Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/5000 K.2025/3729

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5000 📋 K. 2025/3729 📅 16.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2023/5000 E.  ,  2025/3729 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1634 E., 2023/1121 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/80 E., 2021/136 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının murisi ...'in mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak 1 32... parsel sayılı taşınmazı ile 137 41... parseldeki 17 nolu bağımsız bölümü ve 27 32... parseldeki 15 nolu bağımsız bölümü satış suretiyle kızı olan davalıya temlik ettiğini, satışlar gerçek olmadığı gibi murisin satışa da ihtiyacı olmadığını, satış bedelinin ödenmediğini, davalının alım gücünün bulunmadığını, satış bedelinin çok düşük kaldığını ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile 1/2 miras payı oranında davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı; iddiaların doğru olmadığını, 1997 yılından beri çalıştığını, iyi bir geliri olduğunu, 2007 yılında .. ilinde lahmacun ve pide salonu açtığını, 2008 yılına kadar işlettiğini, dava konusu taşınmazları alım gücünün bulunduğunu, murisin emekli maaşından başka gelirinin olmadığını, çalışmasından elde ettiği tüm geliri murise gönderdiğini ve murisin kendisi adına taşınmaz satın aldığını, şehir dışında olması nedeniyle taşınmazların muris adına tescil edildiğini, arsa vasfında gözüken taşınmaza kendisi tarafından bina yapıldığını, murisin ... .. ... Şubesindeki vadesiz hesabına kendisinin sürekli para yatırdığını, murisin kredi kartlarının ödemelerinin de kendisi tarafından yapıldığını, tüm tedavi giderlerini de karşıladığını, murisin davacı oğlu ile arasının iyi olduğunu ve oğlundan mal kaçırmasını gerektiren bir durumun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacının muris muvazaası iddiasına yönelik herhangi bir delil ibraz etmediği, işlemin sadece düşük bedelle yapılmış olmasının muvazaa iddiasını ispata yeterli olmadığı, davalının ise taşınmazların devrine ilişkin somut, makul ve gerçeğe uygun delillerinin mevcut olduğu, tüm tanık beyanları ile dava konusu taşınmazların davalının parası ile alındığının belirlendiği, murisin mal kaçırmak amacıyla devir yaptığının sabit olmadığı, davalının murise sürekli olarak para gönderdiği, murisin dava konusu taşınmazları alım gücünün bulunmadığı, davalının murisin bakımını üstlendiği, kazandığı parayı murise verdiği, davalının işi gereği murisin tedirgin olması nedeniyle taşınmazların idaresinin muriste olduğu, davacı ile muris arasında dosyaya yansıyan herhangi bir husumetin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacının tanık deliline dayanmakla birlikte yargılama sırasında tanıkların isimlerini bildirmediği, dinlenen davalı tanıklarının beyanlarında davalının gelirinin iyi olduğu, murisin davalının çalışmaya başlamasından sonra iyi gelire sahip olduğu ve dava konusu taşınmazları edindiği, taşınmazların alımına olan katkısı nedeniyle taşınmazları davalıya devredeceğini tanıklara söylediği, murisin bakımı ve tedavisi ile davalının ilgilendiği, TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddeleri uyarınca iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların bedelsiz devredildiğinin ikrar edildiğini, davacının da murise para gönderdiğini ancak karşılığında davacıya taşınmaz temlik edilmediğini, davalının savunmasının inançlı işlem kapsamında olduğunu, bu iddianın yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, dava konusu taşınmazlardan ikisinin intifa hakkının muriste olduğunu, bu hususun göz ardı edildiğini, temlikteki gerçek niyetin bağışlama olduğunu, resmi akitte geçen satış bedelleri ile taşınmazların gerçek değerleri arasında fark olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; muris ...’in 15.01.2019 tarihinde öldüğü, geride oğlu olan davacı ile kızı olan davalının mirasçı olarak kaldığı, murisin 1 32... parsel sayılı taşınmazın çıplak mülkiyetini 29.06.2009 tarihinde, 27 32... parseldeki 15 nolu bağımsız bölümün çıplak mülkiyetini 18.01.2016 tarihinde ve 137 41... parsel sayılı taşınmazdaki 17 nolu bağımsız bölümü 31.10.2016 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Davalı taraf duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.