Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/5745 K.2025/5741
1. Hukuk Dairesi 2025/5745 E. , 2025/5741 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/148 E., 2025/788 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mesudiye Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/367 E., 2023/60 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar ve atalarının 152 yıldır kullanımında olan ... ilçesi, ... köyü 1 38... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda davalı ... oğlu ... adına tescil edildiğini, yapılan tescilin hatalı olduğunu ileri sürerek 1 38... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile muris Kamil oğlu ... adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ... ve ... ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın davalı ... ile bir ilgisinin bulunmadığını, taşınmazın davacılara ait olduğunu belirterek tescilin davacılar adına yapılmasını talep ederek davayı kabul etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın mülkiyetinin elbirliği hükümlerine tabi olduğu, TMK'nın elbirliği mülkiyeti hükümlerini düzenleyen 702. maddesinin ikinci fıkrasında "Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmünün yer aldığı, kabul beyanının da tasarruf işlemi niteliğinde olduğu, bu nedenle tüm davalıların davayı kabul etmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının 2009 yılında kesinleştiği, asıl davanın 2021, birleştirilen davanın 2022 yılında, 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacıların çekişmeli taşınmazın murislerine ait olduğu ve kendilerine intikal ettiğine dair iddia ile; Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde belirtilen kadastro tespit tarihi olan 2009 tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra davacının 14.12.2021 tarihinde, birleştirilen dosya davacısının da 10.02.2022 tarihinde kadastro öncesi nedene dayalı olarak dava açmış olmasına göre Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın davacıların zilyetliğinde olduğunu, kadastro çalışmaları sonucunda sehven davalıların murisi adına tescil edildiğini, bir kısım davalıların kabul beyanı ile de taşınmazın davacılara ait olduğunun anlaşıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; Ordu ili, .... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 38... parsel sayılı 1.244,41 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu belirtilmek suretiyle ... oğlu ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar, dava konusu taşınmazın kendi murisleri ... oğlu ...'ya ait olduğu iddiasına dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. Dava konusu taşınmaza ilişkin askı ilanının 11.07.2009 - 12.08.2009 tarihleri arasında yapıldığı, kadastro tutanak örneği ile tapu kayıtlarına göre bu taşınmaza ait tespitin 13.08.2009 tarihinde kesinleştiği, davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra asıl davanın 14.12.2021, birleştirilen davanın ise 10.02.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Asıl ve birleştirilen davalar yönünden alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.