Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/5321 K.2025/4852

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/5321 📋 K. 2025/4852 📅 03.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/5321 E.  ,  2025/4852 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2006/317 E., 2021/47 K.
... (Ankara) 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekili ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde; kadastro sonucunda Ankara ili, ... ilçesi, ... (...) köyünde bulunan 201 parsel sayılı taşınmazın kendilerinin de mirasçısı olduğu ... oğlu ... adına tespit edildiğini, daha sonra sahte olduğu tespit edilen isim düzeltmeye ilişkin Mahkeme kararı ve sahte veraset ilamları sonucu taşınmazın el değiştirdiğini, son olarak taşınmazın davalı adına satış suretiyle devredildiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalı adına tapu kaydının iptali ile miras payı oranında davacılar adına tescilini talep etmiştir.
2. Asli müdahil Hazine vekili müdahale talepli dilekçesinde; dava konusu 201 parsel sayılı taşınmazın ölü olduğu belirtilmek suretiyle ... oğlu ... adına tespit edildiğini, kayıt malikinin mirasçısız olarak öldüğünün tespiti için dava açtıklarını, Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/1118 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını; aşamada ise kayıt malikinin tek mirasçısının Hazine olduğunun mahkeme kararıyla anlaşıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, yargılama sırasında, taşınmazı iyi niyetle edindiğini, yapılan sahteciliklerden haberi olmadığını ve taşınmazın bedelini ödeyerek satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 22.03.2005 tarihli ve 2003/975 Esas, 2005/242 Karar sayılı kararıyla; sahte veraset ilamı ve buna dayanılarak çıkarılan vekaletname ile işlem yapıldığı, kayıt maliki davalı ...'nın ilk el olduğu, Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi gereğince yapılan hukuki işlemin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle 201 parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ... adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuş olup Dairenin 05.04.2006 tarihli ve 2006/1643 Esas, 2006/3685 Karar sayılı kararıyla, ölü olduğu anlaşılan kişi adına tescil kararı verilmesinin doğru olmadığı, ketmi verese olgusunun bulunup bulunmadığının anlaşılabilmesi için kayıt maliki ... adına hasımlı veraset ilamı alınması, böylece davacılar ile kayıt maliki arasında irs bağlantılarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin; yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/2. maddesi uyarınca davacı vekiline tamamlanması gereken gider avansının nelerden ibaret olduğu ve tamamlanmaması halinde hukuki sonuçların ne olacağının açıkça belirtilmesine rağmen davacı tarafça süresinde gider avansının tamamlanmadığı gerekçesiyle HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyanın öncelikle işlemden kaldırılması ya da duruşmaya gelen taraflara masrafı tamamlamak isteyip istemediklerinin sorulması gerektiğini, 6100 sayılı Kanun'a göre değil 1086 sayılı Kanun'a göre işlem yapılması gerektiğini, bu işlemler yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de yüksek olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararında Hazinenin fer'i müdahil olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu, gider avansının süresinde yatırılması için asli müdahile de süre verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın kayıt malikinin son mirasçısının Hazine olduğuna dair veraset ilamının da geçerliliğini koruduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil (sahtecilik) hukuki nedenine dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ... Mahallesi 201 parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ... adına tapulama suretiyle 21.12.1953 tarihinde tescil edildiği; Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.1975 tarihli ve 1975/811 Esas, 1975/849 Karar sayılı kararıyla ... oğlu ... adının ... oğlu ... olarak düzeltilmesine karar verildiği, 06.11.2000 tarihinde ismin düzeltildiği; 07.11.2000 tarihinde iştirak halinin refi suretiyle mirasçıları adına intikal işleminin yapıldığı; mirasçılar ..., ..., ..., ..., ... adına vekilleri ...'nin dava konusu taşınmazı 07.11.2000 tarihinde davalı ... adına satış suretiyle devrettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafa verilen kesin süre içinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı HMK’nın 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de bu değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 1086 sayılı HUMK'da yer almayan "gider avansı" alınması uygulaması, hukuk yargılamamıza 6100 sayılı HMK'nın 114/g ve 120. maddeleri ile getirilmiş ve bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. HMK'nın 120/1. maddesi uyarınca gider avansı, dava açılırken ödenmek zorundadır. Davanın başlangıcında ödenen avansın yargılama sırasında eksilmesi ve kalan avansın yeterli olmadığının anlaşılması halinde, Yasa'nın 120/2. maddesi uyarınca kesin süre verilerek eksikliğin tamamlanması gerekmektedir.
Gider avansı, davanın açılması sırasında ödenmesi gereken bir avans olmakla, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce ve 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte bulunduğu dönemde açılan davalarda gider avansı söz konusu olamayacağı için, başlangıçta dava şartı olmayan gider avansının, HMK'nın 120/2. maddesi uyarınca yargılamanın devamı sırasında tamamlatılmasından da söz edilemez. Başka bir anlatımla, 1086 sayılı HMUK hükümlerinin yürürlükte bulunduğu dönemde açılan davalarda, 6100 sayılı HMK'nın 114, 1 15... . maddelerinde yer alan gider avansına ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu tür davalarda ancak, koşulları bulunduğu takdirde HMK'nın 324. maddesinde düzenlenen delil avansı hükümlerinin uygulanması mümkün olacaktır. Nitekim HGK'nın 12.12.20 12... /1170 Esas, 2012/1172 Karar sayılı içtihadında, uyuşmazlığa konu davanın, 1086 sayılı HUMK'un yürürlüğü döneminde açılmış ve tahkikat aşamasına geçilmiş bulunması halinde, gider avansı istenemeyeceği; koşullarının bulunması halinde HMK'nın 324. maddesi uyarınca delil avansı istenebileceği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, "gider avansı"nın kesin süre içinde ödenmemesinin sonucu, dava şartı nedeniyle "davanın usulden reddine" karar verilmesi; "delil avansı"nın kesin süre içinde ödenmemesinin sonucu ise "delil avansına konu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılma"dır. Her iki sonucun da gerçekleşebilmesi için mahkemece, ilgili tarafa verilen kesin sürenin gider avansına mı yoksa delil avansına mı ilişkin olduğunun belirtilmesi ve kesin süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak ihtar edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda dava, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden önce 08.04.2003 tarihinde açılmış ve tahkikat aşamasına geçilmiştir. Mahkemece, 24.11.2020 tarihli 54. celsede, gider avansının süresi içinde ikmal edilmemesi halinde davanın usulden reddine karar verileceği ihtar edilmiş, bilahare eksik gider avansı ikmal edilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, HMK yürürlüğe girmeden önce açılan ve tahkikat aşamasına geçilen davalarda, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olmayan HMK'nın gider avansına ilişkin 114, 1 15... . maddeleri hükümlerinin uygulanması mümkün bulunmadığından; mahkemenin, gider avansına ilişkin kesin süre vermesinde ve davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine dair hüküm tesis etmesinde isabet bulunmamaktadır.
Hâl böyle olunca; eldeki dava 1086 sayılı Kanun zamanında açılmış olduğuna ve tahkikat aşamasına geçilmiş bulunduğuna göre bu dosyada sadece delil avansı istenebileceği, gider avansı istenemeyeceği nazara alınarak hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca davanın esasına ilişkin araştırma ve inceleme yapılarak, toplanıp değerlendirilecek delillerin sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Diğer yandan, Hazinenin davada asli müdahil olarak yer almasına rağmen karar başlığında fer'i müdahil olarak gösterilmesi de doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ve asli müdahil Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Temyiz eden asli müdahil Hazine 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Peşin yatırılan harcın temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın ... (Ankara) 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.