Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3060 K.2025/4715
1. Hukuk Dairesi 2025/3060 E. , 2025/4715 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/206 E., 2023/679 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçesinde, 486 ve 494 parsel sayılı taşınmazların evveliyatında bir bütün halinde iken 1987 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında iki ayrı parsele dönüştüğünü, mirasbırakanları ... ..............ın bahse konu taşınmazlarda pay sahibi iken ölümü ile payların kendilerine intikal ettiğini, yaptıkları araştırmada dava konusu taşınmazların davalı Şirkete satıldığını öğrendiklerini, oysa ne mirasbırakanları ne de kendileri tarafından payların satış işlemine konu edilmediğini, devrin geçersiz olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazlarda intikal eden paylara ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı Şirket temsilcisi; bedeli karşılığında çekişme konusu taşınmazların satın alındığını, iddiaların asılsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.05.2018 tarih 2015/275 Esas ve 2018/222 Karar sayılı kararı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 22.01.2019 tarihli ve 2015/275 Esas, 2018/222 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 29.12.2022 tarihli ve 2021/5115 Esas, 2022/8653 Karar sayılı kararı ile “3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek, davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerektiği" belirtilip Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin 1988 ve 1990 tarihlerinde kesinleştiği, davanın kadastro öncesi sebebe dayanan tapu iptal ve tescil istemli olduğu, Kadastro Kanunu madde 12/3 gereği kadastrodan önceki sebebe dayanan davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, bu sürenin dava tarihinden önce dolduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek davalıya yapılan satışın yolsuz tescil olduğunu, dava konusu taşınmazların başında keşif icra edilmeden karar verildiğini, davalı Şirkete devir yapıldığı tarihte tapu kayıtlarının beyanlar hanesinde dava açıldığına dair açıklama bulunduğunu ve davalı Şirket temsilcisi tarafından bu haliyle taşımazın devralındığını, davalının TMK’nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağını belirterek ve re'sen görülecek nedenler ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu kaydının iptali ile tescil isteğine ilişkindir.
............................Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 486 parsel sayılı 20.019 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz tapu kaydına istinaden ¼ payı ... kızı ...adına, ¾ payı ...........oğlu ......... adına tespit edilmiş, ... ..............tarafından yapılan tespite itiraz Kadastro Komisyonu tarafından reddedilmiş, Komisyon kararının 30.06.1990 tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş, taşınmazın kadastro tutanağı 14.09.1990 tarihinde kesinleşmiştir. 494 parsel sayılı 27.200 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz tapu kaydına istinaden ¼ payı ... kızı ...adına, ¾ payı ............... oğlu .............adına tespit ve tescil edilmiş, taşınmazın kadastro tutanağı 02.02.1988 tarihinde kesinleşmiştir. Daha sonra taşınmazların davalı Şirkete Hüseyin oğlu Mehmet mirasçıları tarafından satış suretiyle 27.06.2011 tarihinde devredildiği anlaşılmıştır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.