Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/770 K.2025/5272

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/770 📋 K. 2025/5272 📅 20.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/770 E.  ,  2025/5272 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/581 E., 2023/1893 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/459 E., 2020/271 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... ve vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı ... mirasçısı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelen asıl ve vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı adına vasisi ... vekili dava dilekçesinde; davacı ...'nın 01.04.1943 doğumlu olup Balıkesir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 19 73... parsel sayılı taşınmazda ikamet ettiğini, eşini 30.12.2010 tarihinde kaybettiğini, eşinin kaybından sonra kendisini idare edemez duruma geldiğini ve geleceği ile ilgili güvensizlik duymaya başladığını, davacının iki çocuğundan birinin kendisi ile ilgilenmediğini, hali hazırda vasisi olan kızı ...'nın ise o dönemde kanser tedavisi amacıyla Almanya'da bulunduğunu, davalı ...'in davacının bu durumunu fırsat bilerek çocuklarının kendisine bakmayacağını ve sokağa atacaklarını, ikamet ettiği taşınmazı kendisine vermesi halinde ona bakacağını ileri sürerek davacıyı kandırmak suretiyle 23.08.2011 tarihinde taşınmazın çıplak mülkiyetini 20.000,00 TL karşılığında satış suretiyle temlik aldığını, işlem satış olarak görünmekte ise de davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının 28.12.2015 tarihinde beyin kanamasına bağlı felç geçirdiğini, bu durumu haber alan davalı ...'in dava konusu taşınmazı 04.01.2016 tarihinde öncesinde irtibatı bulunan davalı ...'a muvazaalı olarak temlik ettiğini, davacının 2016 yılı itibariyle kısıtlandığını ve kendisine vasi olarak ...'nın atandığını bununla birlikte davacının 23.08.2011 tarihi itibariyle de fiil ehliyetini haiz olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, mümkün olmaması halinde rayiç bedelinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacı ve davalının tanışıklığının çok uzun yıllar öncesinde başladığını, Almanya'dan komşu olduklarını, davacı vasisinin ve diğer kardeşinin annesi ve babası ile ilgilenmediğini, davacı ve davalı ... arasındaki ilişkinin bir anne - oğul ilişkisi gibi olduğunu, davalı ...'in de Türkiye'ye her gelişinde davacıya maddi manevi destek olduğunu, Almanya'dayken de davacıya para havale ettiğini, davacının lüks harcamaları nedeniyle dava konusu taşınmaza yakın başka bir taşınmazını da satmak zorunda kaldığını, eşinin ölümünden sonra davacının dava konusu taşınmazı satarak hayatını idame ettirme arayışı içine girdiğini, bu süreçte davacının ısrarı üzerine taşınmazın satın alındığını ancak davalı ...'in isteğiyle intifa hakkının davacı üzerinde bırakıldığını, bu süreçte dava konusu taşınmazda bulunan evin davalı tarafından tamir ettirildiğini, diğer davalı ...'ın ise davalı ...'in arkadaşı olduğunu, ...'a geldiği süreçte ziyaret etmesi nedeniyle davacıyı tanıyıp taşınmazı bildiğini,
davalı ...'in Almanya'da iki taşınmaz aldığı süreçte davalı ...'tan borç aldığını, dava konusu taşınmazın satışı ile bu borcun bir bölümünün kapatıldığını, davacının bu işlemler nedeniyle ileride sıkıntı çıkartacağını tahmin ettiğini bu nedenle 26.08.2011 tarihli "sözleşme" başlıklı bir belge düzenleyerek imzaladığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının davanın esasına ilişkin iddialarla bir bağlantısı olmadığını, davalı ...'ın diğer davalı ... ile çok yakın arkadaş olduğunu, davalı ... Türkiye'de tatilini ...'nın yanında geçirdiği için davalı ...'i ziyaret etmek için uğradığı dönemlerde davacı ile tanıştığını, davalı ...'in Almanya'da satın aldığı iki farklı taşınmaz nedeniyle borçlanması üzerine davalı ... tarafından ...'e 85.000 Avro borç verdiğini, bu konuda taraflar arasında bir senet düzenlendiğini, ...'in borcu ödeyememesi üzerine borca karşılık olarak dava konusu taşınmazı vermeyi teklif ettiğini, davalı ...'ın da daha önceden bildiği bu taşınmazı borca karşılık almayı kabul ettiğini, taşınmazın üzerine bir miktar da para alarak borcun tahsil edildiğini, davalı ...'ın yalnızca diğer davalı ...'ten alacağına karşılık dava konusu taşınmazı aldığını, taraflar arasında muvazaalı bir devrin söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın hile ve ehliyetsizlik hukuki sebebine dayalı olarak açıldığı, davacının aldatıldığını öğrendiği tarihin dava tarihinden önce olduğunun davalı tarafça ispatlanamadığı, bu kapsamda davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulü gerektiği, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda davacının temlik tarihi itibariyle fiil ehliyetini haiz olduğunun tespit edildiği, bu nedenle ehliyetsizlik olgusunun ispatlanamadığı, buna karşılık hile yönünden yapılan değerlendirmede tüm dosya kapsamı ve tanık beyanları nazara alındığında davalı ...'in öncelikle güven duygusu oluşturmak amacıyla davacıya yardım ettiği, güven duygusu oluşturduktan sonra davacının iradesinin davalı ... tarafından fesada uğratıldığı, satışın gerçek bir satış olmadığı, ortada geçerli bir sebep yokken taşınmazın temlikinden sonra davacı ve davalı ...'in davalı ...'ın memleketi Gümüşhane'ye giderek orada fiil ehliyetine yönelik rapor aldırılması hususları bir arada değerlendirildiğinde davacının iradesinin hile ile fesada uğratıldığı, davalı ...'ın ise davalı ...'in yakın arkadaşı olması nedeniyle bu durumu bilebilecek konumda olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hak düşürücü süre yönünden davacı tarafın beyanının esas olduğu, davanın süresinde açılmadığını ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğu, davalılar tarafından davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığının usulüne uygun şekilde dosyaya sunulan delillerle ispat edilemediği, bu kapsamda davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulü gerektiği, İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller, tanık beyanları, dosyaya sunulan CD çözümüne ilişkin birikişi raporu ve tüm dosya kapsamı gözetilerek davacı kısıtlının kendisine bakılacağı inancıyla dava konusu taşınmazın çıplak mülkiyetini davalı ...'e temlik ettiği, taşınmazın devir amacının satış olmadığı, taşınmazın bedeli ile satın alındığı iddiasının davalı ... tarafından ispat edilemediği ve hile olgusunun ispatlandığı, son kayıt maliki davalı ...'ın da davalı ...'in yakın arkadaşı olması nedeniyle bu durumu bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda olduğu belirlenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalılar ... ve ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; aşamalardaki savunmaları tekrarlayarak dosya kapsamındaki 26.08.2011 tarihli adi yazılı sözleşme ve video kaydında dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalı ...'e temlik edildiğinin açıklandığını, davacının temlikin farkında ve bilincinde olduğunu bu nedenle hak düşürücü sürenin başlangıcında temlik tarihinin esas alınması gerektiğini, eldeki davada hile olgusunun ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, davacının dava konusu taşınmazı bilerek ve isteyerek temlik ettiğinin açık olduğunu, temlikin iradi olduğu göz ardı edilerek davanın kabulünün isabetsiz olduğunu, dava konusu taşınmazı satmak isteyenin davacı olduğunu, taşınmazın bedelinin davalı ... tarafından gönderilen paralarla ödendiğinin tanık beyanları ve dosya kapsamına sunulan dekontlar ile ispat edildiğini, hile suretiyle bir taşınmazın devrini sağlayan kişinin diğer tarafa intifa hakkı tanımasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın taraflar arasında belirlenen bedelinin 80.000 Avro olduğunu, bu bedelin çok daha fazlasının davacı tarafa ödendiğini, davalı ...'ın iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuki sebebine dayalı tapu iptali - tescil, olmazsa alacak istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, kayden maliki olduğu Balıkesir ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain 19 73... parsel sayılı taşınmazının intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini satış suretiyle 23.08.2011 tarihinde davalı ...'e temlik ettiği, davalı ...'in de davacıdan devraldığı taşınmazı 04.01.2016 tarihinde davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiği, davacının ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.06.2016 tarih ve 2016/564 Esas, 2016/825 Karar sayılı kararıyla kısıtlandığı ve kendisine vasi olarak kızı ...'nın atandığı, Adli Tıp Dördüncü İhtisas Kurulunun 24.04.2019 tarihli raporu ile davacının işlem tarihi olan 23.08.2011 tarihi itibariyle fiil ehliyetini haiz olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı ... mirasçısı ... vekili vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına,
Aşağıda yazılı temyiz onama harçlarının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.