Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1753 K.2025/3656

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1753 📋 K. 2025/3656 📅 15.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/1753 E.  ,  2025/3656 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/107 E., 2024/42 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; ... ili, ..... ilçesi, .... köyünde bulunan dava konusu 1 07... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu Ekim 1994 tarih, 4 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığını ileri sürerek tapu kaydına dayanılarak tapu iptali ve adına tescil isteğinde bulunmuş, yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişler, bilahare davacılar vekili ıslah dilekçesi ile; Ekim 1994 tarih, 4 sıra numaralı taşınmazın maliki olunduğu konusunda ihtilaf bulunmadığını, eldeki davada tapu kaydıyla davacı tarafa ait olan taşınmazın nerede olduğuna dair bir uyuşmazlığın söz konusu olduğunu, taşınmazın tespit edilmesi gerektiğini, bu nedenle davayı ıslah ederek taşınmazın fiili olarak bulunması, yerinin ve kim adına kayıtlı olduğunun tespitini talep ettiklerini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi; davanın süresinde açılmadığını, çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, Hazine adına tapulu taşınmazın zilyetlik yoluyla iktisap edilmeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemece; sübut bulmadığından davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 17.11.2021 tarihli ve 2021/4509 Esas, 2021/6864 Karar sayılı kararı ile; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yetersiz olduğu, davacının iddiasının dayanağı olan tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve varsa haritası ile birlikte dosya arasına getirtilmediği, tapu kaydının kapsamının mahallinde yapılacak uygulama ile usulünce belirlenmediği, komşu parsellerin kadastro tutanak suretleriyle varsa dayanağı olan belgeler ve tapu kayıtlarının getirtilerek yöntemince uygulanmadığına değinilerek dosya ikmal edildikten sonra teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, kaydın kapsamının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu edilen kadastro öncesi oluşturulan ve kadastro sırasında revizyon görmediği ileri sürülen tapu kaydının kapsadığı alanın tespiti talebine ilişkin olarak davacının idari yollara başvurabileceği veya bu konuda haricen tespit yaptırabileceği, İdareye başvurulması ya da eda davası açılması mümkün iken, aynı konuda tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, fen bilirkişi raporlarında ... adına kayıtlı tapu kaydının sınırları itibariyle 1 07... parsel ile uyuşmadığının ifade edildiğini ve taşınmazın bulunamadığının belirtildiğini, eda davası açabilmek için öncelikle tapunun fiili olarak tespit edilmesi gerektiğini, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne davacıların tapu kaydına ait yerin belirlenmesi ve tescili, tescilin mümkün olmaması halinde tapulu taşınmazın değerinin ödenmesi için başvuru yapıldığını, ancak İdare tarafından başvuruya konu taşınmazın uygulanamayan kayıtlar listesinde yer aldığı, Kurumca yapılacak bir işlem bulunmadığına ilişkin cevap verildiğini, mülkiyet hakkı ihlalinin taşınmazın tespit edilememesi nedeniyle halen devam ettiğini, hukuki belirliliğin sağlanması ve davacıların mülkiyet hakkını elde edebilmesi için Mahkeme kararına ihtiyaç duyulduğunu, ancak o halde taşınmazın doğru bilgileri ve tapuda kim adına tescil edildiğinin anlaşılacağını bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; kadastro öncesi tesis edilen tapu kaydının zeminde kapsadığı taşınmazın tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın Karamürsel 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.