Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/5407 K.2023/6834
1. Hukuk Dairesi 2023/5407 E. , 2023/6834 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/428 E., 2022/517 K.
DAVA TARİHİ : 02.02.2011
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.09.2023 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen tereke temsilcisi ... gelmedi. Yokluğun duruşmaya başlandı. Gelen vekilin ve asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler geri çevirme kararı ile getirilen evrakla birlikte incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; mirasbırakan babası ...’ın Beyoğlu 32. Noterliğinin 30.04.2001 tarih ve 12441 yevmiye nolu vekaletnamesi ile adına kayıtlı tüm taşınmazların satışına ilişkin olacak şekilde davalı oğlu ...’ı vekil tayin ettiğini, mirasbırakanın ölümünden son 15 gün öncesinde hastanede yoğun bakım ünitesine alındığını ve 21.05.2010 tarihinde öldüğünü, vekil Hami'nin ise mirasbırakanın ölüm tarihinde çekişme konusu 388 ada 25 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakana ait 940/35480 payı diğer davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, ayrıca temlikin mirastan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını, mirasbırakana herhangi bir satış bedeli ödenmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar; mirasbırakan Osman’ın davalı ... ile bir çok yakını ve komşusuna borcu olduğunu, mirasbırakanın ...’e olan borçlarının karşılığı olarak dava konusu taşınmazın davalı ...’e satışının yapılmasını istediğini, mirasbırakanın iradesine uygun olarak da vekil Hami tarafından temlik işleminin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.12.2012 tarihli ve 2011/49 Esas, 2012/ Karar sayılı kararıyla, temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairenin 15.04.2014 tarihli ve 2013/7534 Esas, 2014/7819 Karar sayılı kararıyla; "Davacı 02.10.2012 ve 20.12.2012 tarihli oturumlarda davasını terekeye iade istekli olarak açtığını beyan etmiş, Mahkemece de bu şekilde kabul edilerek taşınmazdaki payının mirasbırakan adına tesciline karar verilmiştir. Somut olayda, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olup dava dışı ortaklar bulunmaktadır. Hâl böyle olunca, davaya katılmayan diğer mirasçıların olurunun alınması ya da miras şirketine TMK'nın 640 ıncı maddesi uyarınca atanacak tereke temsilcisi aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir. Kabule göre de; kişiliğin ölümle son bulacağına ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 28 inci maddesi hükmü ve Devletin, bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek doğru sicile bağlama yolunda benimsediği genel ilke (dolu pafta sistemi) gözardı edilerek Mahkemece ölü kişi (mirasbırakan) adına tescile karar verilmiş olması isabetsizdir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vekil Hami’nin vekalet görevini kötüye kullandığı,davalı ...’in de vekil ile işbirliği içerisinde hareket edip kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde saklı pay oranında iptal-tescil isteminde bulunulduğunu, mirasbırakan ...’ın davalı ...'e olan borcuna karşılık, mirasbırakanın talep ve talimatı ile satış işleminin yapıldığını, mirasbırakan tarafından davalı oğlu ...’ye tüm taşınmazlarına ilişkin genel satış vekaletnamesi verildiğini, davalı ...’nin bu vekaletnameye dayanarak mirasbırakanın diğer taşınmazlarına da satma imkanı varken bunu yapmadığını, bu durumun dahi vekil Hami’nin iyi niyetli olduğunu gösterdiğini, davacı ile davalı ...’nin kardeşleri olan davalı tanıkları ... ve ...’nin , “ mirasbırakanın başka bir taşınmaz alımı nedeniyle borca girdiği, borcun büyük bir kısmının ...'den alındığı, söz konusu taşınmaz bedelinin ödenmesinin borç alınan paralar ile yapıldığı, bu taşınmazın alımı için davacı ...’nin mirasbırakana para vermediği, ...’den alınan borçların karşılığı olarak da dava konusu taşınmazın devrinin yapıldığı “yönünde beyanda bulunduklarını, Mahkemece, davada menfaati olan bu tanıkların beyanlarına itibar edilmemesinin doğru olmadığını, davacı tanık beyanlarının ise davacı iddiaları ile örtüşmediğini, mirasbırakan ...’ın dava dışı 8803 ada 5 parsel sayılı taşınmazı 14.06.2001 tarihinde ...dan satın aldığını, satış bedelinin bir kısmını peşin ödediğini, kalan satış bedeli için ise üç adet senet verdiğini ve taraflar arasında protokol düzenlendiğini, Mahkemece bu senet ve protokollerin değerlendirmeye alınıp tartışılmadığını, mirasbırakanın bu senetleri ödeyebilmek için davalı ...’den borç aldığını, dava konusu taşınmazın hisseli olması nedeniyle değerinde satılamadığını, ...’den alınan borcun karşılığı olarak da dava konusu taşınmazdaki mirasbırakan ait payın davalı ...’e devredildiğini, dava dışı kardeşlerin eldeki davaya muvafakat vermediklerini, miras şirketine tereke temsilcisi atanmış olmasının davanın görülebilirlik koşulunu sağlamayacağını, davacının davasının saklı payına ilişkin olduğunu, ancak davacı tarafça 02.10.2012 ve 20.12.2012 tarihli oturumlarda terekeye iade talebinde bulunulduğunu, bu durumun davanın tamamen ıslahı niteliğinde olduğunu, davacı tarafça usulüne uygun ıslah yapılmadığını, bu durumda ıslahtan önceki hali ile davaya devam edilip ilk talep gibi sadece davacının payı oranında karar verilmesi gerektiğini, ilk hükümde davanın muris muvazaası, ikinci hükümde ise vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı iptal-tescil isteği olarak nitelendirildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece talepten fazlasına karar verildiğini, iddianın ispat edilemediğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 506 ncı maddesi,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023 ve 1024 üncü maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde, hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında ve özellikle Gaziosmanpaşa 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.12.2010 tarihli 2010/2221 Esas, 2010/2572 Karar sayılı mirasçılık belgesindeki payları oranında Osman Arslan mirasçıları adına tescil kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 57.790,26 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,
Temyiz edilen tereke temsilcisi vekili duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
28.11.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.