Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2023 K.2025/5714
1. Hukuk Dairesi 2024/2023 E. , 2025/5714 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/957 E., 2024/52 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar(Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/485 E., 2022/758 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı Hazine vekili dava dilekçesinde; Rize ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1 75... parsel sayılı taşınmazın 74, 09... ’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek bu kısma ilişkin olarak davalının müdahalesinin men'ine, taşınmaz üzerinde bulunan yapıların kal'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davalının tapuyu satış yoluyla tapu siciline güvenerek edindiğini, davalı, taşınmazı satın aldığında taşınmazın denize sıfır olmasına rağmen ilerleyen zamanlarda deniz üstü doldurularak taşınmazın önüne küçük tali bir yol ve otoban yapıldığını, yapılan otobanın sit alanı içerisinde olduğunu, davalının taşınmazı edinmesinden sonra kıyı-kenar çizgisi yapılmasında davalının kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini, karşı davanın kabul edilerek taşınmazın 74, 09... ’lik kısmının Hazine adına tescilini, tespit edilecek arsa değerinin şimdilik 100,00 TL'sinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tazminat olarak davalı- karşı davacıya ödenmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli ve 2015/144 Esas, 2021/139 Karar sayılı kararıyla; bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 74, 09... kısmın kıyı-kenar çizgisi kapsamında olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı, yıkıma konu bir yapının bulunmadığı, karşı davanın Devletin sorumluluğu kapsamında ödenmesi gereken tazminata ilişkin olduğu, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, çekişmeli 1 75... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 74, 09... ’lik kısmının tapu kaydının iptali ile tapu sicilinden terkinine, el atmanın önlenmesi ve yıkım talebinin reddine, karşı davanın kabulü ile 18.522,50 TL’nin karşı dava tarihi olan 10.04.2015 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili ve davacı-karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.09.2021 tarihli ve 2021/557 Esas, 2021/683 Karar sayılı kararı ile; taraf vekillerinin asıl davada verilen tapu iptali ve terkin kararı ile el atmanın önlenmesi ve kal talebinin reddi kararına yönelik herhangi bir istinaf başvurusunun bulunmadığı, bu nedenle istinaf incelemesinin sadece karşı dava yönünden ve asıl davadaki vekalet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin olarak yapıldığı, TMK’nın 1007. maddesi uyarınca taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle iptal edilmesinde Devletin kusursuz sorumluluğunun ve tazmin yükümlülüğünün bulunduğu, Mahkemece Hazinenin tazminatla yükümlü tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak tazminat miktarının tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı kadar olması gerektiği, Hazine vekilince zararın tapu iptaline ilişkin Mahkeme kararının kesinleştiği tarih itibariyle doğacağı ve karar kesinleşmeksizin tazminat davasının dinlenme olanağının bulunmadığı belirtilmiş ise de gerek taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine eldeki davaların açılmasından önce 26.12.2014 tarihinde 74. 09... kısmın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığına dair şerhin yazılmış olması, gerekse Yüksek Mahkemenin bu yöndeki emsal kararları karşısında Hazine vekilinin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, dolayısıyla değerlendirme tarihi olarak karşı davanın açıldığı tarihin esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı; Mahkemece tazminat miktarının belirlenmesi amacıyla alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, ilgili belediye başkanlığından değerlendirme tarihi olan 10.04.2015 tarihi itibarıyla taşınmazın imar planı içinde olup olmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı, etrafının meskun olup olmadığı hususlarının sorulmadığı, Bakanlar Kurulunun 28.02.1983 tarih ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca arsa mı arazi mi olduğunun tespit edilmediği, Mahkemece bu yönde araştırma yapıldıktan sonra taşınmazın niteliği arazi ise gelir metodu yöntemi ile, arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplama yapılmak suretiyle gerçek değerin belirlenmesi gerektiği, ayrıca ıslah dilekçesinin yöntemince davacı Hazine vekiline tebliğ edilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; terkin talebi yönünden fen bilirkişi raporlarında meydana gelen yüz ölçümü farkının yenileme kadastrosunun doğal sonucu olduğu anlaşılmakla kazanılmış hak ilkesi gözetilerek ancak yüz ölçümü yönünden infazı kabil olarak yenileme çalışmalarının neticesindeki güncel yüz ölçümü üzerinden hüküm kurulduğu, tazminat talebi yönünden düzenlenen bilirkişi raporundan ayrılmayı gerektiren herhangi bir husus tespit edilemediği, kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi içinde kalan taşınmazların tapu kaydı henüz iptal edilmemiş olsa bile Yargıtay uygulamalarına göre zararın doğduğunun kabul edildiği, somut uyuşmazlıkta açılan asıl dava ile zararın doğduğu gözetilerek değerlendirme tarihi itibarıyla karşı dava tarihinin esas alındığı, belirsiz alacak olarak ikame edilen karşı davaya ilişkin olarak talep artırımı yapmak üzere karşı davacı vekiline süre verilmiş ise de karşı davacı vekilince talep artırımında bulunulmayacağı beyan edildiğinden taleple bağlı kalınarak ıslah dilekçesindeki değer üzerinden hüküm kurulduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36/A maddesi dikkate alınarak asıl dava yönünden davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 1 75... parsel sayılı taşınmazın 08.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 72.65 m²'lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile tapu sicilinden terkinine, el atmanın önlenmesi ve kal talebinin reddine; karşı davanın kabulü ile 18.522,50 TL'nin karşı dava tarihi olan 10.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili ve davacı-karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı- karşı davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; el atmanın önlenmesi ve kal talebinin reddi kararı ile tazminat talebinin kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçenin yetersiz olduğunu, Kadastro Kanunu'nun 36/A maddesinin mevcut el atmanın önlenmesi ve kal talepli davalar yönünden uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde fazlaya dair hakkın saklı tutulduğunu, bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, hesaplanan bedelin taşınmazın gerçek değerini karşılamadığını, rapor içeriğinden de anlaşıldığı üzere emsal gösterilen taşınmazın davaya konu taşınmaza emsal teşkil etmediğini, dava tarihi olan 2015 yılı üzerinden 9 yılı aşkın süre geçmiş olup dava tarihi itibarıyla yapılan değerlendirmenin ve yasal faizin ülke koşulları nedeniyle zararı karşılamadığını, gelişmekte olan bir bölgede bulunan taşınmazın değerinde yargılama sırasında fahiş bir artış söz konusu olduğunu, imar düzenlemesi ile daha fazla kat yapılmasına izin verildiğini, bu yöndeki itirazların dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca açılan men'i müdahale ve kal istemine, karşı dava ise terkin ve tazminat istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu 1 75... parsel sayılı taşınmazın vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, hibe ve satış nedeniyle 05.09.2001 tarihinde ... adına tespit edildiği, tespitin 07.05.2004 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın 23.08.2006 tarihinde satış nedeniyle davalı ... adına tescil edildiği ve beyanlar hanesine 26.12.2014 tarihinde 74. 09... 'sinin kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığına dair şerh konulduğu, yargılama sırasında 22/a uygulaması gören taşınmazın aynı parsel numarasıyla tescil edildiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Mahkemece kurulan 09.02.2021 tarihli hükmün taraflarca terkin, elatmanın önlenmesi ve kal talepleri yönünden istinaf edilmemekle kesinleşmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davacı- karşı davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı-karşı davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.