Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/4846 K.2025/4760

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4846 📋 K. 2025/4760 📅 03.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/4846 E.  ,  2025/4760 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1836 E., 2024/1342 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/678 E., 2023/567 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Ankara ili, ... ilçesi, .... Mahallesi çalışma alanında yer alan 2 17... parsel sayılı taşınmazın 775 sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca davacı Kooperatife bedeli karşılığında tahsis edildiğini, 09.04.2014 tarihinde davalı tarafından 25.03.2014 tarih, 6225 sayılı mükerrer taşınmaz kayıtları konulu bir yazı tebliğ edildiğini, ilgili Yasa hükümleri uyarınca davacının tüm yükümlülüklerini yerine getirerek taşınmazın hak sahipliğine ilişkin senedi davalı Kurumdan yıllar önce aldığını, iyi niyetli olduğunu, tahsisi yapan kurumun TOKİ olduğunu ileri sürerek 2 17... parsel sayılı taşınmaz kaydındaki mükerrerlik şerhinin terkini ile mülkiyetinin davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Tapu Müdürlüğüne izafeten Hazine vekili, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, zamanaşımı ve husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, husumetin Tapu Müdürlüğüne karşı yöneltilmesinin doğru olmadığını, davanın 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi kapsamında kaldığından Kadastro Mahkemelerinin görevli olduğunu, İdarenin yapmış olduğu işlemin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili; dava konusu 2 17... parselin... Gecekondu Önleme Bölgesi alanında kaldığından uygulama imar planının Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü tarafından onaylandığını, davalı Belediyenin herhangi bir işlemi bulunmadığını, Belediyeye husumet yöneltilemeyeceğini, iddia edildiği gibi mükerrerlik şerhinin bulunması halinde Belediyenin sorumlu olmaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili; davalı yönünden açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.03.2021 tarih, 2014/1 98... /81 Karar sayılı kararı ile; 2 17... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 05.03.20 14... yevmiye nolu işlem ile işlenen "bu parselde ...parseli ile mükerrerlik vardır" şerhinin terkinine karar verildiği, kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 07.11.2022 tarih, 2022/609 Esas, 2022/1427 Karar sayılı kararı ile; kayıtlardan biri iptal edilmediği sürece mükerrer olan kaydın devri halinde Hazinenin sorumlu olabileceği, şerhin varlığında her iki tarafın hukuki menfaati olduğu, mükerrer olan kaydın iptali gerçekleşmeden şerhin kaldırılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı; davanın, mükerrer kaydın iptali davası olduğu, taşınmazın kök kaydı olan 454 sayılı parsele ait tesis kadastro tutanağı getirtilerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda mükerrer kaydın iptali talebi ile ilgili bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; 2 17... (eski 454) parsel sayılı taşınmazın, 878 parsel sayılı kamu orta malı niteliğindeki taşınmaz ile binmeli olan ve 08.06.2016 tarihli fen raporu ekindeki krokide taralı olarak gösterilen 442, 88... 'lik kısmının Ankara ili, ... ilçesi, ...-... Mahallesinde kain 878 parsel sayılı kamu orta malı niteliğindeki taşınmazdan terkinine, bu kısım yönünden davacıya ait Ankara ili, ... ilçesi, ...-... Mahallesinde kain 2 17... (eski 454) parsel sayılı taşınmaz üzerindeki hakların aynen devamına, dava konusu taşınmazlardaki mükerrerliğin bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; meraların mülkiyet hakkının Hazineye, kullanım hakkının ise ilgili köy ya da belediye tüzel kişiliğine ait olduğu, ilçe belediye başkanlığı ve büyükşehir belediye başkanlığının davaya dahil edilerek yargılama yapılmasının doğru olduğu, 878 sayılı parselin 1971 yılında, davacı parselinin geldisi olan kök 454 sayılı parselin ise ...parselinin oluşumundan önce 766 sayılı Yasa'ya göre kadastro tutanağının düzenlendiği, 1971 yılı ...Haritasında gösterilen 878 nolu ...parselinin, kadastro parseli olan 454 sayılı parsel dikkate alınmadan sınırının hatalı olarak belirlendiği, hatalı belirlenen sınırın da davacı tarafa ait 2 17... sayılı parselle mükerrerlik oluşturduğu, Mahkemece bilirkişi raporlarına uygun olarak taşınmazın gerçek sınırları belirlenerek mükerrerliğin giderilmesi yönünde hüküm kurulduğu gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun, HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 875, 877, 8 78... sayılı ...parsellerinin... Köyü Tüzel Kişiliği adına ...olarak tahsis edildiğini, tahsisin de 15.10.1971 tarihinde bu karara uygun olarak haritaya işlendiğini, miktarlarının tablendikatif tablosunda gösterildiğini ancak 878 sayılı ...parselinin tapulama paftalarına işlenmemiş olması nedeniyle Hazine tarafından tescil harici alan gibi işleme tabi tutularak yeni parsel numarası verilmek suretiyle tahsis ve tescil yapıldığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22-a uygulaması ile mükerrer tescil oluştuğunu, davacının maliki olduğu taşınmazın davacı adına tapu kaydında bir sınırlandırma olmaksızın tescil edildiği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verildiğini, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, eksik inceleme ve araştırma ile hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı Belediyenin herhangi bir işlem tesis etmemesine rağmen harç ve diğer ödemelerin taraflarına yüklenmesinin doğru olmadığını, hükümde ödeme kalemlerinin her birinin farklı davalılardan tahsil edildiğini, kararda hangi davalı aleyhine hüküm kurulduğunun da açık olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 2 17... parselin... Gecekondu Önleme Bölgesi alanında kaldığından uygulama imar planının Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü tarafından onaylandığını, davalı Belediyenin herhangi bir işlemi bulunmadığını, Belediyeye husumet yöneltilemeyeceğini, iddia edildiği gibi mükerrerlik şerhinin bulunması halinde Belediyenin sorumlu olmaması gerektiğini, Belediyenin davaya dahil edilmesinin doğru olmadığını, yargılama giderlerinin davalı aleyhine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme kurulunun 18.09.2025 tarihli kararına göre dava, 26.01.1963 tarihinde hükmen Hazine adına tescil edilen 454 sayılı parselin gittisi olan dava konusu 2 17... parsel sayılı taşınmazın 442, 88... 'lik kısmının, 08.11.1971 tarihli ... Komisyonu kararıyla ihdasen oluşturulan ve özel siciline kaydedilen 878 sayılı ...parseli ile mükerrer olduğu (çifte tapu) iddiasına dayalı şerhin terkini istemine ilişkin ilişkindir.
Dosya içeriğinden; Ankara ili, ... ilçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan eski 454 parsel sayılı, 51.850,00 m² yüz ölçümlü taşınmazın 1955 yılında yapılan tapulama çalışmasında dava dışı kişi adına tarla vasfı ile tespit edildiği, tespite Hazine tarafından itiraz edilmesi üzerine ...4. Gezici Kadastro Mahkemesinin 06.07.1963 tarih, 1956/381 Esas, 1962/598 Karar sayılı kararı ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi ile 26.01.1963 tarihinde Hazine adına hükmen tescil edildiği, dosyadaki kayıtlardan 05.01.2004 tarihinde yapılan imar uygulaması ile taşınmazın bir kısmının 2 17... parsele gittiğinin belirtildiği, taşınmaz Hazine adına imar uygulaması ile kayıtlı iken 18.02.2010 tarihinde dava dışı TOKİ’ye devredildiği ve dava dışı TOKİ tarafından da 775 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın davacı Kooperatife 30.09.2013 tarihinde tahsisen temlik edildiği, ... Mahallesinde bulunan dava konusu 2 17... parsel sayılı taşınmazın 1.487, 00... yüz ölçümlü olarak ve arsa vasfı ile davacı adına kayıtlı olduğu; eski 454 parselin bitişiğinde bulunan ve 1955 yılında yapılan tapulama çalışmasında paftasında taşlık olarak tespit harici bırakıldığı anlaşılan kısmın ise 18 nolu ... Komisyonunun 08.11.1971 tarih, 95 sayılı ...norm kararı ile tespit harici olarak bırakılan 12.433, 55... alanın mutlak köy merası olduğu ve öteden beri köylüler tarafından kullanıldığı belirtilerek 878 sayılı ...parseli olarak özel siciline tescil edildiği ancak kadastro paftasına ...kararının işlenmediği, 878 sayılı ...parseli ile dava konusu taşınmazın birbirleri ile çakıştıkları belirtilerek 2 17... sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesine ''Bu parselde ...parseli ile mükerrerlik vardır.'' şeklinde şerh verildiği, aynı şekilde 878 sayılı ...parselinin beyanlar hanesine de ''Bu parselde mükerrerlik vardır.'' şerhinin işlendiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1000. maddesinin birinci fıkrasına göre her taşınmaza kütükte bir sayfa ayrılır. Bu hüküm uyarınca her taşınmazın tapu sicilinde yalnız bir sayfasının olması kuraldır. Tapu sicilinin güvenilirliğini sağlayabilmek için bir taşınmazın birden fazla sayfaya sahip olmaması gerekir. Bu sistem nedeniyle tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmazın tescil yoluyla yeniden tapuya bağlanması hukuken mümkün değildir.
Buna karşın bir taşınmaz için iki ayrı sayfa açılıp bunlardan biri başka bir kişi adına tescil edilir ise çifte tapunun varlığı ortaya çıkar. Mükerrer (çifte) tapu, bir taşınmaz hakkında kütükte çift sayfanın açılmış olması hâlidir. Bu durumda, birbirine aykırı iki ayrı bilgi içeren tapu kütüğü kendi içinde çelişkiye düşeceğinden, mükerrer olan yolsuz kaydın düzeltilmesi gerekecektir. Aksi hâlde, mükerrer kayıt olgusunun devam ettirilmesi Devletin doğru sicil oluşturma ilkesine aykırı olacaktır.
Somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın öncesinin ...olan yerlerden olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufunda olan bir yer iken imar-ihya suretiyle tescil edilen yerlerden olduğu gerekçesi ile dava kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise ... Komisyonunun 08.11.1971 tarih ve 95 nolu ...Norm kararı ile 878 nolu ...parselin oluşturulduğu ve özel siciline kaydedildiği, 878 sayılı parselin 1971 yılında, davacıya ait dava konusu 2 17... parselin geldisi olduğu belirtilen kök 454 parselin ise 878 sayılı ...parselinin oluşumundan önce 766 sayılı Kanun’a göre kadastro tutanağının düzenlendiği, 1971 yılı ...haritasında gösterilen 878 sayılı ...parselinin, kadastro parseli olan 454 sayılı parsel dikkate alınmadan sınırının hatalı olarak belirlendiği, hatalı belirlenen sınırın da davacı tarafa ait 2 17... sayılı parselle mükerrerlik oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan bu tespitlerin, dosyada yer alan eski 454 parsel sayılı taşınmazın kadastro paftası ve fen bilirkişisinin raporuna ekli kroki ile uyumlu olmadığı açıktır.
Şöyle ki, eski 454 parsel sayılı taşınmazın kadastro paftasındaki sınırları ile fen bilirkişinin mevcut imar uygulamasına göre düzenlendiği krokideki sınırlar çakıştırıldığında, dava konusu 2 17... parselin mükerrerlik teşkil ettiği belirtilen 442, 88... ’lik kısmının eski 454 parsel sınırları içine isabet etmediği, kararda da belirtildiği üzere 878 sayılı ...parseli sınırları içinde kaldığı görülmektedir. Bir başka ifade ile dava konusu 2 17... parsel sayılı taşınmazın mükerrer olduğu belirtilen 442, 88... ’lik kısmının 454 parsel sayılı taşınmazdan gelip gelmediği açıkça saptanmadığı gibi, 442, 88... ’lik kısmın, imar uygulaması sırasında 878 sayılı ...parselinden alınarak 2 17... parsele dahil edilip edilmediği de tespit edilmeden sonuca gidilmiştir.
Hal böyle olunca; öncelikle dava konusu 2 17... parsel sayılı taşınmazın ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm tedavül kayıtları ile taşınmazın oluşumuna esas imar uygulamasına dayanak belgelerin (encümen kararı, şuyulandırma cetveli vs.) temini ile dava dosyasına eklenmesi, ardından mahallinde yeniden keşif yapılarak dava konusu 2 17... parsel sayılı taşınmazın 878 sayılı ...parseli ile mükerrerlik teşkil ettiği belirtilen 442, 88... ’lik kısmının eski 454 parselden gelip gelmediği, imar uygulaması sırasında 878 sayılı ...parselinin tespit harici alan gibi değerlendirilerek imar uygulamasına dahil edilip edilmediği, 442, 88... ’lik kısmın eski 454 parselden veya 878 sayılı ...parselinden alınarak oluşturulup oluşturulmadığı hususu denetime elverişli bilirkişi raporu ile açıkça saptanarak sonucuna göre bir karar verilmesi; inceleme yapılırken 878 sayılı ...parselinin 05.09.2024 tarihinde yapılan ifraz işlemi ile kaydının kapatıldığı ve taşınmazın 5 02... , 60, 61... parsellere gittiğinin de gözetilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekillerinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalı Belediyelere iadesine, temyiz eden davalı ... harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.