Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2213 K.2025/4975

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2213 📋 K. 2025/4975 📅 06.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/2213 E.  ,  2025/4975 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/1055 E., 2024/36 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ...; kadastro sırasında mera vasfıyla sınırlandırılan 1 02... parsel sayılı taşınmazın bir bölümü hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak mera kaydının iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri aşamalarda; taşınmazın özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, kamu orta malı mera niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece; dava konusu taşınmazın İl Mera Komisyonunca kadastro tespitinden sonra tahsis edildiği, meraların zilyetlikle iktisap edilemeyeceği, ayrıca davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığı kabul edilerek davanın reddine hükmedilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.02.2016 tarih, 2015/19829 Esas, 2016/732 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek doğru sonuca varılabilmesi için hava fotoğraflarından istifade edilmek suretiyle 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle taşınmazın niteliğinin belirlenmesi, yöntemince mera araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmek suretiyle kararın bozulmasına hükmedilmiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen karar
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu; çekişmeli taşınmazın hükme esas alınan 20.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda (A), (B1), (B3), (B4), (C), (C3), (C5), (C6), (E1) harfleriyle gösterilen bölümlerinin mera vasfında olmadığı, özel mülkiyete konu tarla ve çayır vasıflı taşınmazlardan olduğu ve bu taşınmaz bölümleri üzerinde davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle sözü edilen bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile ifraz edilmek suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine hükmedilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Davalı Hazine vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve olayın oluşuna uygun nitelikte olmadığını, meraların özel mülkiyete konu edilemeyeceğini ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuken iktisaba elverişli nitelikte olmadığını, davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını, bu hususun hava fotoğraflarının incelenmesi suretiyle tanzim edilen bilirkişi raporlarıyla sabit hale geldiğini, yöntemince belgesiz norm sınırının araştırılmadığını, davacının feragat iradesini belirttiği taşınmaz bölümü bakımından dahi davanın kabulüne hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro sırasında mera vasfıyla sınırlandırılan taşınmaza yönelik tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
1. Kadastro sonucu; Erzurum ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı 1.178.055,65 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmiştir. Davacı ..., taşınmazın bir bölümü hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak mera kaydının iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece temyize konu taşınmaz bölümlerinin mera vasfında olmadığı, özel mülkiyete konu tarla ve çayır vasıflı taşınmazlardan olduğu ve bu taşınmaz bölümleri üzerinde davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne hükmedilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi dosya kapsamında hasıl olan çelişkiler giderilmeden sonuca gidilmiştir.
2. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma kararından sonra mahallinde icra edilen 11.05.2017 tarihli keşfe refakat eden bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacının iddiasına konu taşınmaz bölümlerinin (A), (B), (C), (D) ve (E) harfleriyle gösterildiği, bilahare yapılan 12.06.2023 tarihli keşif sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan raporda ise bu kez çekişmeli taşınmaz bölümlerinin ayrı ayrı parçalar halinde sembolize edildiği, ne var ki her iki bilirkişi raporunda gösterilen taşınmaz bölümlerinin şeklen ve tûlen birbirine uymadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, ilk keşiften sonra ibraz edilen 13.11.2017 tanzim tarihli ziraat mühendisi bilirkişi heyeti raporunda davacının iddiasına konu taşınmaz bölümlerinin zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olmadığı, taşınmaz bölümlerinin sürülerek tarım arazisi haline getirilmeye çalışıldığı, sürülü alanlarda mera bitkilerine rastlandığının belirtildiği, dosya kapsamında yer alan jeodezi mühendisi bilirkişi raporlarına göre ise çekişmeli taşınmaz bölümlerinin eski tarihli hava fotoğraflarına göre sınırlarının belirli olmadığı, ekilip sürülmediğinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu bulgulara rağmen 12.06.2023 tarihli keşfe refakat eden ziraat mühendisleri bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise bu kez hakkında davanın kabulüne hükmedilen ve teknik bilirkişi raporunda (A), (B), (B1), (B2), (B3), (B4), (C), (C1), (C2), (C3), (C5), (C6), (E), (E1) harfleriyle gösterilen bölümlerin mera vasfında olmadığı, özel mülkiyete konu tarla ve çayır vasıflı taşınmazlardan olduğu yönünde tespite yer verilmiştir. Hal böyle iken, toplanan delillere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin niteliği ve vasıfları hususunda çelişki oluştuğu halde bu yön üzerinde durulmadan sonuca gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme sonucunda hüküm kurulamaz.
3. Doğru sonuca varılabilmesi için taşınmazı kapsayan memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğraflarının tamamı getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından aynı köy ve komşu köylerin halkından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile öğretim üyesi seviyesinde Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünden üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulu ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, nizalı bölümlerin kamu orta malı mera niteliğinde olup olmadığı, sınırlarında zamanla mera parseli yönünde genişleme olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, özellikle mahkeme hakiminin taşınmaza ilişkin ayrıntılı gözlemi tutanağa aynen aktarılmalı; üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmazın öncesinin mera niteliğinde olup olmadığını, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, çekişmeli taşınmaz kısımların mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, taşınmazın öncesini ve mevcut niteliğini açıklayan, önceki tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporları arasında hasıl olan çelişkiyi de irdeleyecek şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisine dosya kapsamında yer alan stereoskopik hava fotoğrafları ile uydu fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, mera vasfında olup olmadığının, mera niteliğinde değilse imar-ihyasına en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; fen bilirkişisinden ise keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verir kroki ve rapor düzenlemesi istenmeli; özellikle dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporlarının ölçekleri eşitlenmek suretiyle raporlar arasında hasıl olan çelişkinin sebebi araştırılmalı, yapılan araştırma ve inceleme sonucu taşınmazın öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde uzun süreli kullanım ile meranın toprak yapısının değiştirilmeye çalışılmasının mera özelliğini kaybettirmeyeceği ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağı gözetilmeli; dava konusu taşınmaz bölümlerinin kamu malı mera niteliğinde olmadığı sonucuna varıldığı takdirde zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece sayılan hususlarda inceleme yapılmadan eksik araştırma sonucunda karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre ise, eldeki davanın mera vasfıyla mahsus siciline kaydedilen taşınmaza yönelik tapu iptali ve tescili isteğiyle açıldığı anlaşılmasına karşın Mahkemece uyuşmazlığın tapusuz taşınmazın tescili davasına yönelik olduğuna dair tespiti de isabetli olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Oltu 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
06.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.