Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3518 K.2025/4926

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3518 📋 K. 2025/4926 📅 05.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3518 E.  ,  2025/4926 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/682 E., 2024/975 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/147 E., 2021/605 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının babasının ... mirasçısı olduklarını, Kahramanmaraş ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 70 97... ve 79 parsel sayılı taşınmazların 13 Kanuni sani 3 29... sıra numaralı tapu kaydı ve 19 37... tahrir numaralı vergi kaydı ile müşterek muris ... adına kayıtlı olduğunu, Kadastro Mahkemesinde aynı aileye ilişkin görülen davalarda tapu kayıtlarının uygulanamadığını bunun nedeninin taşınmazın tampon bölgede yer alması nedeniyle muhtarlıkça bildirilen mahalli bilirkişilerin taşınmazı bilememeleri olduğunu belirterek çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın veraset ilamındaki payı oranında davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların davalı tarafından imar-ihya edildiğini, bu nedenle kadastro tespiti sırasında adına kayıtlandığını, dayanak kayıtların dava konusu taşınmazları kapsamadığını, tapu kayıt maliki öleli 20 sene olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; davacının eski tapu kayıtlarına dayandığı, kök muristen kendi mirası hissesi oranında tapu iptali ve tescil istediği, 13 Kanuni sani 3 29... sıra nolu eski tapu kaydının çok daha geniş sınırları gösterdiği ve bu sınırların gayri muayyen olduğu, dava konusu parsellerden başka bu sınırlar içerisinde çok sayıda dava konusu edilmeyen taşınmazların bulunduğu, eski tapuya istinaden kimin hangi taşınmazı ne şekille kullandığı ve tasarruf ettiğinin ve yine bu sınırlarda kim adına tapu kayıtlarının oluşturulduğunun tespit edilemediği, 13 Kanuni sani 3 29... sıra nolu eski tapu kaydı uygulanarak oluşturulmuş ve dava konusu edilmemiş tapu kaydı bulunup bulunmadığının bilenemediği, keza eski yüz ölçümü birimlerine göre 1 atik dönümün 918,6 72... 'ye tekabül ettiği, 13 Kanuni sani 3 29... sıra nolu eski tapu kaydının yüz ölçümü ile 13 Kanuni sani 3 29... sıra nolu eski tapu kaydının sınırlarında kalan bu yöredeki taşınmazların toplam yüz ölçümleri arasında büyük farklılıklar olduğu ve 13 Kanuni sani 3 29... sıra nolu eski tapu kaydının sınırı tam ve noktasal olarak gösterilemediği, davacının davasını ispat edilemediği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının eski tapu kayıtlarına (13 Kanuni Sani 3 29... sıra no) dayanarak kök muristen kendi miras hissesi oranında tapu iptali ve tescil istediği, davacı ile davalı kök muris ... oğlu Hanifi mirasçıları olduklarından aktif husumet sorunu olmadığı, davacının dayandığı 13 Kanuni sani 3 29... sıra nolu eski tapu kaydının uygulandığı, mahalli bilirkişiler ile tespit bilirkişinin beyanları doğrultusunda 13 Kanuni sani 3 29... sıra nolu eski tapu kaydının oldukça geniş bir alanı kapsadığı, okuduğu sınırlar içerisinde davaya konu taşınmazların ve dava dışı 100'e yakın taşınmazın bulunduğu, okuduğu sınırların gayrı muayyen olduğu, eski tapu kaydının okuduğu geniş sınırlar dahilinde davaya konu taşınmazlar da bulunuyor ise de dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile tespit bilirkişinin beyanından, davacının veya kök murisinin bu taşınmazlarda herhangi bir zilyetliğinin bulunmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı,yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, çekişmeli taşınmazların kök muristen mirasçılarına intikal ettiğini, dava konusu taşınmazların tapu kaydının kapsamında bulunduğunu, taşınmazlar tapulu olmasalar dahi zilyetliklerinin kök muristen geldiğini, davaya konu mevkide bulunan tüm taşınmazların evveliyatı itibariyle kök murise ait olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, davaya konu taşınmazların bulunduğu alandaki taşınmazlarla ilgili dosyalarda davalıların kabul beyanları bulunduğunu, dosyaların getirtilip incelenmediğini, Mahkemece yapılan keşifte taşınmazların zilyetlik durumlarının tespit edilmediğini, aynı tapu kayıtlarına dayalı olarak açılan davalarda Bölge Adliye Mahkemesince kaldırma kararı verildiğini, yemin deliline dayanmalarına rağmen yemin teklifinde bulunup bulunmayacakları hususunun hatırlatılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro sonucu Kahramanmaraş ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 70 97... ve 79 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı, tapu kaydı ve vergi kaydına dayanarak dava açmış, çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiği iddiasında bulunmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de dayanak tapu ve vergi kayıtları mahallinde usulünce uygulanmamış, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süre ve niteliği kesin olarak belirlenmemiş, tanıklar usule aykırı olarak duruşmada dinlenmiş, davacının aynı tapu kaydına dayalı olarak açtığı davalar göz önünde bulundurulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için dayanak tapu ve vergi kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile varsa haritasıyla getirtilmeli, dayanak kayıtların revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüşlerse revizyon gördükleri parseller ile komşu parsellere ait onaylı tutanak örnekleri, tutanakları kesinleşmiş ise tapu kayıtları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve teknik bilirkişi huzurunda yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak keşifte; 3402 sayılı Kanun'un 20. maddesi göz önüne alınarak varsa harita uygulanmak suretiyle, haritasının bulunmaması halinde ise sınırlarına göre tapu ve vergi kayıtlarının kapsamı belirlenmeli, kayıtlardaki tüm sınırlar tek tek okunup yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle mahallinde uygulanmaya çalışılmalı, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, taşınmazlar üzerinde kimin hangi süreden beri hangi hukuki nedene dayalı olarak zilyet olduğu, taşınmazların taksime konu olup olmadıkları sorulmalı, uygulamada komşu taşınmazların kadastro tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı, keşifte gösterilen sınırlar teknik bilirkişiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı, teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, taraflar arasında benzer mahiyette dosyalar bulunup bulunmadığı belirlenerek bu dosyalar da göz önünde bulundurularak toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.