Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4361 K.2025/5340

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4361 📋 K. 2025/5340 📅 24.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/4361 E.  ,  2025/5340 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/453 E., 2021/156 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ...; Erzurum ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında yol olarak tespit harici bırakılan taşınmaz bölümünün tespitten önceki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
2. Fer'i Müdahil ...; dava konusu bölümün kadimden beri köy halkının arazilerine gitmek için kullandığı yol olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.05.2013 tarihli ve 2012/408 Esas, 2013/247 Karar sayılı kararıyla; dava konusu yerin 15.08.2008 tarihinde tescil harici bırakıldığı, bu tarihten 3 yıl 10 ay geçtikten sonra dava açıldığı, bu sürenin makul süre sayılamayacağı, davacı tarafın tescil harici bırakılma tarihinden itibaren kazandırıcı zamanaşımının koşulları gerçekleştikten sonra dava açması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.11.2013 tarihli ve 2013/12030 Esas, 2013/11333 Karar sayılı kararıyla; ''3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi ile tutanak tanzim edilen yerlerle ilgili olarak 10 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Ancak gerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu gerekse de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun tescil hükümlerini düzenleyen maddelerinde, hakkında tutanak düzenlenmeyen ya da tespit harici bırakılan yerler hakkında kadastro öncesi nedenlere dayanılarak dava açılmasını engelleyen ya da hak düşürücü süre belirleyen yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu duruma göre, davacı tarafından açılan davanın makul sürede açılmadığı ve kadastro tespitinden önceki zilyetliğine değer verilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddedilmesi isabetsizdir. Hal böyle olunca, kadastro öncesi nedenlere dayanarak dava açmanın süreyle sınırlandırılmadığı göz önüne alınarak iddia ve savunmalar doğrultusunda, toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.06.2014 tarihli ve 2014/39 Esas, 2014/264 Karar sayılı kararıyla; doğusu 1 36... parsel, batısı 1 85... parsel olan ve 25.04.2013 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide sarı boyalı kalem ve (B) harfi ile gösterilen 24,58 metrekarelik kısım açısından davanın kabulü ile bu kısmın ... adına aynı adada son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.04.2016 tarihli ve 2015/5372 Esas, 2026/3624 Karar sayılı kararıyla; “ Dava; TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, temyize konu yol olarak tescil harici bırakılan nizalı taşınmaz üzerinde iktisaba elverişli zilyetliğin ne şekilde oluştuğu belirlenmeden, yerel bilirkişi ve tanıklar keşifte temyize konu taşınmazın 136 adaya geçiş için kullanıldığını ifade etmelerine rağmen bu husus hüküm yerinde tartışılmadan karar verilmesi isabetsizdir. Öte yandan, karar tarihinde yürürlükte olan 6360 sayılı Kanun gereğince çekişmeli taşınmazın bulunduğu Erzurum Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülki sınırları olarak belirlenmiş, Büyükşehir Belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belde belediyeleri ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşmak için; Erzurum Büyükşehir Belediyesini davaya dahil etmesi için davacı tarafa süre verilmeli, taraf teşkili sağlandıktan sonra, taşınmazın sınırında bulunan 1 36... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı örneği ile varsa dayanağı kayıtlar getirtilmeli, taşınmaz başında yeniden yerel bilirkişiler, HMK'nın 31. maddesine göre hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında tarafların göstereceği tanıklar ile fen, ziraat ve fotoğrafçı bilirkişi marifetiyle yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan temyize konu taşınmazın üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik olup olmadığı, varsa kimden kime nasıl geçtiği, zilyetliğin sürdürülüş şekli, nizalı taşınmazın 136 adaya geçmek için davacı dışında üçüncü şahıslar tarafından da kullanılıp kullanılmadığı hususları sorularak araştırılmalı, taşınmazın geçiş için kullanılması halinde özel yol mu, yoksa genel yol mu olduğu saptanmalı, fen bilirkişisine keşfi izlemeye elverişli rapor ve harita düzenlettirilmeli, ziraatçı bilirkişiden taşınmazın niteliği, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin şekli, sürdürülüş biçimi ve kullanım durumunu kesin olarak belirleyen rapor alınmalı, HMK'nın 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip Mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı, kadastroca tescil harici bırakılan yerler için açılan tescil davalarında TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişi rapor ve krokisine göre gerekli ilanlar yöntemine uygun bir biçimde yaptırılmalı, bundan sonra tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz. ” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 25.04.2013 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide mavi boyalı ve (A) harfi ile gösterilen kısım açısından feragat ettiği, sarı boyalı ve (B) harfi ile gösterilen 24, 58... ’lik kısmın ise davacı tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığı, bu kısmın yol olmadığı, davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 25.04.2013 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide mavi boyalı ve (A) harfi ile gösterilen kısım açısından feragat nedeniyle davanın reddine, sarı boyalı ve (B) harfi ile gösterilen 24, 58... ’lik kısmın yönünden ise davanın kabulü ile bu kısmın davacı ... adına aynı adada son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik hususlar içerdiğini, dava konusu alanın yol vasfında olup yolların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, bu bölümlerin zilyetlikle mülk edinilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddeleri gereğince açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dava konusu bölüm, Erzurum ili, ... ilçesi, ... köyünde 2008 yılında yapılan kadastro çalışmalarında yol olarak tespit harici bırakılmıştır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin ''j'' bendi gereğince temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.