nun 706., ... Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras ... çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, ... ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3. Değerlendirme
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere, pay oranında açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı davalarda, davacılar ve davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.
3. Dosya içeriğine göre; davacı ... tarafından 85.000,00 TL dava değeri gösterilmek suretiyle 04.11.2014 tarihinde eldeki davanın açıldığı, dava konusu taşınmazın keşfen değerinin 107.500,00 TL olarak belirlendiği, Mahkemece harç ikmal edilmeden 85.000,00 TL dava değeri üzerinden karar verildiği ve bu değer üzerinden de harca ve vekalet ücretine hükmedildiği, 85.000,00 TL dava değeri üzerinden davacı ...'ın 3/12 miras payına karşılık gelen değerin 21.250,00 TL olduğu, bu değer üzerinden 10.03.2021 tarihli gerekçeli kararda davalı ... lehine 4.080,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
4. Diğer taraftan, vekalet ücretinin davacının 3/12 miras payına karşılık gelen 21.250,00 TL üzerinden hesaplanacağı, 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre hesaplanacak nispi vekalet ücreti yine aynı tarifenin 13. maddesi gereği maktu vekalet ücretinin altında kalamayacağından Mahkemece 10.03.2021 tarihli gerekçeli kararının 5.bendinde davalı ... lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
5. Ancak, Mahkemece 30.04.2021 tarihli ek karar ile vekalet ücretine yönelik HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün düzeltilmesi talebinde bulunan davalı ... vekili olmasına rağmen hükmün 1.bendinde; "davacı vekilinin nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki talebin reddine," yine gerekçe kısmının 2.paragrafında yer alan "davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin talebinin istinaf değerlendirmesine tabi nitelikte olduğu ve anılan hususlar doğrultusunda davacı vekilinin talebinin HMK m. 305/A hükmü kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmış olmakla talebin reddine karar vermek gerekmiştir." ifadelerine yer verilmiş olması doğru olmamıştır.
6. Ne var ki; bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerekli kılmadığından, Mahkemenin 30.04.2021 tarihli ek kararının gerekçe kısmının 2.parafrafında yer alan “...davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin talebinin istinaf değerlendirmesine tabi nitelikte olduğu ve anılan hususlar doğrultusunda davacı vekilinin talebinin HMK m. 305/A hükmü kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmış olmakla talebin reddine karar vermek gerekmiştir." ibaresinin gerekçe kısmından çıkartılarak yerine "...davalı ... vekilinin vekalet ücretine ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." cümlesinin yazılmasına, yine aynı ek kararın hüküm kısmının 1.bendinde yer alan "...Davacı vekilinin taraflarına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki talebin reddine," cümlesinin hüküm kısmından çıkartılarak yerine "Davalı ... vekilinin nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki talebinin reddine" cümlesinin yazılmasına ve hükmün bu yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Afşin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.03.2021 tarihli 2020/351 Esas ve 2021/60 Karar sayılı kararının ONANMASINA,
2. Davacı ve davalı ... vekilinin ek karara yönelik diğer temyiz itirazlarının reddine,
3. Davalı ... vekilinin değinilen yönler itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazının kabulü ile; Afşin 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.04.2021 tarihli ve 2020/351 E., 2016/160 K. sayılı ek kararının son paragrafında yazılı “...davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin talebinin istinaf değerlendirmesine tabi nitelikte olduğu ve anılan hususlar doğrultusunda davacı vekilinin talebinin HMK m. 305/A hükmü kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmış olmakla talebin reddine karar vermek gerekmiştir." ibaresinin gerekçe kısmından çıkartılarak yerine "...davalı ... vekilinin vekalet ücretine ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." cümlesinin yazılmasına, yine aynı ek kararın hüküm kısmının 1.bendinde yer alan "...Davacı vekilinin taraflarına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki talebin reddine," cümlesinin hüküm kısmından çıkartılarak yerine "Davalı ... vekilinin nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki talebinin reddine" cümlesinin yazılmasına ve ek kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalı ...'a iadesine,
Aşağıda yazılı 99,20 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.