Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5006 K.2025/5200

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5006 📋 K. 2025/5200 📅 20.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/5006 E.  ,  2025/5200 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/933 E., 2023/1199 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/730 E., 2022/557 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi, ... köyünde bulunan 2 63... parsel sayılı taşınmazın irsen intikal yoluyla davacılara kalmasına, eklemeli şekilde 100 yılı aşkın zamandır zilyetliklerinde bulunmasına rağmen kadastro çalışmaları sonucunda davalı Vakıf adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın vakıf taşınmazı olmadığını, bir taşınmazın vakıfname kapsamında kalıyor olmasının zilyetlikle iktisap edilmesine engel teşkil etmediğini, 1967 yılından evvel de davacıların mirasbırakanının zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ... ... Bey Vakfına ait olduğunu, vakıf mallarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, bu hususta vakfın doğrudan doğruya hayrat vakfı olup olmamasının da bir öneminin bulunmadığını, ayrıca taşınmazda davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığını, davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; çekişmeli taşınmazın hayrat vakfı olduğu, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 80. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca hayrat vakıfların mallarının zilyetlikle edinme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar bilirkişi tarafından dava konusu taşınmazın hayrattan vakıf arazisi olduğu belirtilmişse de vakfiyede belirtildiği gibi yaylak işlevi ile kullanılmadığı, benzer nitelikteki taşınmazlara ilişkin davaların Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, dolayısıyla kültür arazisi olarak kullanılan ve hayrat niteliği bulunmayan ... Türbesi Vakfı niteliğindeki dava konusu taşınmazın, zaman bakımından uygulanması gereken mülga 2762 sayılı Yasa'nın 41... . maddeleri ile 743 sayılı Yasa'ya 13.07.1967 tarihinde eklenen 81/B. maddesine göre 13.07.1967 tarihi itibari ile olağanüstü zilyetlik koşullarının gerçekleşmesi halinde kazanımının mümkün olduğu, somut olayda dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların 13.07.1967 tarihinden önceki 20 yıllık süreci bilebilecek yaşta olmadıkları, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, kamu düzenine ilişkin nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak mahkeme gerekçesi düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; davacıların taşınmazı 1967 yılı öncesinde kullandığını, davalı tarafın taşınmazın 1967 yılı öncesi vakıf olduğunu ispat edemediğini, aynı köye ilişkin kabul kararı verilen taşınmazlar olduğu halde çekişmeli taşınmaz hakkında ret kararı verildiğini, bu ret kararının Anayasa'nın mülkiyet hakkı ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek ve re'sen görülecek eksiklikler nedeniyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucunda Karaman ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 2 63... parsel sayılı 15.490, 17... yüz ölçümündeki taşınmaz, 4/5 hissesi ... oğlu ..., 1/5 hissesi ... oğlu ...’in 20 yılı aşkın zamandır zilyetliğinde bulunduğu belirtilerek kadastro tutanağının beyanlar hanesine ... ve ...’in işgalinde bulunduğu ile taşınmaz üzerindeki evin ... oğlu ... tarafından yapıldığı şerhi yazılmak suretiyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar ... mirasçıları vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Somut olayda, çekişmeli taşınmazın tapu kaydında kadastro tutanağının hükmen 22.02.2011 tarihinde kesinleştiği yazılı ise de taşınmaz hakkında açılan tespite itiraz davası sonucu ... Kadastro Mahkemesinin 2010/170 Esas, 2011/5 Karar sayılı kararı ile davanın açılmamış sayılmasına ve taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, dolayısıyla kadastro tutanağının olağan yollarla kesinleştirilmesi gerekirken, Kadastro Mahkemesi kararı sonucu hükmen tescil edilmesi hatalı olmuştur. Ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesine göre 10 yıllık sürenin, tespitin kesinleşme tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiştir.
Dolayısıyla çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağı 08.01.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Hal böyle olunca taşınmazın kadastro tutanağının kesinleştiği 08.01.2008 tarihinden itibaren dava tarihi 27.12.2019 tarihine kadar Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiğine göre davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacılar ... mirasçıları vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
Davacılar ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, gerekçesinin açıklandığı şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.