Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4217 K.2025/4239

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4217 📋 K. 2025/4239 📅 06.10.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/4217 E.  ,  2025/4239 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/63 E., 2024/330 K.
İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı.....'in davacının babası, davalı ...'ın davacının kardeşi, davalı ...'nin ...'ın kocası olduğunu, davacının eşi..............le davalı ............ ...'in kavga ettiğini,...nin evde olmadığı dönemde davacının major depresyonda olmasından faydalanılarak davacıya ait 1 numaralı bağımsız bölümün önce davalı ...'a satış suretiyle devredildiğini, ...'ın da bu taşınmazı çok kısa bir süre sonra ...'a satış suretiyle devrettiğini, davacının işlem ehliyeti bulunmadığını ve % 40 iş gücü kaybı olduğunu, çalışmadığını, davacının içinde bulunduğu durumdan yararlanılarak kandırıldığını ileri sürerek davalı ... adına tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde 30.000 TL alacağın davalılar ..., ... ve .....................'den alınmasını talep etmiştir. Davacıya major depresyon teşhisi konulması nedeniyle 12.04.2006 tarihinde karısı...nin vasi olarak atandığı; sonrasında vasilik kararının kaldırılarak 16.04.2008 tarihinde davacının, babasının velayeti altına alındığı; davacıya 16.01.2013 tarihinde temsil kayyımı atandığı anlaşılmıştır.
II. CEVAP
1. Davalı ................cevap dilekçesinde; arsa sahibinin kendisi olduğunu, evi kendisinin yaptırdığını, taşınmazı davacıya satmadığını yalnızca oturması için verdiğini, davacının karısının evi terk etmesi üzerine davacının parasız kalması nedeniyle evi satmak istediğini kendisine haber verdiğini, bunun üzerine kızı davalı ...'ın evi satın aldığını, davacı ve karısının oğullarına bakmadığını, torununa da kendisinin baktığını, davacının karısı...nin zorlaması nedeniyle eldeki davanın açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılar ................ ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'ın dava konusu taşınmazı bedeli mukabilinde aldığını, davacının parayı elden aldığına dair imzalı belge bulunduğunu, davacının karısı...'nin 08.11.2004 tarihinde davacıya boşanma davası açtığını, sonrasında da eldeki davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı tapu kaydına güvenerek 27.000 TL bedelle satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.05.2009 tarihli ve 2005/172 Esas, 2009/216 Karar sayılı kararıyla; husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı ................'in aynı zamanda davacının velisi olduğu, kısıtlı ile vasi arasında menfaat çatışması bulunduğu gözetilerek davacıya temsil kayyımı atanmak suretiyle davanın görülmesi gerektiği belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 21.03.2017 tarihli ve 2010/535 Esas, 2017/50 Karar sayılı kararı ile; davacının eski vasisi olan eşi... ile uzun süredir birlikte yaşamadıkları, davacıya davalı babası ...ve annesi tarafından bakıldığı, yine davacının çocuğuna da davalı ...ve davacının annesi tarafından bakıldığı, davacının ve oğlunun ihtiyaçlarının, bakım ve gözetiminin davalı babası ...ve annesi tarafından karşılandığının kolluk araştırması ile anlaşıldığı, böylece davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; ehliyetsizlik ve hile hukuki nedenlerine dayalı olarak ayni hakkının zedelendiğini iddia eden davacının eldeki davayı ikame etmede hukuki yararının bulunduğu, böylece işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15.03.2022 tarihli ve 2020/156 Esas, 2022/80 Karar sayılı kararı ile, iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
E. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacının Mahkemece kendiliğinden Adli Tıp Kurumu Başkanlığına dosya ile sevk edilerek temlik tarihinde ehliyetli olup olmadığının Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 4. İhtisas Dairesinden alınacak bilirkişi raporu ile açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekiline 27.10.2023 tarihli ATK ön raporunda belirtildiği üzere davacının muayene olabilmesi için en son çekilmiş iki adet vesikalık fotoğrafın arkasını Mahkemeye teslim etmek üzere 2 hafta kesin süre verildiği, aksi halde ATK ön raporunda belirtilen eksiklik tamamlanamadığından bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre karar verileceği hususunun ihtar edildiği, davacı vekili tarafından süresinde eksikliklerin tamamlanmadığı, Mahkemece davacının zorla ATK'ya sevki sağlanamayacağı gibi en son çekilmiş iki adet vesikalık fotoğrafına da erişiminin mümkün olmadığı, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kendinin adli yardımla davacıya atandığını, yargılamanın İnegöl'de yürütüldüğünü, davacının ise davalıların yanında kaldığını bu nedenle kolluk vasıtasıyla davacının Adli Tıp Kurumu'na sevki gerektiğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali - tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 212 ada 20 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazın davacı adına kayıtlı iken 23.08.2004 tarihinde bizzat tamamını davalı ...’a, adı geçenin de 09.09.2004 tarihinde davalı ...’a satış yolu ile temlik ettiği, davacının ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenlerine dayalı olarak iptal tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğiyle eldeki davayı açtığı, yargılama sırasında Bursa 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.04.2006 tarihli ve 2005/1287 Esas, 2006/664 Karar sayılı karar ile davacının Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesine göre kısıtlanmasına ve eşi...’nin vasi olarak atanmasına karar verildiği ve vasinin yargılamaya katıldığı, aynı dosya üzerinden verilen 16.04.2008 tarihli ek karar ile davacının eşi...’nin vasiliğinin kaldırılmasına, davacının davalı babası ... ...’in velayeti altında bırakılmasına karar verildiği, Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.01.2013 tarihli ve 2012/343 Esas, 2013/22 Karar sayılı kararı ile davacı ...’e ...’in temsil kayyımı olarak atandığı, 24.02.2015 tarihli ek kararla davacıyı eldeki davada temsil etmek üzere kayyıma yetki verildiği, Bursa 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.06.2016 tarihli ek kararı ile de davacıya kardeşi ...in vasi olarak atanmasına karar verildiği, Mahkemece, davacının Adli Tıp Kurumu'na sevki için 2 adet vesikalık fotoğrafın davacı vekilinden istendiği, kesin süre içerisinde bahsi geçen eksikliğin giderilmemesi halinde eldeki delillere karar verileceğinin belirtildiği ve kesin süre içerisinde eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Dairenin 12.10.2022 tarihli bozma kararında, Mahkemece kendiliğinden Adli Tıp Kurumu Başkanlığına dosya ile sevk edilerek temlik tarihinde ehliyetli olup olmadığının Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 4. İhtisas Dairesinden alınacak bilirkişi raporu ile açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde bozma kararının gereği yerine getirilmeden karar verilme cihetine gidilmiştir.
3. Ehliyetsizlik iddiası kamu düzeni ile ilgilidir. Davada, temliki yapan ve adına tescil istenen davacının temlik tarihinde ehliyetsizliği iddia edildiğine göre ehliyetsizlik iddiasının re’sen dikkate alınması ve incelenmesi gerekir.
4. Türk Medeni Kanunu'nun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (11.6.1941 tarihli 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).
5. Somut olayda; davacı vekili, vasinin kısıtlıyı Adli Tıp Kurumuna götüremeyeceğini, bunu tek başına yerine getirmesinin olanaksız olduğunu belirtmesine rağmen, Mahkemece kolluk marifetiyle davacının Adli Tıp Kurumuna sevkinin sağlanabileceği gözetilmeden iddianın kanıtlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
6. Hâl böyle olunca; ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek önemine binaen öncelikle incelenmesi, tarafların delilleri eksiksiz toplandıktan, varsa davacıya ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kağıtları vs. istenildikten sonra bunlarla birlikte ve kolluk marifetiyle davacının Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi, akit tarihinde hukuki ehliyeti haiz olup olmadığı yönünde rapor alınması, işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığının belirlenmesi durumunda davanın kabulüne karar verilmesi; davacının ehliyetli olduğunun belirlenmesi halinde ise hile hukuksal nedenine dayalı isteğin değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
06.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.