Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/5766 K.2025/5816
1. Hukuk Dairesi 2025/5766 E. , 2025/5816 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1320 E., 2025/734 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/366 E., 2025/78 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I .DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacılar ile davalıların kardeş olduklarını, Antalya ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 1015, 1017, 1018, 1014, 1016, 848, 847, 8 49... parsel sayılı taşınmazların tarafların murisi ...'tan geldiğini, murisin terekesinin taksime ya da paylaşıma konu olmadığı halde kadastro çalışmalarında sadece davalılar adına tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tescilini, mümkün olmadığı takdirde gayrimenkulün bedelinin yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı tarafa ödenmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 17.02.2021 tarihli 2020/188 Esas ve 2021/66 Karar sayılı davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen karar davacılar vekilinin istinafı üzerine Antalya Bölge Adliyesi 8.Hukuk Dairesinin 20.05.2022 tarihli 2021/998 Esas ve 2022/634 Karar sayılı kararı ile "... davanın, dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptaliyle davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi isteminin yanı sıra, bu istemin kabul edilmemesi durumunda terditli olarak gayrimenkulün bedelinin yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmesi istemini de içerdiği halde, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu kararda davanın yalnızca tapu iptali ve tescile yönelik istem yönünden gerekçe oluşturularak bu istem yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği; terditli istem hakkında ise gerekçede herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi olumlu ya da olumsuz bir hüküm de kurulmadığı" gerekçesiyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli taşınmazlar hakkında açılan davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı, tazminat isteminin sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli taşınmazların kadastro tutanaklarının 13.09.1988 tarihinde kesinleştiği, davanın açıldığı 06.07.2020 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davacını talebinin kadastro öncesi nedene dayandığı ve murisin kadastrodan önce 1977 yılında vefat ettiği, hakkın özünün düşmesi sebebiyle buna dayanılarak ileri sürülen alacak isteğinin de dinlenemeyeceği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince taleplerin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların şerh düşülerek davalılar adına tescil edildiğini, tutanakta yer alan şerhte davacıların murisinin bu yeri kullandığının ve intikalen geldiğinin yazıldığını, muris tarafından çocukları arasında bu yerlerin pay edileceğinin söylendiğini ancak daha sonra davalıların kadastro tespiti sırasında bu yerlerin kendilerine ait olduğunu belirterek kendi adlarına tescilini talep ettiklerini, her ne kadar hak düşürücü nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de tescil davası mirasçılar arasında olup direkt bir kadastro tespitine itiraz niteliği taşımadığını, mirasçıların muvazaalı işlem ile üzerine aldıkları taşınmazlara ilişkin tapu iptal davalarında zamanaşımı ya da hak düşürücü sürenin kanunda öngörülmediğini belirterek ve re'sen görülecek eksiklikler nedeniyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ile terditli olarak alacak istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Antalya ili .... ilçesi ... köyünde bulunan 1015, 1017, 1018, 1014, 1016, 848, 847, 8 49... parsel sayılı sırasıyla 8.176,00, 7.344,00, 11.608,00, 9.168,00, 8.264,00, 7.346,00, 4.868,00, 6.120,00, 7.776, 00... yüz ölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle belgesizden müstakilen davalılar adına tespit ve tescil edilmiştir. Tutanaklar 13.09.1988 tarihinde itirazsız kesinleşmiştir.
Kadastro tutanaklarının kesinleştiği 13.09.1998 tarihi ile dava tarihi olan 06.07.2020 tarihleri arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.