Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3370 K.2025/5817

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3370 📋 K. 2025/5817 📅 11.12.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3370 E.  ,  2025/5817 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/919 E., 2022/702 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölhisar Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/221 E., 2021/27 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; Burdur ili, ... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 2 73... parsel sayılı taşınmazın davacı adına tescil edildiğini, taşınmazın yüz ölçümünün eksik ölçüldüğünü, sınırlarının hatalı belirlendiğini ve hatanın sınırda bulunan 2 73... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek davalının kullandığı kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini istemiştir.
Birleştirilen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; Gölhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/221 Esas sayılı dava dosyasında yapılan keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporunda 2 73... parsel sayılı taşınmazda 374,35 m²'lik kısmın, davacı ...'in malik olduğu 2 73... parsel sayılı taşınmaza dahil olması gerektiğinin belirtildiğini, 374,35 m²'lik alanı üzerinde ...’ın serasının bulunduğunu, serayı iyi niyetli olarak inşa ettiğini, seranın bedelinin taşınmazın bedelinden daha fazla olduğunu bu nedenle arzın bedelinin ödenme suretiyle 374,35 m²'lik alanın TMK'nın 7 24... /2 maddeleri gereği temliken davacı adına tapuya tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalılar cevap dilekçesinde, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalı cevap dilekçesinde, davacının taşınmaz üzerine sera yapmada iyi niyetli olmadığını, seranın taşınabilir olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada, davalı ... yönünden çekişmeli taşınmaz hakkında açılan davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı, davalı ... yönünden dava tarihinde kayıt maliki olmaması nedeni ile davanın usulden reddine, birleştirilen davanın konusu edilen kısmın davacının malik olduğu 2 73... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı, kendisine ait olan yere ilişkin temliken tescil talebinde bulunmasında hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının 13.02.1991 tarihinde kesinleştiği, davanın açıldığı 17.09.2018 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının talebinin kadastro öncesi nedene dayandığı, her ne kadar fen bilirkişi raporunda paftada tersimat hatası olduğu bildirilmekte ise de eldeki davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca açılan bir dava olmadığı, davanın kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil niteliğinde bulunduğu, kaldı ki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca doğrudan dava açılmasının da mümkün olmadığı, öncelikle Kadastro Müdürlüğüne başvurunun gerektiği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda her ne kadar yorum yolu ile kadastro öncesi sebebe dayalı olarak davanın açıldığı varsayımında bulunsa da dava dilekçesi içeriğine bakıldığında kadastro öncesi durumdan bahsedilmesinin sebebinin, hiç el değiştirmeden yıllarca atalarından bu yana davacının zilyetliğinde olduğunu vurgulamaktan kaynaklandığını, 2016 yılına kadar yaklaşık 25 yıl boyunca zilyetliğin aralıksız sürdüğünü, Mahkemenin bu durumu sadece kadastro öncesi sebep olarak değerlendirip kanun metnine uyarlamaya çalışması ve zamanaşımı süresini işletmesinin hukuka aykırı olduğunu, mezkur olaylarında tersimat hatası olduğunu, bu hatanın davalı tarafından bilinebilmesinin mümkün olmadığını, hak düşürücü sürenin kadastro tarihinden itibaren işletilmesinin ciddi bir hak kaybına yol açtığını, eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulduğunu belirterek ve re'sen görülecek eksiklikler nedeniyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Burdur ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 2 70... parsel sayılı 3.170, 79... yüz ölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle belgesizden ... adına tespit ve tescil edildikten sonra 23.09.2016 tarihinde kayden davalı ...'a satılmıştır. Tutanak 13.02.1991 tarihinde itirazsız kesinleşmiştir.
Kadastro tutanağının kesinleştiği 13.02.1991 tarihi ile dava tarihi olan 17.09.2018 tarihleri arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 534,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl davada davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.