Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1237 K.2025/3758

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1237 📋 K. 2025/3758 📅 17.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/1237 E.  ,  2025/3758 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1108 E., 2023/1484 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Almus Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/34 E., 2023/45 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli olarak ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin değer yönünden reddine karar verildikten sonra temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; Tokat ili, b.... ilçesi, .... köyünde bulunan 1 28... parsel sayılı taşınmazın 500 yıldan beri zilyetlik, satın alma ve taksim suretiyle atalarından kendisine intikal ettiğini ve taşınmazın kendisine ait olduğunu, taşınmazın bir kısmında ikamet ettiğini bir kısmının ise boşluk olduğunu, kendisinin taraf olmadığı bir yargılama sonucunda Tokat Kadastro Mahkemesinin 2013/44 Esas sayılı dava dosyasında verilen karar sonucunda çekişmeli taşınmazın davalı Köy Tüzel Kişiliği adına tescil edildiğini, Köy Tüzel Kişiliğinin kendisini evinden çıkarmak istediğini belirterek Köy Tüzel Kişiliğinin taşınmaza müdahalesinin men'i ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, çekişmeli taşınmazın Kadastro Mahkemesi kararı sonucunda davalı Köy Tüzel Kişiliği adına tescil edildiğini, davada kesin hüküm bulunduğunu, söz konusu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını, davanın süresinde açılmadığını, davacı ...'in kardeşi Kadir Temel ile birlikte kesin hüküm teşkil eden davaya müdahale talebini içerir dilekçe sunmuş olmasına rağmen dosyanın geçirdiği safahat nedeniyle sehven davacının isminin yazılmadığını, davacının davayı açmakta iyi niyetli olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
Almus Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.09.2017 tarih ve 2017/32 Esas, 2017/95 Karar sayılı kararıyla; davada kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 07.12.2017 tarih ve 2017/1061 Esas, 2017/1083 Karar sayılı kararı ile; davada kesin hüküm şartlarının bulunup bulunmadığı hususunun anlaşılamadığı açıklanarak davada kesin hüküm teşkil ettiği belirtilen Kadastro Mahkemesi dosyası eksiksiz olarak getirtildikten sonra buna göre bir değerlendirme yapılması gereğine değinilip İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, dosya Mahkemesine gönderilmiştir .
Gönderme kararı sonrasında; İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, dava konusu taşınmazın büyükbabası ... ... kalıp miras paylaşımında diğer mirasçıların da onayıyla kendisine verildiği iddiasıyla taşınmazın kendi adına tescilini talep ettiği, dava konusu taşınmaz hakkında 2007 yılında kadastro tutanağı düzenlendiği, muris ... ... ölüm tarihine göre TMK'nın 701. maddesi hükmü gereğince terekesinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, davacı paylaşım iddiasına dayanmış ise de bu iddiasını ispatlayamadığı, dava konusu 8 parsel sayılı taşınmazın ... .... sağlığında oğlu ... kullanımına bırakıldığı, Himmet'in ölümünden sonra da aralarında davacı ...'ın da bulunduğu çocukları tarafından kullanılmaya devam edildiği. Davacının dava konusu 8 parselin ... .... vefatından sonra .. ... diğer mirasçılarının onayıyla kendisine verildiğine dair paylaşım iddiasını ispatlayamadığı ve davacının kullanımının tereke adına olup taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre mirasbırakanın diğer mirasçıları adına da sürdürülmüş sayılacağı, mirasçılardan biri veya bir kısmının tek başına adına tescil isteyemeyeceği ve tüm mirasçılar adına tescil istenilmediği için dışarıda kalan mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya miras ortaklığına temsilci tayini yoluyla da davanın yürütülmesinin mümkün olmadığı, davacının terekeye karşı 3. kişi konumunda bulunan davalı Köy Tüzel Kişiliği aleyhine açılan davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; çekişmeli taşınmazın davacının murisi Mehmet'in zilyetliğinde iken vefatı üzerine mirasçıları arasında yapılan taksim neticesinde taşınmazın kendisine kaldığını ve zilyetliğinde olan taşınmaz olduğunu ispat edemediği gibi, çekişmeli taşınmazın köy hizmet malı niteliğinde olup zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden de olmadığı gerekçesi ile Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın öncelikle husumete ilişkin karar ve işlemlerin yanlışlığı gerekçesiyle bozulması gerektiğini, davacının zilyetliğinin malik sıfatı ile olduğunu, delillerinin incelenmediğini ve değerlendirilmediğini, dosyada bulunan yazılı belgeler ile mahalli bilirkişilere vaki delile dayalı itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, Yerel Mahkemenin ve Bölge Adliye Mahkemesinin taşınmazın köy hizmet malı olduğu yönündeki gerekçelerinin yerinde olmadığını, davacının davaya konu taşınmazın malik ve zilyedi olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile hukuka aykırı olarak karar verildiğini, davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken taraf sıfatı yokluğundan reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davada kesin hüküm bulunduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını ve zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, kesin hükme konu karara sehven davacının isminin yazılmadığını, davacının dava açmakta iyi niyetli olmadığını, Yerel Mahkeme kararına karşı yapmış oldukları istinaf neticesinde istinaf taleplerinin incelenmeden ve değerlendirilmeden karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir .
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
20.11.2007 tarihine yapılan kadastro sonucu; Tokat ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 28... parsel sayılı 238,86 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ve dava konusu taşınmazda tekke dedesi olarak görev yapanların ikamet ettikleri belirtilerek ahşap ev ve arsa vasfı ile ... Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiş, Kadastro Mahkemesi kararı sonrasında ... Köy Tüzel Kişiliği adına kayıtlanmıştır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davada kesin hüküm bulunmadığı anlaşıldığına göre davacı vekili ve davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80'er TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı ve davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.