Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3361 K.2025/3481
1. Hukuk Dairesi 2024/3361 E. , 2025/3481 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/29 E., 2024/1064 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/82 E., 2022/213 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; tapuda adına kayıtlı bulunan ... ada 18 parsel sayılı taşınmazdaki ... numaralı bağımsız bölümünün rayiç bedeli olan 390.000,00 TL üzerinden satışı konusunda dava dışı ... ile anlaşmış olduğunu, ancak ...'in, dava konusu olan bu taşınmazı hileli yollardan çok ucuza almak için davacının ailesiyle görüşmesini engellediğini, kendisini bir iş adamı olarak tanıttığını, ayrıca davacının deneyimsizliğinden faydalanarak tapuda satış miktarının anlaştıkları bedel olduğunu söylediğini ve hatta tapuyu kendisinin adına değil de satış işlemi için tapuya birlikte geldiği davalı ... adına kayıt ettirdiğini, bununla birlikte davacıyı kendine güvendirerek anlaştıkları bedeli tapuda satış esnasında kendisine vereceğini söylediğini, fakat ödeme konusunda da davacıyı hileli davranışlarla kandırmış olduğunu, ayrıca kendisinin tapuda ilk defa satış işlemi yapmış olduğundan bu konuda deneyimsiz olduğunu, ...'in de bu durumdan faydalanarak tapuda satış yapılacağı esnada satış yapılan kişiyi değiştirdiğini ve taşınmazı ... adına kayıt ettirdiğini, bu hususta da hileli davranıldığını, ...'ın henüz 23 yaşında, düzenli bir işi olmayan maddi durumu son derece kötü, ailesinden aldığı yardımlarla kendisini geçindiren bir kişi olduğunu, ayrıca hileli davranışlarla davacıyı aldatan ...'in de bir çok kişiyi dolandırdığını ve bu suçtan dolayı yargılanıp ceza aldığını öğrendiklerini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline; olmadığı takdirde dava konusu taşınmazın satış zamanındaki rayiç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; davacının ileri sürdüğü iddiaların kabulünün mümkün olmadığını kendisinin taşınmazı 400.000,00 TL bedel ile satın aldığını, ancak rayiç bedelleri düşük göründüğü için tapuda 70.000,00 TL satış bedeli gösterildiğini, 100.000,00 TL'nin banka aracılığıyla, kalan bedelin ise tapu müdürlüğünde elden nakit olarak ödediğini, herhangi bir hile bulunmadığını, taşınmazın satışı konusunda anlaştıklarını, tapu devrinden önce satış bedelinin tamamının davacı tarafa ödendiğini, davacı tarafı kandırması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının kendisine karşı herhangi bir hile iddiasında bulunmadığını, ...'i tanımadığını, eğer ortada bir hile var ise dahi kendisinin bu hileden kesinlikle haberinin olmadığını, davacı taşınmazların bedelini almadı ise bu durumda taşınmazlar üzerine ipotek koyabileceği gibi ihtirazı kayıtlı olarak da satışı gerçekleştirme imkanına sahip olmasına rağmen bunları dahi yapmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça da anlaşıldığı ileri sürülen miktara ilişkin olarak mali durumun uygun olmadığı gibi, yine anlaşıldığı ileri sürülen ve dava dosyasında inşaat mühendisi tarafından sunulan bilirkişi raporu içeriğindeki rakamla da yaklaşık aynı değer olan 390.000,00 TL bedelin ödendiğine ilişkin yazılı delil sunulmadığı, davalı tarafın savunmalarının yazılı ve resmi bir belge niteliğinde olmayan salt soyut beyanlara dayandığı ve davalı tanıklarının soyut beyanlarının da dikkate alınamayacağı, aldatma (hile) sebebinin somut olayda olduğu görülmekle irade fesadı hallerinde sözleşme baştan itibaren geçersiz olduğundan tarafların karşılıklı aldıklarını iade etmekle yükümlü olduğunun somut olayda hukuken mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tapu iptali ve tescile karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; irade fesadına dayalı istemlerde iddianın ispatının her türlü delille mümkün olduğu, ispat külfetinin davacı yanda olduğu, dava dilekçesinde dava dışı ...'in hileli davranışları ile taşınmazın davalıya devrinin sağlandığının belirtildiği, davacı tanığı beyanında taşınmazın davalıya satışı hususunda hem kendisinin hem de davacının anlaştığı, bir kısım bedelin tahsil edildiği, ancak kalan kısımların ödenmediğinin belirtildiği, davalı tarafından davacıya yönelik hileli davranışlara ilişkin beyanda bulunmadığı, keza hileli davranışı olduğu iddia edilen dava dışı ... ile davalı arasında danışıklı ve eylem birliği içerisinde bir davranış olduğunun ve davacının zor durumundan faydalanmak suretiyle devrin sağlandığı hususunun ispat edilemediği göz önüne alınarak hile ve gabine dayalı tapu iptali ve tescil isteminin reddedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile sonuca ulaşılması doğru olmadığından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği, davacının terditli istemi olan bedelin tahsili isteminin değerlendirilmesinde; davaya konu taşınmazın yukarıda açıklandığı üzere geçerli bir satışa konu olduğu, davacı tarafından sözleşmede borç altına girilen taşınmazın davalı adına kayıt ve tescil edilerek asli edimin yerine getirildiği ancak dosya içerisindeki banka dekontuna göre davalının yükümlendiği asli edim olan bedelin ifasını tam ve eksiksiz şekilde yerine getirdiği hususunun yöntemince ispatlanamadığı, sadece 100.000,00 TL ödeme yaparak anlaşılan bedelin dörtte birini ifa ettiği, bilirkişi raporunda tespit edilen taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedeli nazara alınarak taşınmazın satış bedelinin ifa edilmeyen kısmına yönelik hüküm tesis edilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davacının hile ve gabine dayalı tapu iptal ve tescil isteminin ispatlanamadığından reddine, davacının terditli bedelin tahsiline yönelik isteminin kısmen kabulü ile 289.908,75 TL taşınmaz bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; dava dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü iddialarını yineleyip İlk Derece Mahkemesince verilen tapu iptali ve tescil hükmü ile hukuka uygun bir tespit yapıldığını, müvekkilinin iradesinin davalı tarafından sakatlandığını ve deneyimsizliğinden faydalanılarak hatalı bir kanı uyandırıldığını, davalının gerçeğe aykırı beyanlarının dosya kapsamında delillendirilemediğini, alınan bilirkişi raporu, tanık anlatımları ve diğer tüm deliller ile iddialarının herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesi ile; tapu iptali ve tescil talebinin reddine ilişkin kararın doğru olduğunu, ancak bedel talebinin kabulü yönünden verilen kararın hatalı olup bozulması gerektiğini, HMK'nın 190. ve TMK'nın 6. maddeleri gereğince herkesin iddiasını ispatlamak zorunda olduğunu, tapu devri esnasında davacı tarafın taşınmaz bedelini tam ve eksiksiz olarak aldığını beyan ettiğini, artık taşınmaz bedelinin ödenmediğini davacının ispatlaması gerektiğini, HMK 200 ve devamı maddelerinin resmi belgenin aksine parayı almadığını iddia eden davacı için uygulanması gerektiğini ve parayı almadığını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu ... ada 18 parsel sayılı taşınmazdaki 17 nolu bağımsız bölüm davacı ... adına kayıtlı iken 18.08.2020 tarihli satış işlemi ile davalı ...'a temlik edildiği, davacının iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmek suretiyle eldeki temyize konu davayı 24.03.2021 tarihinde açtığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 6.084,60 TL fazla yatırılan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.862,96 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.