Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3176 K.2025/3770

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3176 📋 K. 2025/3770 📅 17.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3176 E.  ,  2025/3770 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/117 E., 2023/187 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, dava dışı arkadaşı ... ... davalı ...'a olan 25.000,00 TL'lik borcuna kefil olduğunu, arkadaşı borcu ödeyemeyince, davalı ...'in borca kefil olan davacıdan teminat istediğini, bunun üzerine davacının süre kazanabilmek amacıyla ... talebi doğrultusunda diğer davalı ...'a taşınmazın satışına dair düzenleme şeklinde vekaletname verdiğini, bu vekaleti vererek 3 ay süre alan davacının kendilerine verilen süre bitmeden borcun bir kısmını ödeyerek ek süre alabilmek için ... ulaşmaya çalıştığını ancak ulaşamadığını, sonrasında davalı ...'ın vekaletten birkaç gün sonra taşınmazı diğer davalı ...'e devrettiğini, ... de borç ödenirse tapuyu iade edebileceğini söylediğini davacıya bildirdiğini, borcu ödemek için gerekli parayı tedarik eden müvekkilinin yaklaşık 2 ay boyunca davalı ...'in parasını alarak tapuyu devretmesini beklediğini, ancak çabalarının sonuçsuz kaldığını, davalıların davacının zor durumdan faydalanarak onu hileli davranışlar ile aldatıp kendilerine yarar sağladıklarını, vekaletin veriliş amacına ve müvekkilinin iradesine aykırı kullanıldığını belirterek Ankara ili, ... ilçesi, .... köyü, 504 parselin 1/8 hissesinin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, tapu iptali ve tescil taleplerinin kabul edilmemesi halinde fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile hissenin rayiç değerinin vekil ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, davalı ...'a cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza ihtiyati tedbir konulması yönündeki talepleri kapsamında Tapu Müdürlüğünden alınan cevaptan taşınmazın 3. kişiye devredildiğini öğrendiklerini, bu aşamada davalarını tazminata dönüştürme zorunluluğu doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu taşınmaz hissesinin rayiç değeri belirlendikten sonra artırmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılar ... ve ... müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, 16.02.2023 tarihli ıslah ve beyan dilekçesinde özetle; tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde müvekkilinin taşınmazdaki hissesinin rayiç bedelinin tahsili talebi ile terditli olarak dava açtıklarını, dosyaya Tapu Müdürlüğünden gelen cevabi yazı ile taşınmazın 3. kişiye devredildiğini öğrendiklerini ve 28.12.2015 tarihli dilekçeleri ile fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla HMK'nın 107. maddesine göre dava değerin artırmak üzere hissenin rayiç değerinin tahsilinin talep edildiğini, davadaki taleplerinin hissenin rayiç bedelinin tahsili (munzam zarar) olduğundan zararın birliği ilkesi gereğince dava tarihinden sonraki dönem de nazara alınarak munzam zararının hesaplanması ve buna göre hüküm kurulması gerektiği belirtilerek ek rapor alınması talep edilmiş ise de bu taleplerinin reddedildiğini, taleplerini tekrar ettiklerini, taleplerinin kabul görmemesi halinde fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesinde 10.000,00 TL olarak talep edilmiş olan alacak taleplerini 96.527,88 TL artırarak 106.527,88 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsilini talep ettiklerini belitmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ve davalı ...'in 2012 yılı Nisan ayında birlikte müvekkiline gelerek davacının diğer davalı ...'e 25.000,00 TL borcu olduğunu, davacının 3 ay içinde bu borcu ödeyeceğini, borcun teminatı olarak davacının maliki olduğu 504 parsel sayılı taşınmazın 1/8 hissesini diğer davalı ...'e satmayı istediklerini ancak davacının bu işlemleri yürütmek için vakti olmadığını, şehir dışına çıkması gerektiğini, satış işlemlerini davacıya vekaleten yürütmesini, 3 ay içinde davacının borcunu geri ödemesi durumunda taşınmazın davacıya geri verileceğini, davacının borcunu 3 ay içinde ödememesi durumunda ise taşınmazın ... mülkiyetinde kalacağını belirttiklerini, müvekkilinin davacı ve diğer davalı ...'in bu isteği doğrultusunda 27.04.2012 tarihinde davacıdan aldığı vekaletname ile taşınmazın 1/8 hissesini ... satarak devrettiğini, davacının .. olan borcunu 3 ay içinde ödemediğini, dava tarihi itibari ile de ödemediğini, davacının taşınmazı geri isteme hakkının bulunmadığını, müvekkilinin tarafların iradelerine uygun olarak görevini yerine getirdiğini ileri sürerek müvekkili aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yalnızca tapu iptali ve tescil talebi yönünden müvekkiline yöneltildiğini, bedele yönelik davanın ise kısmi dava niteliğinde olduğunu ve yalnızca diğer davalı ...'a yöneltildiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmaz hissesini 02.10.2012 tarihinde sattığını, davanın açıldığı tarihte malik bile olmadığını, bu nedenle davanın müvekkili yönünden husumetten reddi gerektiğini, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin de geçtiğini, diğer yandan gerek davacının gerekse davalı ...'ın dilekçelerinde ileri sürdükleri hususların gerçeklerle bir bağlantısının olmadığını, müvekkilinin taşınmazı satın aldığı tarihte ne davacı, ne dava dışı ... .... ne de diğer davalı ... ile bir tanışıklığının olmadığını, dava konusu taşınmazın satılık olduğunun emlak komisyonculuğu yapan ... ve ... isimli kişiler tarafından müvekkiline söylendiğini, müvekkilinin birikimlerini değerlendirmek için yatırım amaçlı taşınmaz hissesini satın aldığını, müvekkilinin davacının vekili olarak satış yapan diğer davalı ...'ı ilk defa 30.04.2012 tarihinde tapuda gördüğünü, imza aşamasında müvekkilinin satış bedelini ödediğini, ... tapuda yapılan işlem haricinde bir daha görmediğini, müvekkilinin taşınmazı daha sonrasında 02.10.2012 tarihinde sattığını, müvekkilinin taşınmazı tapuya güven ilkesi çerçevesinde iyi niyetli olarak bedelini ödeyerek satın aldığını, tanımadığı bir kişi olan ... ... ile alacak borç ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin davalı ... ile aralarında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığı gibi kendisine ait iş yerinin de bulunmadığını, müvekkilinin bir dönem başkasına ait dolmuşlarda şoförlük yaptığını, sonrasında da EGO'da şoför olarak çalışmaya başladığını, halen de çalıştığını, davacının müvekkili hakkındaki iddiaların asılsız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.2016 tarih ve 2015/493 Esas, 2016/54 Karar sayılı kararıyla; davalının adresi tespit edildikten sonra dava açılmasının zorunlu olduğu, bu eksikliği mahkemelerin araştırma sureti ile tespit etme yükümlülüğünün bulunmadığı, HMK'nın 119/2. maddesinde öngörülen bir haftalık kesin süre içinde belirtilen eksikliğin tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 23.09.2019 tarihli ve 2016/10901 Esas, 2019/4768 Karar sayılı kararıyla; dava dilekçesinde davalıların adreslerinin yazılmadığı, Mahkemece tensip tutanağı ile bu eksikliği tamamlamak üzere davacı vekiline süre verildiği, verilen süre içerisinde davacı vekilinin davalılardan ...'ın MERNİS adresini bildirdiği, ancak diğer davalı ...'ın T.C. kimlik numarasını ve adresini tespit edemediklerini beyan ederek bu hususun Tapu Müdürlüğünden sorulmasını talep ettiğinin anlaşıldığı, hâl böyle olunca, Mahkemece aile nüfus kayıt tablosu getirtilerek Tapu Müdürlüğünden de sorulmak sureti ile davalı ...'in adresinin usulünce araştırılıp tespit edilerek bu adrese tebligat yapılması, adresin tespit edilememesi durumunda ise Tebligat Kanunu'nun "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adres olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır" hükmüne göre işlem yapılması, anılan yasal düzenlenmeler çerçevesinde davalı adresinin tespitiyle usulünce tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması, tarafların göstereceği delillerin toplanıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.04.2023 tarih ve 2020/117 Esas, 2023/187 Karar sayılı kararıyla; somut olayda davacı vekilinin, müvekkilinin dava dışı ... ... davalı ...'dan aldığı 25.000,00 TL borca kefil olduğunu, dava dışı Efrahim'in borcunu ödememesi üzerine davalı ...'in müvekkili adına kayıtlı dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, .... köyü, 504 parselin 1/8 hissesini borcun teminatı olarak talep ettiğini, dava konusu taşınmazı satması konusunda yanında çalışan diğer davalı ...'a vekalet verilmesini, borç süresinde ödenir ise vekaletten azli ile satış yetkisinin kaldırılabileceğini bildirdiğini ve müvekkilini ikna ettiğini, müvekkilinin davalı ...'in talebi doğrultusunda diğer davalı ...'a düzenleme şeklinde vekaletname verdiğini, müvekkilinin kefili olduğu borcu ödemek istediğini ancak davalıya ulaşamadığını, daha sonra davalı ... tarafından taşınmazın davalı ...'e devredildiğinin öğrenildiğini, taşınmazın davalı ...'in hileli davranışları sonucunda elinden alındığını ve davalı ...'ın vekalet görevini kötüye kullandığını iddia ederek tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat talebinde bulunduğu, davacının iddiasının ileri sürülüş biçimine göre davanın hile hukuksal sebebine dayalı olduğu, davacı tarafın dava konusu taşınmazı davalının hileli hareketleri sonucu davalıya tapuda bedelsiz olarak devrettiği iddiası ile tapu iptali ve tescile ilişkin iş bu davayı açtığı, dosyada bulunan tapu kayıtları ve ekinde bulunan resmi senetlerin incelenmesinde dava konusu taşınmazın 1/8 hissesinin davacı adına kayıtlı iken hissesinin tamamının davacı adına vekaleten davalı ... tarafından 10.000,00 TL bedelle davalı ...'e devredildiği, davacının hile ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasını ispatla yükümlü olduğu ve tanık dahil her türlü delille ispatlayabileceği, davacı tarafça süresi içerisinde tanık listesinin sunulduğu ancak tanık adreslerinin yetersiz olması nedeniyle davacı tarafa verilen ihtaratlı kesin süre içerisinde tanıkların adreslerinin bildirilmediği ve davacı tarafın tanıklarının dinlenemediği, davalı tarafça bildirilen tanıkların dinlenildiği, dinlenilen tanık beyanlarına göre davalı ... ile davacı arasında tanışıklık bulunmadığı, davalı ...'in taşınmazı emlakçı aracılığı ile bedelini ödeyerek devraldığı hususlarının beyan edildiği, hile ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının ispatı için davacı tarafça herhangi bir delil sunulmadığı ve iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin tanıklarını dinlemeden, davalının dinlettiği tanıkların beyanlarının çelişkili olduğunu dikkate almadan ve her iki davalının beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesine yönelik isticvap taleplerini reddederek davayı aydınlatmadan hatalı karar verdiğini, Mahkeme kararının dosya içerisindeki delillere aykırı olduğunu, davalı vekil Abdullah'ın vekalet ile verilen talimatlara aykırı davrandığını, müvekkilinin kefil olduğu borç 25.000,00 TL olmasına rağmen vekilin emsal bedel ile borç miktarı arasındaki tutarı da vekil edene ödemediğini, tüm bu hususların dosya kapsamından ve davalı ...'ın kendi beyanlarıyla sabit olduğunu, taşınmazın emsal bedeli ile devir bedeli arasında aşırı fark bulunduğunu, taşınmazı emsal bedelinin çok altında alan diğer davalı ...'in de iyiniyetli olmadığını, davalı ...'in ödemeyi kanıtlar bir delil de sunmadığı dikkate alındığında hakkın kötüye kullanılmasına imkan verilmemesi gerekirken çelişkili tanık beyanlarına itibar edilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davadaki taleplerinin hissenin rayiç bedelinin tahsili (munzam zarar) olduğundan dava tarihinden sonraki dönem de nazara alınarak munzam zararın hesaplanması ve hüküm kurulması gerektiği halde ek rapor alınmasına yönelik taleplerinin Mahkemece reddedildiğini, vekil aleyhine tazminata bile hükmedilmediğini, Mahkemenin yalnızca davalı vekili ve davalı tanıklarının beyanlarını dikkate alarak taraflı olarak karar verdiğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılmasını nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkin olup taşınmazın dava dışı 3. kişiye temliki nedeniyle istek bedele dönüşmüştür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Ankara ili, ... ilçesi, ... köyünde kain dava konusu 504 parsel sayılı 24.500 metrekare yüz ölçümündeki tarla vasıflı taşınmazın 1/8 hissesi davacı ... adına kayıtlı iken; davalı ...'ın davacı tarafından verilen dava konusu taşınmazı satış yetkisi içerir ..... 36. Noterliğinin 27.04.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnameye istinaden davacının taşınmazdaki 1/8 hissesinin tamamını 10.000,00 TL bedelle diğer davalı ...'a satış yoluyla temlik ettiği, ...'ın da dava konusu taşınmazı 02.10.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemle 50.000,00 TL bedelle dava dışı ... ... satış yoluyla devrettiği, taşınmazın dava konusu edilen 1/8 hissesinin dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, sonrasında 22.01.2019 tarihinde yapılan yenileme kadastrosu çalışmaları neticesinde taşınmazın 1 26... parsel olduğu anlaşılmıştır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 1.212,60 TL fazla alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.