Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/6864 K.2023/6850
1. Hukuk Dairesi 2022/6864 E. , 2023/6850 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/638 E., 2022/997 K.
DAVA TARİHİ : 27.11.2015
HÜKÜM/KARAR : Ret / Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/51 E., 2021/219 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; ... ili,... ilçesi, ...köyünde bulunan 106 ada 4 parsel sayılı taşınmazın eklemeli zilyetlikle birlikte 60 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız asli malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğunu, buna rağmen taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında yeğenleri olan davalılar adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş; 20.12.2021 tarihli dilekçesi ile iptal tescil talep ettiği kısmın taşınmazın 411,21 m2'lik kısmına ilişkin olduğunu beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya konu taşınmazın kuzeyinde bulunan taş duvarın yaklaşık olarak 50 yıl önce Hasan Oktay'ın babası tarafından yapılan bir duvar olduğunu, bu duvarın kendilerine ait olan 106 ada 4 parsel ile 106 ada 3 nolu parsel arasındaki kullanım sınırı olduğunu, davaya konu taşınmazın kuzeybatısında kendilerine ait erik ağacının babaları Bekir Oktay tarafından dikildiğini ve yıllardan beri bu erik ağacının meyvelerinin taraflarınca toplandığını, davaya konu taşınmazın güneyinde bulunan kadim duvarın babaları Bekir Oktay tarafından yapılan bir duvar olduğunu, taşınmazın kendilerine dedelerinden miras yolu ile intikal ettiğini, taşınmazın yıllardan beri kullanım şeklinin bozulmadığını, 280,00 m²'lik kısmın bu parselin kadim yol ile evleri arasındaki yola bağlantılarının bulunduğu alanda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Araç Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.10.2019 tarihli ve 2015/271 Esas, 2019/101 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın davacının mirasbırakanı İbrahim tarafından kullanıldığı, İbrahim’den sonra da davacı tarafça malik sıfatıyla kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Kaldırma Kararı
... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 17.03.2021 tarihli ve 2020/616 Esas, 2021/351 Karar sayılı kararıyla; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı, dava konusu taşınmazın evveliyatının ne olduğu, kimden kime kaldığı, kimin ne kadar zamandır kullandığı, özellikle tespit tarihi olan 2007 yılına kadar kimin zilyetliğinde olduğu ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü hususlarında somut bilgilerin alınmadığı, eksik inceleme ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, ayrıca davacı tarafından dava konusu 106 ada 4 parsel sayılı taşınmazın bir bölümüne yönelik olarak dava açıldığı halde, Mahkmece taşınmazın tamamı yönünden kabul kararı verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-a maddesi uyarınca kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar
Araç Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.12.2021 tarihli ve 2021/51 Esas, 2021/219 Karar sayılı kararı ile; mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu alanda davacı tarafın ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmadığı, davacı taraf lehine TMK'nın 713 üncü maddesinde ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesinde öngörülen olağanüstü zamanaşımı şartlarının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
D. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kadastro çalışmalarında mahalli bilirkişilerce taşınmaz başına gidilmeden tespit yapıldığını, tashih dilekçesi ile dava konusu taşınmazın 411,21 m2'lik kısmının iptali ile adına tescil edilmesinin talep edildiğini, Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen raporlar dikkate alınmadan hüküm verildiğini, kararın tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile çeliştiğini, yapılan keşfe, dinlenen taraf tanıkları ve mahalli bilirkişiler ile tespit bilirkişilerinin beyanlarına ve yer göstermek suretiyle yapılan tespitlere göre zilyetlik yönünden dava konusu taşınmazın evveliyatının davacı ...'in babası İbrahim Oktay tarafından yaptırılan ahır ve eklentileri ve bahçesi olduğunu, ondan oğlu davacı ...'a kaldığını, babasının ölümünden sonra da davacı tarafından ahır olarak kullanıldığını, ahırın eskimesi ve yıkılmasından sonra da davacı ...'in dava konusu yerin taşlarının ayıklanıp her yıl otlarının toplanarak ileride üzerine ev yapılmak üzere bahçe ve arsa olarak kullandığını, tespit tarihi olan 2007 yılına kadar dava konusu yerin davacının zilyetliğinde olduğunu ve zilyetliğe ara verilmediğini, davalıların ise dava konusu yere hiç bir zaman zilyet olmadıklarını, dava konusu 106 ada 4 parsel sayılı taşınmazın batı bölümünün yani davalının evinin bulunduğu 753,60 m²'lik kısmının vasıf değişikliği yapılmadan davalı adına, 106 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ifrazdan sonra geriye kalan 411,21 m² kısmının ise arsa vasfı ile ... adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
F. Gerekçe ve Sonuç
... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 23.06.2022 tarihli ve 2022/638 Esas, 2022/997 Karar sayılı kararıyla; mahallinde yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi, davacı ve davalı tanık beyanları, teknik bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı tarafın ekonomik amaca uygun olarak kadastro tespit tarihine kadar 20 yılı aşkın zilyetliğinin bulunmadığı, davacı tarafın malik sıfatıyla zilyetliğini ispat edemediği, kadastro tespit tutanağının aksinin sabit olmadığı ve kadastro tespitinin doğru yapıldığı sonucuna varıldığı, İlk Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf dilekçesindeki taleplerinin tekrarı ile kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190 ıncı maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı ve 713/1 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
... ili,... ilçesi, ...köyünde 2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucu 106 ada 4 parsel sayılı 1.164,81 m² yüz ölçümlü taşınmaz ceddinden intikalen, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle ahşap ev ve arsa vasfı ile 1/2’şer paylarla davalılar ... ve ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 189,15 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Harç :
Onama Harcı : 269,85 TL
Peşin Harç : - 80,70 TL
A.G.H : 189,15 TL